Etkili Öğretmenlik Eğitimi

Bir kişiyi 'olduğu şekliyle' kabul etmek, ancak içten bir sevgiyle olabilir; kabul edildiğini hissetmek sevildiğini hissetmek demektir. Psikolojide sevildiğini hissetmenin getirdiği olağanüstü gücü daha yeni fark etmeye başladık: sevildiğini bilmek, beden ve zihnin gelişmesine yardımcı olur ve psikolojik ve fiziksel zararları onarmada muhtemelen bilinen en etkili tedavi edici güçtür."

Etkili Öğretmenlik Eğitimi
Kitabın Adı :
Etkili Öğretmenlik Eğitimi
Kitabın Yazarı : Dr. Thomas GORDON
Yayınevi ve Adresi : Sistem Yayıncılık, İstanbul


Öğretme-öğrenme sürecinin etkili olabilmesi için öğreten ve öğrenen arasında çok özel bir ilişkinin kurulması gerekir. İşte bu kitapta öğretmenin söz konusu bağlantıları sağlayabilmesine yarayacak iletişim becerilerini ele almaktadır. Öğretmen ve öğrenci arasındaki ilişki, açıklık, önemsenmek, birbirine ihtiyaç duymak, birbirinden ayrı olmak, ihtiyaçlarını karşılıklı olarak giderebilmek özelliklerini içerirse, iyi bir öğretmen-öğrenci ilişkisi kurulmuş demektir.

Öğretmenler, sorun ortaya çıkınca, sorunları nasıl etkili bir biçimde tepki göstereceklerini bilemediklerinden yardımcı olamazlar. Öğretmen, öğrencinin davranışının kabul edilemez olduğu mesajını verir, onun değişmesini, sanki sorunu yokmuş gibi davranmasını ve sorunu ne olursa olsun onu bir kenara bırakmasını ister. Öğretmenin bu yaklaşım diline Etkili Öğretmenlik Eğitiminde "Kabul etmeme dili" denir. Bu dil iletişimin on iki engeli içermektedir. Bunlar öğrencinin öğrenmesini engelleyen sorunları çözmesinde gerekli olan iki yönlü iletişimi yavaşlatır, engeller ya da bütünüyle yok eder. Bu engelleri şöyle sıralayabiliriz :

1. Emir vermek, yönlendirmek,
2. Uyarmak, gözdağı vermek,
3. Ahlak dersi vermek,
4. Öğüt vermek, çözüm ve öneri getirmek,
5. Öğretme, nutuk çekmek, mantıklı düşünceler önermek,
6. Yargılamak, eleştirmek, suçlamak, aynı düşüncede olmamak,
7. Ad takmak, alay etmek,
8. Yorumlamak, analiz etmek, tanı koymak,
9. Övmek, aynı düşüncede olmak, olumlu değerlendirme yapmak,
10. Güven vermek, desteklemek, avutmak, duygularını paylaşmak,
11. Soru sormak, sınamak, sorguya çekmek, çapraz sorgulamak,
12. Sözünden dönmek, oyalamak, alay etmek, şakacı davranmak, konuyu saptırmak.

Sorunlu öğrencilere yardım etmenin etkili yollarını, usta danışmanlar kişiyi konuşmaya başlatmak ve onu dinleyerek yolunu açmak olduğunu söylerler. Etkili biçimde yardımcı olmanın dört farklı yolu vardır :

1. Edilgen Dinleme (sessizlik): Öğrenciye gerçekten kabul edildiğini duyumsatan ve sizinle daha fazla paylaşması için yüreklendiren çok güçlü bir iletidir.
2. Kabul Ettiğini Gösteren Tepkiler: Dinlerken, özellikle duraklamalarda gerçekten dinlediğinizi göstermek için sözlü ya da sözcük belirtileri vermeye "kabul tepkileri" denir. "Hı-hı", "evet", "anlıyorum" gibi...
3. Kapı Aralayıcı İletiler: Öğrenciler, bazen daha çok konuşmak ve konuşmaya başlamak için ek yüreklendirme beklerler. Bu iletilere kapı aralayıcılar denir. " İlginç, devam etmek ister misin?, söylediklerin çok ilginç " gibi.
4. Etkin Dinleme: Etkin dinleme öğrenmeyi kolaylaştırmada, sorgulamayı, yüreklendirme de öğrencilerin düşünme, tartışma, soru sorma ve araştırmada kendilerini özgür hissedecekleri ortamı oluşturmada güçlü bir araçtır. Dinleyenin yalnız duyduğunu değil, aynı zamanda doğru olarak anladığını da gösterir. Bu nedenle usta dinleyici etkin dinlemeyi daha yaygın kullanır.

Etkin dinleme öğrencileri belirli konular üzerinde tartışmaya yüreklendirir. Öğrenmeye direnci olan öğrencinin direncini kırar. Bağımlı ve boyun eğen öğrencilere yardım eder. Öğrencilerin olumsuz olaylarla ilgili duygularını sınıf içinde açıkça tartışmalarına yardımcı olur.

Etkin dinlemeyi kullanan öğretmenler, tartışma grubundaki öğrencilerin güçleri, yetenekleri ve özel ilgi alanları hakkında edindikleri bilgileri, daha sonra sınıf yararına kullanabilir. Öğrenmeye karşı direnme, öğrencinin bir sorunu olduğunu gösterir. Bu da etkin dinleme ile çözülür. Etkin dinleme bağımlı öğrencilere yardımda da kullanılır, sorunun sorumluluğunun öğrencide bırakılıp kendi çözümünü bulması sağlanır.

Öğrenciler sorun çıkarınca öğretmenler ne yapabilir? Bu sorunun cevabını ararken yazar, öğretmenlerin öğrencilerle yüzleşirken gönderdikleri iletileri üç ana başlıkta toplamıştır:

1. Çözüm iletileri
2. Bastırıcı iletiler
3. Dolaylı iletiler

Çözüm iletileri, öğrencilere tam olarak davranışlarını nasıl değiştireceklerini, ne yapmaları gerektiğini, ne yaparlarsa daha iyi olacağını ya da ne yapabileceklerini gösterir. Çoğu öğretmen çözüm iletilerini, kendi gereksinmelerini kısa yoldan elde etmek için kullanırlar. Yanlış olan, işe yaramaması ve yaradığı zaman bile taşıdığı gizli iletiler neden ile öğrenciyi küstürüp uzaklaştırmasıdır. Çözüm iletileri, öğrencilerinin öğretmenlerine aynen karşılık verme tehlikesini taşırlar.

Yargılamak, eleştirmek, suçlamak, aynı düşünceyi paylaşmamak, ad takmak, alay etmek gibi özellikler içeren bastırıcı iletiler, öğrenciler tarafından ya önemsenmez ya da yetersizlik duygularını pekiştirir. Öğrenciler genelde bunlara gülüp geçerler.

Dolaylı iletiler alay etmeyi, iğnelemeyi, takılmayı, utandırmayı içerir. Bunlar, çok gizli olduklarından ya anlaşılmazlar ya da öğretmenlerin sinsi davranışları olarak nitelendirirler.

Etkili öğretmenlik eğitiminde öğrencilerle daha iyi iletişim kurabilmek için öğretmenler sen-iletileri yerine, içinde sen zamiri olmayan ben-iletileri kullanmaları tavsiye edilmektedir. Sen iletiler öğrenciyi olumsuz yargılayan, ben-iletileri ise öğretmenin sorun karşısındaki duygularını dile getiren ilişkilerdir. Öğrenciler sen-iletileri ile hemen her zaman kötü olduklarını algılarlar. Ben-iletileri iki açıdan "yükümlülük iletileri" olarak adlandırılabilir:

1- Ben-iletilerini gönderen öğretmen, kendi duygularının bilincinde olmak için önce kendini dinleme ve duygularını tüm açıklığıyla öğrencileriyle paylaşma yükümlülüğü taşır.
2- Ben-iletileri, davranışın yükümlülüğünü öğrencide bırakır.

Ben-iletilerinin üç önemli ölçütü vardır:

1- Öğrencilerinin davranışını değiştirme ihtimali yüksektir.
2- Öğrenci ile ilgili çok az olumsuz değerlendirme içerir.
3- İletişimi zedelemez.

Ben-iletileri öğretmenleri saydam, dürüst, öğrencilerin kendileri ile anlamlı ilişkiler kurabilecekleri gerçek kişiler olarak gösterir ve yakınlığın gelişmesine yardım eder. Öğrenciler üzerinde etkili olabilmesi için ben-iletileri üç öğeyi taşımalıdır:

1. Sorun oluşturan davranışın tanımlarını içermelidir.
2. Öğrencinin kabul edilmeyen davranışını öğretmen üzerindeki kesin gerçek, somut etkisinin ona söylenmesidir.
3. Duyguların dile getirilmesidir.

Ben-iletilerinin olası tehlikeleri; bu iletileri uygulayabilecek kişinin kendini tüm çıplaklığıyla ortaya koyması, insanın kendini değiştirme ihtimali ve alması gereken sorumluluktur. Öte yandan etkili ben-iletileri, düşüncesiz kimseleri düşünceye yöneltir. Öğretmenlerin ben diliyle konuşmaları, öğrencilere insanlar arası etkili iletişimi öğretir. Çünkü onlar öğretmenlerini kendilerine model olarak alırlar.

Yazar, öğretmenlere sınıf ortamında karşılaşılabilecek sorunları önlemek için sınıf ortamına yenilikçi düşünceyi entegre etmeyi, sınıf ortamını değiştirmeyi, zenginleştirmeyi, yalınlaştırmayı, sistemleştirmeyi ve sınıfta zamanı verimli kullanmayı önermektedir. Öğretmenlerin öğretebildiği öğrencilerin öğrenebildiği, her birinin "insan" olabildiği zamanlardır. O zaman dersler her iki taraf için daha zevkli olacaktır.

Ben-iletilerinin etkisiz olduğu, sınıf ortamını değiştirmenin işe yaramadığı durumlar iki nedene bağlanabilir: Ya çocuğu kabul edilemez davranışa yönelten dürtü çok güçlüdür ya da öğretmeni ile iyi ilişkiler içinde olmadığı için onun ihtiyaçlarını umursamaz sonuç olarak, pek çok sınıfta öğretmen ve öğrenciler zaman zaman ihtiyaç çatışması yaşayabilirler. Bu amaçla öğretmenler genellikle otoriteye başvururlar. Öğretmenler, otoritenin nasıl kullanıldığını ve olumsuz etkiler yaptığını çoğu zaman bilemez ya da fark edemez. İki tür otorite vardır:

1. Birinci tür, uzmanlığa, bilgiye, deneyime dayanır. Bu otorite, çocukların kendilerine ve öğretmenlerine yakıştırdığı psikolojik boyut farklarını gösterir. Öğrenci büyüdükçe kendi psikolojik boyutu da büyür.
2. İkinci türü ise öğretmenin öğrenciyi ödüllendirme ve cezalandırma gücünden doğar. Öğretmen otoritesini ödül ve ceza gücünden alır.

Yazarın öğrenci-öğretmen çatışmalarında uygulanmasını önerdiği sistem kaybeden-yok yöntemidir. Bu yöntem, göreceli olarak eşit güçte olanlar arasındaki çatışmaların çözümünde etkili tek yöntemdir. Bu yöntem bir süreçtir. Kaybeden-yok yöntemini uygulayabilmenin ön şartları:

§ Etkin dinleme konusunda yetkinleşme gerekir.
§ Öğrencilerin duygu ve düşüncelerini olduğu gibi kabul gerekir.
§ Öğretmen doğru ben-iletisi ihtiyaçlarını açıkça ortaya koymalıdır.

Bu yöntemde sorun çözmenin aşamaları şöyledir:

1. Sorunu tanımlama,
2. Olası çözümler üretme,
3. Çözümleri değerlendirme,
4. En iyi çözümün hangisi olduğuna karar verme,
5. Bu kararları nasıl uygulanacağını belirleme,
6. Çözümün başarısını değerlendirmedir.

Yazar, yukarıda kısaca özetlenen konular dışında okul ortamında değerlerin çatışması ve çatışmalarla nasıl baş edilebileceğini, daha iyi bir öğretim için okulun nasıl iyileştirilmesi gerekliliğini, öğretmenler için problem çözmede grup toplantılarının önemini, toplantı öncesi ve sonrası yapılması gerekenleri detaylı olarak irdelemiştir. Bu kitap yalnızca sınıf ortamında iyi bir iletişim kurmak isteyen öğretmenler için değil, aynı zamanda günlük ve aile yaşantısında karşısındaki insanı anlamak ve kendini anlatmak isteyen tüm bireyler için okunması gerekli bir kaynaktır.

Yorum (yok) Yorum yaz! | Etiketler : Etkili Öğretmenlik Eğitimi, Dr. Thomas GORDON, Etkili Öğretmenlik Eğitimi kitabı

Mantığın Bittiği Yerde Aşk Başlar..!


Kişisel Gelişim/Üstün Dökmen Kitaplığı/Sistem Yayıncılık

"Küçük şeyler", üzerinde durup düşündükçe çoğalıyor, genişleyip derinleşiyor. Böyle olması da doğal olmalı. Yaşam da bir uçtan diğerine küçük şeylerden oluşmuyor mu?..

"Dostlarım" diyor yazar;

Küçük şeyleri, küçümsemeyin, fazla da önem vermeyin.
Küçük şeylere hakkını verin.
Küçük şeylere hakkını vermek, yaşama hakkını vermektir.
Eğer siz yaşama hakkını verirseniz,
Yaşam da size hakkını verir.

Ve hayatlarımızda büyük yer tuttuğu halde, bir türlü dilimiz varıp da adlandıramadığımız davranış biçimlerine, tuzağına düştüğümüz yaklaşımlara adlarını koyarak ışık tutuyor.
"Suflörlü yaşam", "tulumbacılık sendromu", "psikolojik düğümlerden kurtulmak" der, dediğini de akıcı, hayatın içinden diliyle açıklarken okuru alıp götürüyor.

Küçük Şeyler 2'de Üstün Dökmen, düğümlerimize, bizi düğüm olmaya sürükleyen yaklaşımlara parmak basmakla kalmıyor, çözüm yolları ve teknikler de sunuyor...



Duygular

Yazmakta olduğum tiyatro oyunlarından küçük bir bölümü televizyondaki 'Küçük Şeyler 'dizisine koyduk.
Söz konusu bölümde satranç oynamakta olan bir karıkoca arasında şu konuşma geçmektedir:
-Erkek:''Hayatım,atını almak zorundayım.''
-Kadın:''Aaaa,alma şekerim,ben onu seviyorum.''
-Erkek:''Ama hayatım,atını almazsam bu oyun satranç olmaktan çıkar.''
Bu noktada ben devreye girip ''Eğer ekek atı almazsa, bu oyun satranç olmaktan çıkar ama aşk olur.'' diyorum.Evet,gerçekten bazen mantığın bittiği yerde aşk başlar.
Pek çok aşk tanımı var,bunlardan bir tanesi şudur:Bizim için değerli bir kişi için mantıklı olmayan bir şekilde davranmayı tercih edebiliyorsak bu aşktır.Satrançta eşinin attını  almamak aşk sayılabilir.(Aşk ,karşılıklı olunca galiba daha iyi oluyor.Eğer erkek de diyelim filini seviyorsa ,kadın da onun filini almamalıdır.)İnsanların uzun yıllar sevgililerini beklemeleri,kimilerine göre mantıklı olmayabilir ama bekleyenlere göre aşktır.Cinsel aşkın yanı sıra başka aşklarda vardır;mesleğinize ,sanatınıza aşkla bağlanabilirsiniz.Geceler boyu uykusuz kalıp minnacık bir fırçayla yüzlerce nokta oluşturmak,kimilerine  göre mantıklı değildir ama size göre ,bana göre aşktır.Sizin kollarınızı kaldırıp kendı etrafınızda dakikalarca dönmeniz ,kimileri için mantıksızdır ama bu, bir Mevleviye göre ve bana göre aşktır.Bir bebeğin veya felçli hastanın kakasıyla uğraşmak bir açıdan mantıklı olmayabilir ama bir anne için,bir evlat için veya bir hemşire için,bu da bir aşktır.

Ben böyle düşünüyorum:Çocuğum veya öğrencilerim sözkonusu olduğunda ,zaman zaman ,belki de sıklıkla ,mantıklı olanı duygularıma üstün tutarım.Çünkü onların gelişiminden ben sorumluyum,onlara rehberlik etmek zorundayım.Bu yüzden onların iyiliği için bazen mantık duygularımdan önce gelebilir.
Ancak,annem,babam veya eşim söz konusu olduğunda durum değişir.Onlara karşı duygularımı mantığımdan üstün tutarım,çünkü onların gelişimlerinden,terbiyelerinden ben sorumlu değilim.Diyelim ki annem araba yolculuğunda şurada oturmak istiyor ama orada oturması pek mantıklı değil,diğer koltuğa oturmamız daha kolay,daha mantıklı.Bu konuda annemi ikna etmeye çalışmam,bu şeyin benim mantığıma uyup uymaması önemli değildir,eşime mantıklı geliyorsa veya sadece o öyle istiyorsa,konuyu tartışmam.Aynı duyarlığı eşimde bana sergiler.

Üstün Dökmen

Yorum (yok) Yorum yaz! | Etiketler : Mantığın Bittiği Yerde Aşk Başlar, aşk, Üstün Dökmen, Kişisel Gelişim, Küçük Şeyler 2, Sistem Yayıncılık, tulumbacılık s

KÜTÜPHANEMİZ :)

Yorum (yok) Yorum yaz! | Etiketler : kütüphanemiz

KÜTÜPHANEMİZ :)

Adı Afganistan

Uysal, Hasan

 

Bayburt

Adı Yemendir

Otyam, Fikret

1981

Yazko

Adilcevaz tarih,kültür ve turizm merkezi Adilcevaz belediyesi

 

 

Afrika günlüğü

Gültekin Çizgen

1995

Say yayınları

Afrika'dan Amerika''ya

Minkari, Tarık

1995

Milliyet

Ağırlamanın Püf Noktaları

Almelek, Alper

2002

Gezi

Ah Avrupa

Enzengberger, H.M.

1990

Metis

Akzambaklar Ülkesi Finlandiyaâ??da

Petrof,Grigori  Acaroğlu, Türker

1968

Yaylacık

Akzambaklar Ülkesi Finlandiya'da

Aytuna, Hasip Ahmet

1994

İnkılap

Alaska Kıyıları ve Kanada

Minkari, Tarık

1997

Milliyet

Amerika

Oktay, Afşin

1952

SezginBasımevi

Amerika Coğrafiyasının ana hatları

 

 

Amerikan basım ve k.m.

Amerika Mucizesi

Maurois, Andre

1945

Osmanbey Basımevi

Amerika yolculuğu)

Hülya Koç

1998

YKY

Amerikan Rapsodisi

Mehmet Altan

2000

Can yayınları

Amsterdam

 

 

 

Amsterdam yazıları

Ömer Faruk Ciraoğlu

1995

Pencere

Anılar,Portreler,Tören

Tarık Minkari

1996

AD

Ankaralı Gezginler

Timur Özkan

2006

Pelikan

Asya Mektupları

Berkes, Niyazi

1999

Y.K.Y.

Asya Yolları Himalayalar ve Ötesi

Mahruki, Nasuh

1999

Y.K.Y.

Asya'nın Yükselişi ve Düşüşü

Grenard, Fernand

1970

Devlet Kitapları

Avrupa'dan Çin'e

Şimşek, Mehmet

1990

Murat Ofset

Avustralya Gezileri, Yeni Zelanda

Minkari, Tarık

2004

Form

Avusturya Günlüğü

Arpad, Burhan

1948

Yeditepe

Ayubovan

Demirtaş, Evcan

2003

Beril

Azerbaycan - Özbekistan Bulgaristan

 

 

 

Balat ve çevresi

Jak Deleon

2004

Remzi

Baldyga

 

1988

 

Balkanlar

Balbay, Mustafa

1998

Çağdaş

Barcelona'dan Roma'ya

Kaplancı, Gökay

1999

Özel Basma

Batıya doğru

Çelik Yuzersoy

 

 

Baykal'dan Balkan'a

Berdinay Rahmankul

1997

Ahmet Yesevi Vakfı

Benim şehirlerim

Cengiz Çandar

1999

Iz Yayıncılık

Beyaz Zambaklar Memleketimde

Petrof, Grigori     Haydar, Ali

1930

DevletMatbaası

Beyaz Zambaklar Memleketinde

Petrof, Grenigori

1930

DevletMatbaası

Bilinmeyen İç Asya

Ligeti, L

1970

M.E.B.

Bir bilet al

Gizem Altın

2000

Gendaş A.S.

Bir cerrahın anıları

Tarık Minkari

1997

AD

Bir Dağcının güncesi

Nasuh Mahruki

1999

YKY

Bir Demet Pasifik

Paksoy, Nadir

1989

Beyber

Bir dinozorun gezileri

Mina Urgan

1998

YKY

Bir günlük dost

Üstün Akmen

1998

Cumhuriyet

Bir hayalin peşinde

Nauh Mahruki

1996

YKY

Bir Sahte Dervişin Orta Asya Gezisi

Vamberg, Arminivs

1993

Ses

Bir Siyah Saçlı Kadının Gezi Notları

Uzuner, Buket

1989

Gör Yayınları

Bir siyah saçlı kızın gezi notları

Buket Uzuner

1994

Gür Yayınları

Bir Uçtan Bir Uca

Altan, Çetin

1972

Dönem

Bir zirve daha var

Haldun Aydıngün

1996

Yayınevi Yayıncılık

Bize Göre Frankfurt Seyahatnamesi

Haşim, Ahmet

1986

M.E.G.S.B.

Brezilya

Ali

1932

MatbaaiEbuziya

Bulgaristan ve TürkBulgar ilişkileri

Pars Tuğlacı

1984

Cem

Burdurdan Damlalar

Hamit Çine

2003

Arzu Ofset

BURSA

Kültür Ofset Ltd.Şti

1997

ANKARA

Büyük Dünya Seyahatnamesi

Ibn Batıta

 

Yeni Şafak

Büyük Japonya

Sürreya, Samizade

2001

          

Büyük Kompozitörler

 

1969

Varlık yayınları

Coştum Koştum

Minkari, Tarık

1996

Milliyet

Çağlar içinde Antakya

Ataman Demir

1996

Akbank

Çelebi hem geziyor hem gülüyor

Tarık Minkari

2000

Doğan

Adı Afganistan

Uysal, Hasan

 

Bayburt

Adı Yemendir

Otyam, Fikret

1981

Yazko

Adilcevaz tarih,kültür ve turizm merkezi Adilcevaz belediyesi

 

 

Afrika günlüğü

Gültekin Çizgen

1995

Say yayınları

Afrika'dan Amerika''ya

Minkari, Tarık

1995

Milliyet

Ağırlamanın Püf Noktaları

Almelek, Alper

2002

Gezi

Ah Avrupa

Enzengberger, H.M.

1990

Metis

Akzambaklar Ülkesi Finlandiya’da

Petrof,Grigori  Acaroğlu, Türker

1968

Yaylacık

Akzambaklar Ülkesi Finlandiya'da

Aytuna, Hasip Ahmet

1994

İnkılap

Alaska Kıyıları ve Kanada

Minkari, Tarık

1997

Milliyet

Amerika

Oktay, Afşin

1952

SezginBasımevi

Amerika Coğrafiyasının ana hatları

 

 

Amerikan basım ve k.m.

Amerika Mucizesi

Maurois, Andre

1945

Osmanbey Basımevi

Amerika yolculuğu)

Hülya Koç

1998

YKY

Amerikan Rapsodisi

Mehmet Altan

2000

Can yayınları

Amsterdam

 

 

 

Amsterdam yazıları

Ömer Faruk Ciraoğlu

1995

Pencere

Anılar,Portreler,Tören

Tarık Minkari

1996

AD

Ankaralı Gezginler

Timur Özkan

2006

Pelikan

Asya Mektupları

Berkes, Niyazi

1999

Y.K.Y.

Asya Yolları Himalayalar ve Ötesi

Mahruki, Nasuh

1999

Y.K.Y.

Asya'nın Yükselişi ve Düşüşü

Grenard, Fernand

1970

Devlet Kitapları

Avrupa'dan Çin'e

Şimşek, Mehmet

1990

Murat Ofset

Avustralya Gezileri, Yeni Zelanda

Minkari, Tarık

2004

Form

Avusturya Günlüğü

Arpad, Burhan

1948

Yeditepe

Ayubovan

Demirtaş, Evcan

2003

Beril

Azerbaycan - Özbekistan Bulgaristan

 

 

 

Balat ve çevresi

Jak Deleon

2004

Remzi

Baldyga

 

1988

 

Balkanlar

Balbay, Mustafa

1998

Çağdaş

Barcelona'dan Roma'ya

Kaplancı, Gökay

1999

Özel Basma

Batıya doğru

Çelik Yuzersoy

 

 

Baykal'dan Balkan'a

Berdinay Rahmankul

1997

Ahmet Yesevi Vakfı

Benim şehirlerim

Cengiz Çandar

1999

Iz Yayıncılık

Beyaz Zambaklar Memleketimde

Petrof, Grigori     Haydar, Ali

1930

DevletMatbaası

Beyaz Zambaklar Memleketinde

Petrof, Grenigori

1930

DevletMatbaası

Bilinmeyen İç Asya

Ligeti, L

1970

M.E.B.

Bir bilet al

Gizem Altın

2000

Gendaş A.S.

Bir cerrahın anıları

Tarık Minkari

1997

AD

Bir Dağcının güncesi

Nasuh Mahruki

1999

YKY

Bir Demet Pasifik

Paksoy, Nadir

1989

Beyber

Bir dinozorun gezileri

Mina Urgan

1998

YKY

Bir günlük dost

Üstün Akmen

1998

Cumhuriyet

Bir hayalin peşinde

Nauh Mahruki

1996

YKY

Bir Sahte Dervişin Orta Asya Gezisi

Vamberg, Arminivs

1993

Ses

Bir Siyah Saçlı Kadının Gezi Notları

Uzuner, Buket

1989

Gör Yayınları

Bir siyah saçlı kızın gezi notları

Buket Uzuner

1994

Gür Yayınları

Bir Uçtan Bir Uca

Altan, Çetin

1972

Dönem

Bir zirve daha var

Haldun Aydıngün

1996

Yayınevi Yayıncılık

Bize Göre Frankfurt Seyahatnamesi

Haşim, Ahmet

1986

M.E.G.S.B.

Brezilya

Ali

1932

MatbaaiEbuziya

Bulgaristan ve TürkBulgar ilişkileri

Pars Tuğlacı

1984

Cem

Burdurdan Damlalar

Hamit Çine

2003

Arzu Ofset

BURSA

Kültür Ofset Ltd.Şti

1997

ANKARA

Büyük Dünya Seyahatnamesi

Ibn Batıta

 

Yeni Şafak

Büyük Japonya

Sürreya, Samizade

2001

          

Büyük Kompozitörler

 

1969

Varlık yayınları

Coştum Koştum

Minkari, Tarık

1996

Milliyet

Çağlar içinde Antakya

Ataman Demir

1996

Akbank

Çelebi hem geziyor hem gülüyor

Tarık Minkari

2000

Doğan

Çin Sanatını Tanıyalım

Soley, Eren

1978

Yorum (yok) Yorum yaz! | Etiketler : KÜTÜPHANEMİZ

Web Analytics