VE HARİTA KONUŞTU ..


Astrolog sabit bir şekilde kaldı geriye giderek yaşamımın ayak ucuna vardım dedi.
Yıllardır alçalıyordum artık haritasını çıkardığım yolu rektifiye etmenin etki orbunu azaltmanın kendi şans noktamı bulmanın zamanı geldi,
Yaşamı karşıtlık içinde yaşadım evden eve geçiş yaptım benim olduğunu sandığım uzayı kaplayan büyük kütlelerle tutulmalar yaşadım.
BURÇLARIN anlaşılmaz dilinde konuştum hiçbir açı yapmadan, Başka insanların gezegenlerini birleştiren açılara dikkat ederek diğer insanların acı ve sevinçlerinin logaritmalarını hesaplayarak .
Benim olmayan bir GÜNEŞ’in yörüngesinde giderek, her bir sabit yıldızın kendi kozmik oyununu uzaktan gözlemleyerek kendi umutlarımın sapmasına şahitlik ederek.
‘artık’ dedi kendime paralel oluşturmanın esas yönümü belirlemenin zamanı geldi.
Sonra her gün kendi haritasının sembolleri içinde yüzdü, Onların gizli manalarına daldı…
Yaşamının başlangıcına her progresyonuna dikkat ederek, Sorularına simyasal cevaplar arayarak …
Ama HOROSKOP konuştu… Anlaşılmaz bir dille belirsiz sözlerle çılgın bir DELFİ KAHİNİ gibi… O ise Beyhude anlaşılması güç açılar çizdi. Astroidleri tutulmaları sabit yıldızları işaretledi.
Kozmobiyolojiyi harmonikleri denedi, BOŞU BOŞUNA… Her bir yol sadece teşhisi doğruladı. Reçeteyle ilgili hiçbir ipucu vermeden ortaya koymaya yetmedi her bir ıstırabın altında yatan lütfu, Her bir kareyi üçgene çevirebilmesi için…
Sonra delice bir öfke ile kitaplarını eşyalarını fırlattı bir kenara, Huzuru bulmak için sevdiği adamın resmine baktı uzun uzun…Şiirler yazdı uzun geceler boyunca vazgeçerek rüyalarından sabahın ilk Işıkları karanlık köşesini aydınlatana dek…
Gün üzerine ağardı sonra kalktı pencereleri açtı 12nci evinin ( İçsel gizli benliğinin ) Güneş ışınları yıkadı onu ,sıcaklık ve mucizeleri ile gözleri sönen yıldızların ayın solmakta olan yuvarlağının zevkine vardı…
Astrolog sabit bir şekilde durdu. Sessizce sakince ve sonra HARİTA konuştu. Ben bir haritayım dedi. Bir Pusula değil..Bir rehber değil KİTAP… Bir rehber değil.. Senin için kalın çizgilerle pek çok açı yol çizerim gidebilmen için ancak hangisini TAKİP edeceğini ..
Sadece SEN seçebilirsin şeklini sen doldurabilirsin. Kendi deneyimlerinin adımlarıyla… Bazı sırları ASLA vermeyeceğim araştırmalarını yolunu saptıracağım hayal kırıklığına uğratacağım seni……….
Kendi dönüşümünü gerçekleştirmeye zorlayacağım SENİ.. Seni dışa dönmeye mecbur bırakacağım… Günlük yaşamının sayısız mücadeleleriyle sana şafakta bir sessizlik anı bırakacağım. Ve sonra RUHUNUN derin dehlizlerine sürükleyeceğim.. Seni destekleyen aydınlamanı sağlayan içsel GÜNEŞ’ine …
Ve orada resmin gözler önüne serildiği tüm haritanın okunduğunu ANLAYACAKSIN!!!
Astrolog sabit bir şekilde DURDU…
Dar bir mercekten bakmıştım kargacık burgacık sembollere dedi. Keşfettiğim sadece mikroskobik gerçekler gözlerim tüm teleskobik gerçeklere kapalı , Ama yaşamımdaki her bir karşıtlık genişmi geniş Açılı bir mercek görüş açısı sonsuzluğa uzanan merkezde birleşen iki enerji hattı BİR OLMAK için…
Şimdi şafak vaktinde çarkın merkezine doğru gidiyorum… Gece ile Gündüz arasındaki boşluğa bir KÖPRÜ kurdum. Mimarı oldum ruhumu yenilendim. Her bir evimin penceresini açtım. Dönüştürdüm Işığı her bir şafağın enerjisi ile akan bir yaşama…
Yaşamımın bir köşesine VARDIM haritamdaki ACI gerçekleri gördüm dedi.. Artık ufka doğru yürümeye BAŞLAYACAĞIM

AstrodehA Şenay YANGEL

Evrendeki tüm hareketler kelebek etkisi örneği bizi de etkiliyor . Kuantsal bilinçle baktığımızda mesafe yok olur. Yıldızlar, planetler ve varolan her şey CANLI bir bütündür.... Ve bedenimiz de mikro bir evrendir...

Harun E. Kolçak

 

Yorum (yok) Yorum yaz! | Etiketler : VE HARİTA KONUŞTU,AstrodehA Şenay YANGEL,

ammy winehouse


Amy Winehouse- Rehab

AMMY WİNEHOUSE

Yorum (yok) Yorum yaz! | Etiketler : ammy winehouse videoları,rehab videosu,yabancı pop videolar

Dünyanın Utancı : Çocuk Askerler

Dünyanın Utancı : Çocuk AskerlerDünya genelinde çocuk asker sayısının net olarak bilinmemesine rağmen, Çocuk Asker Kullanılmasını Durdurma Koalisyonunun tahminlerine göre Dünyada 300.000 çocuk asker bulunmaktadır En kritik çocuk asker sorunu 100.000’e varan çocuk asker nüfusu, kimi yerlerde 9’a kadar inen yaş ortalamasıyla Afrika’da görülmektedir. Bununla beraber birçok Asya ülkesinde & Latin Amerika’nın bir kısmında & Avrupa ve Ortadoğu’da da çocuk askerler kullanılmaktadır.Çocuk askerlerin çoğunluğu değişik silahlı politik gruplara dahil edilmektedir. Bunlar, hükümete bağlı paramiliter gruplar ve çatışmaların yoğun olarak görüldüğü bölgelerdeki kendini koruma birimleridir. Diğer silahlı gruplar da hükümet karşıtı & etnik inanç temelli, diğer azınlıklar ve küçük gruplar veya hükümetle ve birbirleriyle toprakları ve kaynakları savunmak için savaşan gruplardır.
Bir çok ‘gönüllü’ araştırmaya göre;14-18 yaş arasında bulunan çocuk askerlerin çoğunluğu silahlı çatışmalara dahil olmak için birkaç seçenek görmektedir. Askere katılmanın sebepleri arasında silahlı çatışmadan geri de ailesini bırakarak kurtulma, ekonomik ve sosyal yapıların tahrip olması veya hükümet güçleri veya muhalif gruplar tarafından aile bireylerinin işkenceye maruz bırakılması veya öldürülmesi gibi sebepler yer alıyor. Çocuk yaşta asker olmanın diğer sebepleri arasında yoksulluk ve yeterli çalışma ve eğitim olanaklarının olmaması gelmektedir. Bir çok kızın çocuk yaşta asker olmasının sebepleri arasında ailevi sorunlar, şiddet ve cinsel istismar bulunmaktadır. Kız askerler, sıklıkla tacize, tecavüze maruz kalmakta casus olarak kullanılmakta ve eve geri dönüşlerinde aileleri tarafından damgalanmaktadırlar.

Çocuk Askerlerin Çığlığı:

Kongo Demokratik Cumhuriyeti
‘Yeni olmak, bir çok zor alıştırmayı yapamıyordum. Bu yüzden her sabah dayak yiyordum. Kamptaki iki arkadaşım dayak yüzünden öldüler. Askerler onları yaktılar. Ben hala onları düşünüyorum’
Eski bir çocuk asker. 2002

Sudan
‘SPLA’ya 13 yaşımdayken katıldım. Bahr Al Ghazal’lıyım. Beni 2001 yılında saf dışı bıraktılar ve Rumbek’e getirdiler, fakat ben hiçbir politik dokümanı vermemiştim. Şimdi, buradan hareket edemiyorum. Çünkü ailem hükümet güçlerinin saldırısıyla SPLA’ya katıldığım için öldürüldü. Şimdi niye geri dönüp tekrar SPLA’ya katılmadığımı merak ediyorum, arkadaşlarımın yarısı benden daha iyi görünüyor’
2004

Uganda
‘Kardeşimle beraber yakalandık. LRA bize kardeşlerimizin iyi hizmet veremediklerini söyleyerek bizi onları izlemeye götürdüler. Daha sonra sopalarla öldürene kadar dövdüler. Bunun bize güç vereceğini söylediler. En genç kardeşim 9 yaşındaydı’
13 yaşındaki eski bir çocuk asker

Zimbabwe
‘Yurtta hiçbir görevli yoktu ve bir gece tecavüze uğradık. Adamlar ve gençler karanlıkta yurdumuza girmiş ve bize tecavüz ediyorlardı. Sadece üzerinde birinin olduğunu biliyorsun, hiçbir şekilde kim olduğunu göremiyorsun. Ağladığımız zaman bizi sopalarla dövdüler. Bağırarak bu tecavüzü rapor etmeyeceğimizi söyledik. En gencimiz 11 yaşındaydı ve defalarca tecavüze maruz kaldı.’
19 yaşındaki bir kız

Hındistan
‘Arkadaşıyla beraber gruba katılmak için ormanın dışına kaçtılar. Silahı ilk eline aldığında 14 yaşındaydı. Okula gitmeyi sevdiğini söyledi fakat ailesinin yoksulluğu yüzünden eline silah aldı. Şimdi, silahın yardımıyla kendisine ve ailesine göndereceği yeterli kadar parası var’
16 yaşında bir çocuk asker

Endonezya
‘Biliyorum çalışmak tehlikeli ve ailem benim katılmama engel olmaya çalışıyor. Fakat bir şeyler yapmak istiyordum. Savaşa çağrıldım. Bütün risklere hazırım’
Mart 2004 17 yaşında bir çocuk asker

Burma
‘…diğer eğitilenler, eğer kaçmaya çalışanlar yakalanırsa ellerine ve ayaklarına ağaç dallarıyla vurulurdu. Kaçmalarına engel olmak için defalarca dövülür, sonrada bir yerlere kapatılırlardı.’
13 yaşında hükümet güçlerinden bir çocuk asker. 2003

Irak
‘Mehdi’nin ordusuna Amerikalılarla savaşmak için katıldım. Dün akşam tanka bir roket fırlattım’
Necef’te 12 yaşında bir çocuk

Kolombiya
‘Sana silah veriyorlar ve sen en iyi arkadaşını öldürmek zorunda kalıyorsun. Bunu sana güvenebilmek için yaptırıyorlar. Eğer arkadaşını öldürmezsen, arkadaşının seni öldürmesini istiyorlar. Yapmak zorundasın yoksa sen ölürsün. Bu yüzden kaçtım. Daha fazla dayanamazdım.’
7 yaşında paramiliter bir gruba katılan sokakta yaşayan bir çocuk

Sierra Leone
‘Parmakları kesilen insanlar, 10 yaşında bir kızın tecavüzden sonra öldüğünü ve birçok insanın canlı canlı yakıldığını gördüm. Defalarca içimden ağladım. Çünkü sesli ağlayacak cesareti bulamadım.’
Ocak 1999, 14 yaşında bir kız

Uganda
‘Sana bir mesaj vermek istiyorum. Lütfen dünyaya biz çocukların başına neler geldiğini söylemek için elinden gelenin en iyisini yap. Çünkü diğer çocuklar bu şiddete maruz kalmamalı.’
15 yaşında LRA’dan kaçan bir kız

Çocuk Askerler İçin Sizde bir şeyler Yapabilirsiniz
Uluslararası Af Örgütü Çocuk Askerlerin Kullanılmasını Durdurma Koalisyonuna üyedir. Çocuk asker kullanılmasının önlenmesi için Af Örgütünün çalışmalarına destek verebilir ve çalışmaları hakkında bilgi sahibi olabilirsiniz.

Detaylı bilgi için cocuk@amnesty-turkiye.org ile iletişime geçebilirsiniz.


Yorum (0) Yorum yaz! | Etiketler : DünyanınUtancı,Çocuk Askerler,Uluslararası Af Örgütü (UAÖ),cocuk@amnesty-turkiye.org

Minikler mart sonuna kadar yuvaya gitmesin..


Önlem Gerektiren  Tablo: Önümüzdeki süreçte daha fazla sayıda genç nüfus hastalanacak

Minikler mart sonuna kadar yuvaya gitmesin

Sağlık Bakanlığı Pandemi İzleme Kurulu Üyesi ve Marmara ÜniversitesiÇocuk Enfeksiyon Hastalıkları Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Mustafa Bakır, domuz gribinin yayılma hızının yüksek olduğunu,mevsimsel gripten farklı olarak toplumun daha büyük kesimini etkilediğini belirterek, “Önümüzdeki süreçte daha fazla sayıda genç nüfus hastalanacak ve bu gerçek, aşılanmayan bir toplumda hastalıktan etkilenecek ve kaybedilecek kişilerin sayısını artıracaktır” dedi.

“Hastalığın yayılmasında en etkili grup çocuklardır” diyen Prof. Dr. Bakır, aşılanmayacak çocuklara yönelik öneriler sundu. Prof. Dr. Bakır’ın dile
getirdiği en dikkat çekici önlem 4 yaş altı çocukların zorunluluk olmaması halinde mart ayı sonuna kadar yuvaya gönderilmemeleri yönünde. Bakır, küçükleri H1N1 gribinin etkilerinden korumaya yönelik önerilerini sıralıyor:

 Çocukları aileleri dışında kimse öpmemeli.
 Çocuklar oyun parklarında diğer çocuklarla ve oyuncaklarla temas etmeleriengellenmeli.
 Çocuklar kalabalık mekânlara götürülmemeli.
 Çocuklara sık sık ellerini yıkamaları, mendil veya dirsek içine hapşırmaları gerektiğiöğretilmeli.
 Evde hasta kardeş veya ebeveyn olması durumunda hasta olan kişiler maske takmalı ve çocukların odaları hastalık geçene dek ayrılmalı.
 2 yaş ve altında olan, kronik hastalığı bulunan çocuklar grip belirtileri başladığında doktor kontrolünde antiviral ilaçlarla tedavi edilmeli.
 Çocuklara zatürree aşısı yapılmalı.
 4 yaşından küçük çocuklar zorunluluk yoksa mart ayı sonuna kadar yuvayagönderilmemeli.

AŞIDA RİSK GRUPLARI:
Domuz gribinin 5 yaş altı çocuklarda ve kronik hastalığı bulunanlarda daha ağır seyrettiğini söyleyen Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Ana Bilim Dalı Öğretim üyesi Doç. Dr. Alpay Azap, bu gruptakilerin mutlaka aşı olması gerektiğine dikkat çekti. Hayatını kaybedenlerin büyük bölümünün bu gruba girdiğini belirten Doç. Azap, “Aşı olmamanın alternatifi hastalığı geçirmek, dışarıya çıkmamak, maske takmak, kendine çok dikkat etmek, birtakım bitkiler kullanmak gibi önlemler olabilir. Ama bunlar hastalanma riskini azaltabilir, engellemez. Çünkü şu an dolaşmakta olan virüsün bulaşıcılığı çok fazla ve toplumda buna yönelik hiçbir bağışıklık durumu söz konusu değil. Dolayısıyla aşılanmayan herkes bu hastalığı eninde sonunda geçirecek” dedi.

Alınacak Besinler

Başta C ve B vitamini olmak üzere çinko, selenyum gibi mineralleri almayı ihmal etmeyin.

Domuz gribi için hijyen yeterli değil.

Başta C ve B vitamini olmak üzere çinko, selenyum gibi mineralleri almayı ihmal etmeyin.

SDÜ Tıp Fakültesi öğretim üyesi Yrd. Doç. Dr. Gökben Çetin, domuz gribine karşı sadece hijyen tedbirlerinin yeterli olmayacağını, vücut direncine de dikkat edilmesi gerektiğini ifade etti.

Süleyman Demirel Üniversitesi Tıp Fakültesi Acil Tıp Ana Bilim Dalı öğretim üyesi, Araştırma Hastaneleri Başhekim Yardımcısı Yrd. Doç. Dr. Gökben Çetin, domuz gribinden korunmada vitaminlerin önemine dikkat çekti. Hastalığa karşı kişisel hijyen tedbirlerinin tek başına yetersiz kalacağını belirten Çetin, şunları söyledi: "Viral üst solunum yolları enfeksiyonları başta olmak üzere her türlü enfeksiyona açık olduğumuz kış mevsiminin başlaması, bağışıklık sistemimizi güçlendirmek için
daha fazla vitamin almamız gereken dönemin de başlangıcı olarak düşünülmelidir. Özellikle C vitamini başta olmak üzere B kompleks vitaminler ile yine antioksidan etkileri nedeniyle bağışıklık sistemini destekleyen "Eser Element" dediğimiz çinko, selenyum gibi minerallerin alınımına dikkat edilmesi hem içinde bulunduğumuz mevsim hem de H1N1pandemisinden kendimizi korumak için oldukça önemlidir" dedi.

Domuz gribinden korunmada hijyenin yanında bağışıklık sistemini destekleyen gıda tüketimine de dikkat edilmesi gerektiğini belirten Çetin, "Başta C vitamini olmak üzere B kompleks vitaminler, antioksidan özelliği olan A, D, E vitaminleri ve çinko, selenyum gibi eser elementlerin tüketimine özen göstermek sadece H1N1 değil, viral üst solunum yolu enfeksiyonları başta olmak üzere pek çok enfeksiyona karşı savunma sistemimiz güçlendirmeleri için de önemlidir. Antioksidanlarla güçlendirilmiş gıda tüketimi enfeksiyonlardan korunma yanında, yaşlanma etkilerinin geciktirilmesinden saç dökülmesinin önlenmesine,
hatta kanserden korunmaya kadar pek çok alanda yaşam kalitesini arttırmada yardımcıdır"diye konuştu.

Yorum (0) Yorum yaz! | Etiketler : domuz gribi önlemleri,Sağlık Bakanlığı Pandemi İzleme Kurulu

Atatürk Arboretumu


Arboretum'da Türkiye'nin her yöresinden bitki tipleri (ağaclar)
sergileniyor. Bütün ağaçların üstünde isimleri var.
Belgrad Ormanı'na giden yolun üstünde, gezmesi bedava,
mutlaka tavsiye ederim. Arabasız gidilebileceğini sanmıyorum.
Büyükdere Caddesinden Belgrad ormanına doğru giderken sol kolda
giriş kapısını görünüyor. Bahçeköy yakınlarında.
bu parkın pekçok margarin(rama) ve pek çok deterjan(çocukların böğürtlen topladığı)reklama ev sahipliği yaptığını duymuştum.Bu ne yaman bir çelişkidir..:))
Ataturk Arboretum'u dünyanın sayılı örneklerindendir;hatta sanırım Avrupa(yanlış olmasın)da 1.sırada... cok iyi korunuyor.

Atatürk Arboretumu hafta içinde ziyarete açıktır.

Ancak hafta sonları sadece serbest giriş kartı alanlar girebilir. Serbest giriş kartı ücret karşılığında yıllık verilir ve aileye geçerlidir. Her yıl yenilenmesi gerekir. Giriş Kartı başvurusu için başvuru formunu doldurup Atatürk Arboretumu'na ulaştırabilirseniz, başvurunuz değerlendirilecektir.
Okul, kulüp, şirket, dernekler gibi grup ziyaretleri ücretli olup, önceden telefonla randevu alınması gereklidir. Gruplara gezi başlangıcında arboretum ve bitkiler hakkında bilgi verilir. Randevu almak için 0(212) 2261929 nolu telefonu arayabilirsiniz.
Yangın kulesine çıkmayı da unutmayın!

Arboretumlar bilimsel araştırma ve gözlem amacıyla orijini ve yaşları belli, her biri doğru ve dikkatli bir şekilde bir araya getirilmiş olan çoğunluğu ağaç ve diğer odunsu bitki taksonlarının uygun seçilmiş alanlarda yetiştirilip sergilendiği tabiat parçalarıdır.

Başka bir açıdan bakıldığında arboretumlar eğitim ve bilimsel yanları ağır basan bilgi, emek ve sabırla meydana getirilmiş birer canlı bitki müzeleridir.

(Yani piknik alanı değil )

Fotoğraf ve Film Çekimi:
Atatürk Arboretumu'nda belirli şartlar ve ücret karşılığında profesyonel film ve fotoğraf çekimi yapmak mümkündür. 

 Atatürk Aboretumu haftasonu neden halkın ziyaretine kapalıdır?

Yedi piknik alanı ile İstanbul'un rekreasyon ihtiyacını karşılayan Belgrad Ormanı'nın bir parçası üzerinde yer alan Arboretum özellikle bahar ve yaz aylarında yoğun piknik baskısı altındadır. Koruma faaliyetlerini yürütecek eleman azlığı ve bu piknik baskısı haftasonu ziyaretlerinin şimdilik yalnızca kontrollü olarak yapılmasını olanaklı kılmaktadır.

Huzur dolu bir ortam özellikle İstanbul'da yaşayanlar ve kafa dinlemek isteyenlerin gitmesini tavsiye ederim. Haftaiçi ziyaretçilere açık olmasına rağmen çok sakin. Doğa ile başbaşa kalmak isteyenler durmayın bence. Dört mevsim ayrı güzel olacağını düşündüğüm bu yeri ben geçen hafta gezdim. Çamların kokusu o kadar güzel ki...  

 Taksimden Bahçeköy otobüslerine biniyorsunuz, valens kemerlerinin devamını gördükten 1 durak sonra iniyorsunuz ve az bir mesafe sonra ilk sola dönüyorsunuz. 5-10 dk yürüdükten sonra sol tarafta tabelayı görüyorsunuz.

Arboretum'a ulaşım için 4 Levent otobüs duraklarından 42m veya 42 numaralı Bahçeköy otobüsleri ile gidebilirsiniz . Yaklaşık 30 dakikalık bir mesafe

Orman fakültesinden 1 durak önce inince sol tarafa bentler bölgesine doğru yürüyerek 10 dk.

Araba ile Çayırbaşı veya Hacı Osman tarafından Bahçeköy yönüne dönüp, yaklaşık 10 dk kadar devam edin. Kemerleri geçtikten sonra sol tarafa Kemerburgaz yönüne dönün. 300-500 Mt kadar ilerde solda görülebilir. Kemerburgaz tarafından da gelinebilir.
Toplu taşıma ile 42 No'lu otobüs (Taksim- Orman Fakültesi) ile gelinebilir. 100 yıl Işıl okullarının önünde inip Kemerburgaz tarafına 15 Dk yürünebilir.

Sonbaharda, İstanbullu fotoğrafseverler için eşsiz manzaralar sunuyor.

 

Her mevsim ayrı güzel...  

Adeta cennet...  

 Arboretum ,İstanbul üniversitesi Orman Fakültesine bağlı. Kesinlikle çok güzel bir alan ..

 Bence herkez  burayı görmeli.

 

 

 

 

 

 

Yangın Kulesi 

 

Kaynak : http://www.orman.istanbul.edu.tr/muzeler/arboretum/index.htm

Yorum (4) Yorum yaz! | Etiketler : Atatürk Arboretumu,atatürk,Belgrad Ormanı

Eski, Yeniden Yer Beklemez..!!

Yeniye Yer Aç

Yorum (yok) Yorum yaz! | Etiketler : yeniye yer aç,yeninin sana gelmesıne izin ver,

bİZE herGün baYraM !!

SAĞLIKLI BAYRAMLAR DİLEĞİ İLE :)

Yorum (2) Yorum yaz! | Etiketler : bayram,kurban bayramı,kurbanlık,kurban kesme

nev -Hiç olayım derken Hep olmuşum

Yorum (yok) Yorum yaz! | Etiketler : NEV,nev dem,erkan oğur

Neden domuz gribi aşısı olmuyorum?

 Herkes bir hesap peşinde... Televizyonlara rating getirecek"heyecanlı/dikkat çekici" haberler lazım. Sağlık Bakanlığı da sorumluluğu üzerinden atmak için "Bakanlık olarak her türlü tedbiri aldık "kırmızı alarm" bile verdik daha ne yapalım" diyebilmenin hesabı yapıyor. Bu arada 20 milyon doz aşı için -tüyü bitmemiş yetim hesabından- hangi firmaya kaç para ödenecek merak ediyorum. Aşıya ayrılan para neticede bebek ölümlerini azaltmak, tüberküloz ve kalp hastalıklarını kontrol altına almak, böbrek yetmezliği ve diyaliz hastalarının dertlerine çare bulmak gibi ülkemizin öncelikli sağlık sorunları için ayrılan paradan kesilecektir.

> Netice olarak her kış birkaç posta grip salgını olan ülkemizde bu yılda grip salgınları olacak. İstanbul gibi büyük ve kalabalık şehirlerimizde işinden gücünden kalan insan sayısı çok olacak. Nasıl daha önceki griplerden ölen hastalar olduysa domuz gribinden ölenler de olacak. Tek fark, bu sene grip ilacı üreten ilaç firmaları kasalarını ağzına kadar dolduracaklar. (İlaç firmalarının domuz gribi aşısından kazanacakları paranın 50 milyar dolar olacağı söyleniyor. Seneye Türkiye'nin bütçe açığının da 50 milyar dolar olacağını söyleyeyim de paranın büyüklüğünü anlayın.) Eczahaneden tek tek satılan aşılardan kazandıkları para bu dev firmaları kesmiyor artık, devletlere toptan satış yapmak daha işlerine geliyor. Geçen sene "kuş gribiydi" bu sene "domuz gribi" seneye "Kenya'da bir eşekten insana eşek gribi virüsü geçti, dünya büyük tehdit aldında, eşek gribi aşısı olun" diyecekler, bu böyle uzayıp gidecek... Sahi yahu bu kuş gribine ne oldu? Milyonlarca tavuğu katlettik. Göçmen kuşlar kafamıza pisleyecek de grip olacağız diye ödümüz koptu. Kaç kişi öldü? Gripli kuşlar iyi mi oldu yoksa? Hayır efendim, şu anda da -milyonlarca yıldır olduğu gibi- vahşi doğada yaşayan milyonlarca kuşta grip var. Tek fark, gözü dönmüş ilaç firmalarının başka bir öcü bulmuş olmaları. Domuzdan geçen gribin daha korkutucu olduğuna karar verdiler. Bir bakıma iyi oldu zavallı kuşların peşini bıraktılar.

> Sevgili okurlarım, grip hastalığının öldürme oranı yaklaşık yüzde bir civarındadır ve ölen hastalar ileri çok yaşlı, şeker, böbrek, kronik akciğer hastalığı gibi ciddi rahatsızları olan kişilerdir. Sayın Bakanımızın açıklamasına göre de ülkemizde şimdiye kadar 472 kişi domuz gribine yakalanmış, ölen de olmamıştır. Yalnız bizim ülkede değil domuz gribinin Amerika ve diğer ülkelerdeki ölüm oranlarının da korkulduğu kadar yüksek olmadığı görülmüştür. Son WHO açıklamasında 191 ülkede tespit edilen ve laboratuvar tanısı konulan 300.000 vakanın sadece 3917 si kaybedilmiştir. Pek çok hastanın doktora ve hastaneye gitmeden ayakta atlattığı da göz önüne alınırsa ölüm oranının normal gripten sadece biraz daha yüksek olduğu görülmektedir. Sonuç olarak korkmaya, panik yapmaya gerek olmadığını söyleyebilirim. 

  DOMUZ GRİBİNE YAKALANMAMAK İÇİN NE YAPALIM?
> Domuz gribine ve diğer griplere yakalanıp yakalanmayacağınızı belirleyen en önemli faktör (elinizi yıkamanızdan da önemli) bünyeniz/genetik yapınız/ bağışıklık gücünüzdür. Virüs alan herkes grip olacak diye bir şart yoktur. Bağışıklık gücünüzün kuvvetli olması halinde virüsü almanıza rağmen grip olmayabilirsiniz.

  Domuz gribinden (ve diğer griplerden) korunmak istiyorsanız:

> 1-GÜNEŞLENİN. Güneşlenen insanların vücutları, virüslerle mücadelede çok önemli bir rol oynayan "antimikrobik peptid"ler üretir. Kat kat giyinen soluk benizli apartman çocuklarının devamlı grip olması buna karşılık yalın ayak, karnı açık gezen köylü çocuklarının hasta olmamasının nedeni "güneş"tir. Grip salgınlarının kışın sonbahardan itibaren ortaya çıkmasının nedeni de gün ışığının azalmasına bağlı olarak vücudun D vitamini üretiminin düşmesidir. Kandaki D vitamini seviyesinin 40 ng/ml altına düşmesi virüslere karşı koyma gücümüzü azaltır. Güneş ışığı almayan hapishane ortamında yaşayanlara verilen günlük 2000 IUlik D vitamininin gripal enfeksiyonları önlediği gösterilmiştir. Bugünden tezi yok evinizin güneş alan bir yerini, ya da iş yerinizdeki pencerenin yanını "güneşlenme alanı" olarak belirleyin. Kollarınızı, bacaklarınızı, eğer imkân buluyorsanız tüm vücudunuzu her gün on-on beş dakika güneşe gösterin.

> 2-YÜRÜYÜN. Günde yarım saatlik tempolu bir yürüyüş grip hastalığından korunmada en büyük yardımcınız olacaktır. ABD'de Washington Üniversitesinde yapılan bir çalışmada aşırı kilolu 115 kadın iki gruba ayrılmış, gruplardan birine sadece basit kültür-fizik hareketleri verilirken diğer gruptan her gün yarım saat yürüyüş yapması istenmiştir. 3 ayın sonunda yürüyüş yapmayan grupta grip görülme oranının "iki misli" fazla olduğu görülmüştür. Özetle; her gün yarım saat hızlı tempoda yürüyüş yapmanız grip olma riskinizi yarı yarıya azaltır.

> 3-SİGARAYI BIRAKIN. Sigara içenler hem daha sık grip olurlar hem de rahatsızlıkları daha ağır seyreder. Bronşlarına inen enfeksiyon uzun süren, bazen aylarca geçmeyen öksürük nöbetlerine neden olur. Grip muhabbeti önümüzdeki yıllarda da artarak devam edeceğine göre şimdiden sigarayı bırakmanızda yarar var.

> 4-ŞEKERİ KESİN. Şeker bağışıklık gücünüzü olumsuz etkiler. Kış boyunca şeker ve tatlı yemeyin. Kola ve gazlı içeceklerden, ketçap, mayonez ve hazır meyve suları gibi katkı maddeleri içeren yiyecek ve içeceklerden uzak durun.

> 5-UYUYUN. Günde 7-9 saat uyuyun. Hiçbir şekilde uykunuzdan fedakârlık etmeyin.

> 6-OMEGA 3. Haftada iki gün balık yiyin. Bu imkanınız yoksa her gün Omega-3 kapsülü yutun.

> 7-SARMISAK hem virüslere hem bakterilere etkili doğal bir antibiyotiktir. Koku sorununu halledebiliyorsanız günde bir diş sarımsak yemeye çalışın.

> NEDEN DOMUZ GRİBİ AŞISI OLMUYORUM?

> Ben grip aşısı ve domuz gribi aşısı yaptırmayacağım, eşime ve çocuklarıma da yapmayacağım. En son üç yıl önce grip olmuş, sadece bir gün işten eve erken dönmek zorunda kalmıştım. Bu sene de grip olursam eve erken döner istirahat ederim. (Eğer geçen üç yıl boyunca grip aşısı olsaydım, pek çok hastamın düştüğü yanılgıya ben de düşecek ve aşının beni koruduğunu sanacaktım.)

> 1. Domuz gribi aşısının koruyucu etkisi üzerinde fikir birliği yok, boş yere aşı olma ihtimalimiz çok yüksek. Üretici firmalar bile hala tek dozun mu iki dozun mu etkili olduğu konusunda karara varamadılar. Bu yüzden hastalarıma önermeden önce ilk yapılan aşıların sonuçlarını, aşının etkinliğini ve yan tesirlerini görmek istiyorum. Archives of Pediatric&Adolescent Medicine dergisinde yayınlanan bir makale geçen iki yılda grip aşısı olan çoçukların doktora ve hastaneye mürcaat sayılarında bir azalma olmadığını gösterdi.

> 2. Grip aşısının yaşlılarda gribe bağlı ölüm oranını azalttığı da bugüne kadar ispat edilememiştir. Örneğin Lancet dergisinde yayınlanan bir başka çalışma grip aşısının yaşlılarda zatüre riskini azaltmadığını göstermiştir.

> 3. Tüm grip aşılarında olduğu gibi grip aşısının da (çok nadir olarak görülse de) Guillain-Barre Sendromu, Occulo-Respiratory sendrom gibi son derece ciddi komplikasyonları vardır. "Kanser Aşısı" diye bir aşı olsa, hayati bir rahatsızlıktan kurtulma adına belirli bir risk göze alınabilir, bir hafta yatıp kalkılacak grip hastalığı için çok az da olsa riski göze almak istemiyorum.

> ŞU ANDA KİMLER DOMUZ GRİBİ AŞISI OLMALI?
> 1-Şu ana kadarki bilgiler, Domuz Gribinin hamilelerde zatürre gibi komplikasyonlara neden olduğunu (dört kat fazla hastaneye yatma) göstermiştir. Bu nedenle içinizde hamile olanlar veya bu kış sezonunda hamile kalmayı planlayanlar varsa aşı olmalarını tavsiye ediyorum.

> 2-Basit bir gribin hayati risk oluşturacağı kadar düşkün ve yaşlı insanların, başkaca önemli bir hastalığı olanların, örneğin; astım ve kronik bronşitli hastaların, kalp ve böbrek hastalarının, şeker hastalığı olanların, AIDS gibi kronik hastalığı olanların grip aşısı olmasında fayda vardır
>

> Dr. Murat Kınıkoğlu/20.10.2009
> www.doktormurat.net

Yorum (2) Yorum yaz! | Etiketler : Neden domuz gribi aşısı olmuyorum,h1n1,grip aşısı

Web Analytics