GÖZLER



Suriye'nin kadın Devlet Bakanı Bouthaina'dan:
(Son zamanlarda duyduğum en doğru söz bu...)

"Kadınları türban değil, gözündeki ifade korur. "
Alt tarafı bir çift organla bu kadar çok iş başarıldığı görülmemiştir.
Yeryüzündeki bütün canlıların gözleri sadece, bakıp görmeye yaradığı
halde kadın kısmı, neredeyse bir tek ortalığı süpüremez gözleriyle...
Sever, sevişir, beğenir...
Döver, küser, barışır...
Nefret eder, hesap sorar, azarlar...
Kovar, bağırır, çağırır, alay eder...
Erkek de bir insanoğlu, o da yapar demeyin!
Erkekler her durumda öyle bön bön bakarlar.
Asla, ne demek istediklerini anlamazsınız.
Gözlerini konuşturan sadece kadınlardır.
Çocukluğunuzu düşünün...
Annenizin bin türlü bakışı gelecektir aklınıza.
Misafirler gitsin, ben sana gösteririm bakışı...
Hadi artık odana git, yat bakışı...
Ağzını şapırdatma! bakışı...
Kıçım tutulsaydı da seni doğurmasaydım bakışı...
Aynı babası bakışı...
Babanızdan bir bakış var mı, aklınızda?
Hiç zannetmiyorum olduğunu.
Babayla göz göze bile gelinmez öyle zırt pırt.
Şimdi de
büyüklüğünüzü düşünün...
Kaç kadın bir bakışın peşinden gitmiştir?
Hiç..
Peki kaç erkek bir bakış uğruna odu ocağı terk etmiştir?
Çookk..
 Uyku
 
BİR KADIN GİTTİĞİNDE........(BEKİR COŞKUN)
Onlar bir gün çekip gittiklerinde, peşlerinde "yetim-öksüz" kalan çok olur.
Mutfaktaki dolap, perdeler, kavanozun içindeki eski düğmeler, özenle
saklanmış küçülmüş giysiler, dolap diplerindeki kurdeleler...
Sabah karanlığında mutfaktan gelen tıkırtılar susar,  yetim kalmıştır tabaklar.
Bir kadın gittiğinde hep suyu unutulur saksıların.
Sık sık boynunu büker "sarıkız".
O teki kalmış eski bardağın anlamını bilen olmaz
Değerini kimse anlayamaz  krom hac tasının.
Balkon artık sessizdir
Koridor kimsesiz.
Bir kadın gittiğinde...
Bir kadın gittiğinde ne çok kişi gider aslında;
Bir ağır işçi, bir temizlikçi, bir bakıcı, bir bahçıvan, bir muhasebeci...
Bir anne gider....
Bir dost...
Bir arkadaş...
Bir sevgili...
Ne çok kişi yok olur bir kadın gittiğinde...
Hep böyle olur; bir kadın gittiğinde; övgüler, uyarılar, yakınmalar,
dualar  yetim kalır.
Kapı eşiğindeki "Dikkat et..." duyulmaz,
Annesi gitmiştir "geç kalma"nın.
Kadınlar,arkalarında büyük boşluklar bırakarak
giderler.
Bir kadın gittiğinde pek çok kişi gitmiştir aslında
Ve bir kadın gittiğinde pek çok "yetim" bırakmıştır arkasında.
Hayatınızdaki kadını yitirmemeniz dileğiyle.Gözler

Yorum (1) Yorum yaz! | Etiketler : Suriye'nin kadın Devlet Bakanı Bouthaina, türbanlı kadın, kadın erkek ilişkileri

Kadınların Evrimi :))



Öpücük
1950'li yıllardaki kadınlar ile, 2000'li yıllardaki kadınların görevleri arasındaki farklılıklar.

Aşağıdaki yazı 1950 yılında Amerika'da lise (kız) öğrencileri için, evliliğe hazırlık amacı ile düzenlenmiş Ev Ekonomisi kitabından alınmıştır.


1. Yemeği tam zamanında hazırlayın: Önceden plan yapın, hatta bir gece önceden yemeği tam zamanında masaya koymak için her şeyi önceden düşünün. Bu şekilde, eşinize O'nu düşündüğünüzü ve ihtiyaçlarına karşı duyarlı olduğunuzu göstermiş olacaksınız. Bir çok erkek eve geldiklerinde aç olurlar ve nefis bir yemek ihtiyaçları olan sıcak karşılamanın bir parçasıdır.

2. Kendinizi hazırlayın: Son 15 dakikayı dinlenmek için ayırın, böylece eşiniz eve geldiğinde kendisine hoş görünebilirsiniz. Makyajınızı tazeleyin, saçınıza kurdele koyun ve canlı görünün. Unutmayın kocanız bütün gündür yorgun insanla çalıştı. Neşeli ve ilgili görünün. Sıkıcı bir günün ardından biraz keyiflenmeye ihtiyaç dayacaktır.

3. Dağınıklığı toparlayın. Eşiniz eve gelmeden önce evin her tarafını dolaşın ve kitap, oyuncak, gazete gibi ortalıkta dağınıklık yaratan bir şey varsa düzeltin. Sonra masaların üzerindeki tozları alın. Böylece eşiniz eve geldiğinde, cennette olduğunu düşünecektir.

4. Çocukları hazırlayın: Eğer küçükseler, ellerini ve yüzlerini yıkayıp, saçlarını tarayın, gerekiyorsa kıyafetlerini değiştirin. Çocuklar küçük bir hazinedir ve eşiniz özenli görünmelerini isteyecektir.

5. Gürültü olmamasını sağlayın: Kocanız eve geldiğinde çamaşır makinası, kurutma makinası, süpürge yada mikser gibi gürültü yapan tüm aletleri kapatın. Çocuklara sessiz olmalarını söyleyin. Eşinizi sevinçle karşılayın ve sıcak bir gülümseme ile kapıyı açın.

6. Yapılmaması gerekenler: Eşinizi şikayetler ve problemlerle karşılamayın. Yemeğe geç kaldı ise şikayet etmeyin. Bütün gün işyerinde yaşadığı zorluklardan sonra bunu önemsiz bir sorun olarak görün.

7. Rahat etmesini sağlayın: Rahat bir koltukta uzanmasını sağlayın yada biraz yatak odasında dinlenmesini önerin. Eşiniz için sıcak yada soğuk bir içeceğin hazır olmasını sağlayın. Yastıklarını düzeltin ve ayakkabılarını çıkarmayı önerin. Kısık, yumuşak ve hoş bir ses tonu ile konuşun. Rahatlamasını ve dinlenmesini sağlayın.

8. Eşinizi dinleyin: Söylemek istediğiniz yüzlerce konu olabilir, fakat eve gelir gelmez konuşmaya başlamayın. Önce O'nun konuşmasına izin verin.

9. Geceyi O'na ayırın: Eğer sizi dışarı yemeğe yada eğlenmeye götürmüyorsa şikayet etmeyin. Aksine iş yerinde yaşadığı zorlukları ve ne kadar yorulduğunu düşünün Eve gelip dinlenme ihtiyacını anlamaya çalışın.

10. Hedefiniz: Evinizi, kocanızın rahat hissedeceği, düzenli ve huzurlu bir yer haline getirmeye çalışın. .


Şimdi 2000'li yıllar için yenilenmiş kurallar.
Ninja

1. Yemeği hazırlayın: Yemek rezervasyonunu önceden yapın. Eğer gün çok yoğun geçiyor ise, eşinizin telefonuna nerde ve ne zaman yemek istediğinizi açıklayan bir mesaj bırakın. Bu eşinize gününüzün ne kadar kötü geçtiğini ve sizi neşelendirmesi için ortam yaratması gerektiğini anlamasını sağlayacaktır..

2. Kendinizi hazırlayın: Eve dönüş yolu üzerinde kozmetik bölümü olan mağazalardan birine uğrayıp bedava ürünlerle kendinize biraz çeki düzen verin. Bu neşenizi yerine getirecektir ve eşiniz her ağzını açtığında sinir olmanıza engel olacaktır. (O'nun kredi kartını kullanmayı unutmayın!)

3. Dağınıklığı düzeltin: Temizlikçiyi çağırın; kocanızın ve çocukların ortalıkta bıraktığı her şeyin yardım kuruluşlarına gönderilecek kutunun içine koymasını söyleyin.

4. Çocukları hazırlayın: Çocukları Nintendo oynamaları yada televizyon seyretmeleri için odalarına gönderin.

5. Gürültüyü azaltın: Eğer eşinizden önce eve gelmeyi başarabilirseniz, kendisini banyoda ve kapı kitli olarak karşılayın..

6. Yapılmaması gerekenler : Eşinizi şikayetler ve problemleriniz ile karşılamayın. Bırakın önce O konuşsun, böylece sonrasında, sizin şikayetlerinize daha önemli olacak ve akşam yemeği boyunca aklında kalacaktır. Eğer yemeğe geç kaldı ise şikayet etmeyin, basitçe artıkların buzdolabında olduğunu ve bulaşıkları kendisine bıraktığınızı söyleyin.

7. Rahat etmesini sağlayın: Üşümüş ise battaniyeyi nerde bulacağını söyleyin. Bu sizin gerçekten değer verdiğinizi gösterecektir.

8. Eşinizi dinleyin: Ama asla son sözü söylemesine izin vermeyin.

9. Geceyi eşinize ayırın: Sizi gece dışarı yemeğe yada eğlenceli bir yerlere götürmüyor ise şikayet etmeyin, bir arkadaşınız ile gidin yada alışverişe çıkın (O'nun kredi kartını kullanın).

10. Hedefiniz: 'Bencil, sadece kendini düşünen, işe yaramaz bir insan' olduğunu kafasına bir vazo atarken ifade etmekten kaçınmak ve ilişkinizi mümkün olduğunca dostça tutmaya çalışmak.....Ünlem
Hasta

Blogcu notu:

Bence fazla kasmamak en iyisi...:))


Dil

Yorum (1) Yorum yaz! | Etiketler : Kadınların Evrimi , 1950'li yıllardaki kadınlar , Amerika'da lise (kız) öğrencileri, evliliğe hazırlık amacı ile düzenle

Kayıp Kıta Kadın :))



Kadin denilen kayıp kıtayı keşfe çıkan milyonlarca erkek, coğu zaman eli boş döner açık denizlerdeki bu nafile seferlerinden ...

Keşfettiğini sananlarsa bir süre sonra (belki birkaç sene, belki birkaç saat) ayak bastıkları kıtayı bambaşka bir iklime bürünmüş bulunca, Kolomb sendromuyla "Acaba yanlış kıtada mıyım " telaşına kapılırlar. Oysa genellikle kıta değildir yanliş olan; kaşifin kıtayı algılayış biçimidir ... Asgari topografya bilgisinden yoksun oluşudur ...

Kıta'nın bazen kaşife göre mevsim değistirebilen, aynı anda birkaç iklimi bir arada yaşayabilen potansiyelini algılayamayışıdır ... Güverteden karanın görünüşüyle, kıtadan kaşifin görünüşü arasındaki farkı kavrayamayışıdır. Bu pusula hatasından ötürü, kaç erkek olağanüstü bir keşfin kenarından dönmüştür, kaç kaşif, henüz keşfetmediği kıtaları yok sayarak gerçek yüzölçümünü bilmeden yaşadığı bir kıtanın kıyısında tüketmiştir nihayatini kimbilir ?

Ve kimbilir kaç kıta uzaktan gülümseyerek izlemiştir, çevrede kendisini arayan şaşkın kaşiflerin nafile turlarini ...

Can Yücel

Yorum (yok) Yorum yaz! | Etiketler : can yücel, kadın, kayıp kıta, güverte, erkekler, colomb sendromu, kaşifler, topografya

Seksi Topuklu Ayakkabılar :)) Zararlı mı Yoksa ?

bale-bacak
Kadınlar için belki de hayatlarında en önem verdikleri şeylerden biri ayakkabılarıdır. Birçok sosyal araştırmanın bizlere gösterdiği bu bilgi sayesinde bu konuda da sağlıklı önerilerimizi sizlere sunuyoruz. Topuklu ayakkabılar çok güzel durabilir, sizi iyi hissettirebilir. Fakat bir süre sonra bu his gerçekten kötüleşebilir.

Amerikan Hackensack Üniversitesi direktörü doktor Morris Morin bu konuyu şöyle açıklıyor: “ Uzun süreli olarak kullanıldığında, topuklu ayakkabılar çok acı verici olabilir. Özellikle topuk ve bileklere verdiği zarar gittikçe artar. Bunun psikolojik açıdan da kötü yanları bulunuyot. Amerikan Pediyatri Derneği ile yaptığımız bir araştırmada, topuklu ayakkabından vazgeçemeyen kadınların %42’isinin acı hissettikleri fakat görünüşün daha önemli olduğunu belirtiyor. Bu, üzerine düşünülmesi gereken bir konu.”
Topuklu-Ayakkabinin-Zararlari-ve-RealAge-onerileri
Peki yapılması gereken nedir? Doktorlar, eğer sürekli topuklu ayakkabı giymek zorunda iseniz bazı önlemler almanız gerektiğinizi belirtiyor.

Topuklu veya topuksuz, eğer ayağınızın doğal şeklinden daha farklı bir yapıya sahip ayakkabı giyerseniz bu acı yaratır. Fazla sıkı olması ağrı, fazla bol olması da burkulma riskiyle karşı karşıya bırakır. Topuklu ayakkabının ekstra zararı ise, vücudunuzun bütün ağırlığını topuklarınız üzerinde toplamanız, onları taşıyabileceklerinden daha ağır bir görevle tek başlarına bırakmanızdır.

Topuklu ayakkabı, direkt olarak ayakta parmağın üzerindeki baskı şişliği olarak adlandırılan bunyona neden olmaz, fakat oluşması için yardım eder.

Bu anormal kemiksi şişlikler önce başparmak ile başlar ve diğer parmakları zorlar. Böylesi bir durumda, başparmağınız doğal yerini değiştirir ve bu da ağrıya neden olur. Bu durumda ayak başparmağınız ayağınızın dışına doğru taşarak normal profilinden ayrılır ve ağrıya neden olur.
Topuklu-Ayakkabinin-Zararlari-ve-RealAge-onerileri
Uzmanlar ayakların yaşlanma ile birlikte çok değiştiğini de belirtiyorlar. 20’lerinde ve 30’larında daha az tehlikeli olan topuklu ayakkabı giymek, 40’lı ve 50’li yaşlarda daha nadiren tercih edilmelidir. Yaşlandıkça ayaklarınızı koruyan yağ depozitlerinin oluşumu da yavaşlar ve azalır.

Ayaklardaki kırışıklıkları yok etmek silikon enekte edilmesine de kesinlikle karşı olan Dr. Morin, bu tarz operasyonların sonuçlarının riskli olduğunu belirtiyor. Özellikle silikon enjekte edilmiş bir ayağın topuk üzerinde tüm vücut ağırlığını taşıması da ayrıca tehlikeli.
Topuklu-Ayakkabinin-Zararlari-ve-RealAge-onerileri

Topuklu Ayakkabıdan Vazgeçemeyenler İçin Öneriler

Sneaker tarzı spor ayakkabıları tercih etmeyerek, zararlarını okuduktan sonra, topuklu ayakkabıdan yine de vazgeçemem diyorsanız  sizler için bazı öneriler hazırladık. 

1: Olabilecek en uygun topuklu ayakkabıyı tercih edin. Bunun anlamı topuk dışında, ayakkabının iç konforu size uygun olsun. En azından topuğunuz ve yer seviyesi arasına bir cep telefonu sığmasın!

2: Silikon tabanlardan kullanabilirsiniz. Olası kayma ve düşme durumlarında, şoklara karşı olan emme gücü sayesinde ayağınız için iyi bir koruyucu olacaktır.

3. Kalın topukları tercih edin. Ayakkabınızın topuğu ne kadar kalın olursa, üzerinde taşıdığı ağırlığı yayma konusunda daha başarılı olur. Aynı zamanda aşil tendonunuz ile ilgili olası sorunların da büyümesini engelleyebilir.

5. Ayağınız ağrımaya başlarsa kesinlikle bir pediyatrite görünün. Ona sorunlarınızı anlatın ve ağrınızı sakın hafife almayın.
Topuklu-Ayakkabinin-Zararlari-ve-RealAge-onerileri

Yorum (yok) Yorum yaz! | Etiketler : Topuklu Ayakkabının Zararları, Amerikan Hackensack Üniversitesi , AYAK BAKIMI

Ben Bir Kadınım



Ben bir kadınım

Ben bir kadınım; doğduğumda aileme çocuk sahibi olmanın mutluluğunu
yaşatmak dışında soy devam ettirebilme yeteneği taşımadığımdan çoğu zaman evlattan sayılmayan...

Ben bir kadınım; okulda ağabeylerime kaç kardeşsiniz sorusu sorulduğunda "iki kardeşiz bir de kız var" yanıtı verdiren.

Ben bir kadınım; ilk oyuncağı bebek olan; çünkü büyüdüğünde en önemli işi çocuk doğurup bakmak olacak olan...

Ben bir kadınım; biraz haylaz ve hırçınsam "erkek Fatma" diye anılan...

Ben bir kadınım; uslu ol, hanım hanımcık dur, fingirdeme sözlerini pek küçücükken duymaya başlayan...

Ben bir kadınım; ev içi işleri yapmayı öğrenerek geçirdiğim çocukluğum yüzünden aslında gelişebilecek bir çok yeteneğimi açığa çıkarma fırsatı bulamayan...

Ben bir kadınım; okumasına ne gerek var zaten evlenecek o denilen. Ne
kadar okuyacağına bile evin erkeği tarafından karar verilen...

Ben bir kadınım; törelerin zincirinden halâ kendini kurtaramayan.... Halâ töre cinayetlerine kurban giden... işlenen cinayette hem kurban hem de suçlu olan...

Ben bir kadınım; sokakta saldırıya uğrasam o saatte orada ne işi vardı denilen...

Ben bir kadınım; aynı emeği harcadığım bir erkekten çok daha az kazanan... Ev içinde harcadığım emek ise hiçe sayılan...

Ben bir kadınım; her başarılı erkeğin arkasında duran.. bir türlü kendi başarılarıyla anılamayan... o başarılı erkek için hiç durmadan çalışan...

Ben bir kadınım; bana dayatılan güzellik anlayışları içinde çırpınan... Bu çırpınış sırasında bir anda metalaştırılan...

Ben bir kadınım; başarmaya başladığım her işin arkasında garip yatak
odası hikayeleriyle anılan...

Ben bir kadınım; doğduğunda babasına evlendiğinde kocasına ait olan....

Ben bir kadınım; oynak kalçalarımla anılan ve dünyanın en büyük
şairlerinden biri için bile 'bizim' kadınlarımız olan....

Ben bir kadınım; başarılı erkek nesline ilk günahını işleten....

Evet ben bir kadınım; gelecek güzel günlere gebe... içinde taşıdığı umudu yarınlara sunmaya hazır. Karların arasından boynunu uzatan çiğdemlerle galanthusların naifliğini ve bu görüntünün altındaki inanılmaz direngenliği taşıyan... Kimsenin olmayan kimseye sahip olma telaşı da taşımayan... Hayatını kendi ellerine almak isteyen... sunulan kandırmaca haklarla yetinmeyecek olan.... Emeğimin hakkı için yıllarca önce kazandığım bir günün içini çiçeklerle böceklerle boşaltmanıza izin vermeyecek olan....

Ben bir kadınım; umudum ben...

Özerdim

Yorum (yok) Yorum yaz! | Etiketler : ben bir kadınım, eşitlik, kadın hakları, kadın erkek ,

Kadın Erkek İnsan Olmak ..




Dünyadaki her “insan” maddi manevi özgür olana kadar, hic kimse “özgür” sayılmaz.

Her insana özgürlüğün, refahın ve başarının yolu acılmadan, hic kimse hicbir seyi gercek anlamda basarmıs sayılamaz.

Ülkemiz milyarlarca dolarlık bir borcun, gecen seneden beri suren kuraklıgın, globallesme adı altında yürütülen kültürel – kimlik erozyonun ve Kuresel Isınma tehdidinin altındaki en cok zarar gorecek ulkelerden birisi durumundayken, ulkemizin gundemi yapay ve vicdan meselesi olan sorunlarla mesgul edilmektedir.

Vicdan meselesi olan “sorun” insanoglunun; “kadın” olanını ilgilendirmektedir.

Ve kadın “İnsandir”.

Kadın; yüzyıllardır bilincli veya bilincsiz; ekonomik, sosyal, dinsel, toplumsal, geleneksel görüs ve ideolojilerle, baskılarla; iyi niyet gösterileriyle sömürülmüş, erkek enerjinin erki elinde tutabilmesi icin kullanılmis, kurnazca yönlendirilmis ve manipule edilmistir.
Değersiz, yetersiz, caresiz ve toplum dısında bırakılmıstır.
İnsanoglu icin bu bir utanctir.

Dünyada ve ülkemizde olmakta olanlar erkek egemen kültürün ve erk pesinde kosan eril enerjinin urettiklerinden ve yarattiklarindan baska bir sey degildir.

Kadin; iflah olmaz iyi niyetinin, simdi ayagina pranga olan saflıgının, eril enerjiye binyıllık imanının, koşulsuz var olan her seye sevgisinin, kendisini nasılda cehennemin kapısına cıkardıgını sessizce ve henuz hayal kırıklığı icinde izlemektedir.

“Cehenneme giden yol iyi niyet taslariyla örülüdür”.

Kadin “İnsandir”.

Doganin kadina verdigi muhtesem ozellikler ve yetenekler, dünyayı kendimiz ve cocuklarimiz ve diger eril enerji icinde yasanabilir bir yer yapmak icin; her birimizin ruhunda dogmak icin beklemektedir.

Kadının; eril enerjiden gelebilecek hicbir destege, yardima, yönlendirmeye, korumaya, hedef gösterilmeye, bicilmis kaftanlara ve yazilmıs repliklere ihtiyaci yoktur.

Kadinin Gücü, kendi icindedir.

Kadinin Gucu; kendisine nefesinden daha yakin olan Yaradan’in sevgisine imanda ve kendisini koruyup kolladiginin bilgisindedir.

Kadinin Gucu; kendi “Varligina” ve “Olusuna” olan sevgisinde ve saygisindadir.

Kadinin gücü; simdiye kadar olanları bagislama ve artık “kendisi” icin yasama ve kendisini bu dünyada “Kadin İnsan” olarak
gercek kılma samimiyetinde iradesinde, cesaretinde ve eylemindedir.

Kadin; sevgidir, nezakettir, inceliktir, zarafettir, yaraticiliktir, sezgidir, bagislamaktir, zekadir, muhtesemliktir. Kisaca varolusun kendisidir. Doğurgandır.
Ve bu Güçtür.

Butun bu ozellikler Yaradan’in kadına bir lutfudur.

Yeter ki kadin ve erkek birbirlerine golge etmesinler ve birbirlerinin yolundan cekilsinler.


Yoldan cekilmek ve golge etmemek, birbirini “madde” haline getirip kendi nefsani arzulari icin kullanmamaktir.

Kadin ve erkegin birbirine golge etmemesi; birlikte yan yana yürüyebilmesidir.

Yan yana yürümek fiziksel olarak yan yana yürümek degildir.

Yan yana yürümek Kadın Insanın ve Erkek Insanın Ruhen yan yana yürümesidir. Birbirini sevmesi saymasi yuceltmesi ve karsisindakinin kendi özgürlüğünde durarak; kendini diledigi sekilde ifade edebilmesi icin birbirinin önünden cekilmesidir.

Birbirine hicbirsey, hicbir gerekceyle dayatmamasidir.

Kimsenin kimseye lutfetmeye ihtiyaci yoktur. Yan yana yürümeye ihtiyaci
vardir.

Özgürlük alınabılen, bagıslanabılen, verilebilen bir olgu degildir.

Özgürlük kimsenin kimseye “nimet” gibi sunabilecegi bir seyde degildir.
Kadin İnsan ve Erken İnsan basitce ozgurdur. Ve bu dogasi geregi böyledir.

Ve Özgürlük Yaradan’in Kadin İnsana ve Erkek İnsana yaratılısın basından ıtıbaren bagısladıgı en degerli armagandır.

Bu nedenle kimse kimseye Yaradan’in zaten coktan bagisladigi bir seyi veremez. Veriyorum saniyorsa da buyuk bir gunah icindedir. Bu Yaradan’a SIRK kosmaktadir. Yaradan hic kimseyi kendisinin coktan bagisladigi bir seyi (ozgurlugu) vermek icin “Vekil” kilmamistir.


Kadin Insanin ruhuna ortulmeye calisilan “Karanlik” yuzlerce yildir cahil birakilmis, ekonomik olarak yetersiz olan, ruhsal olarak ozgur ve kusursuz oldugunun da netliginde ve bilgisinde olmayan kadini bir yanilgi icine dusurmektir.

Kadinin mahremiyetini koruma-kollama, kadina dinsel ozgurlugunu verme, toplumda yerini ve kendini ifade hakkini koruma adi altindaki butun eylemler; Kadin Insanin icinden cikamayacagi binyıllık bir karanlığı getirip basına sarmaktır.

Karanlıgı getirip ozgurluk diye kadının basina sarınmasına yardımcı olmaya çalısmak,yardım etme yoluyla sarmak Insanin “Varligina”  Saygısızlıktır. Sevgisizliktir. Hurmetsizliktir.

Toplumsal cehalete ikilige ve karanlık devirlere davetiye cıkarmaktır.

Özgürlüğün üstüne siyah carşaf örtmektir.

Kadının boynuna yular gecirip erkek enerjinin şiddet dolu doğasına ve insafına terke etmektir.

Kadını her şekilde kullanmaktır, ruhunu sömürmektir, toplumun dışında bırakmaktir.
Kadını nesne haline getirmektir.

Yaradan’ın tıpkı muhteşem yarattigı ve özgürlük bagışladığı erkek insan gibi kadın insan da muhteşem ve özgürdür.

Özgurluk; varlığın kim ve nasıl olacağının sorumluluğudur.

Özgürlük; yaşamın sorumluluğunu alıp sevgiyle yüreğinizin sizi götürdüğü yere gidebilme cesareti ve bilgeliğidir.


Özgürlük;insan gibi; kadın insan, erkek insan; insanoğlu olabilme iradesidir.

Ruhen ozgur olan Kadin Insan; kendi varliginin ve Yaradan’in ona lutfettiklerinin bilincindedir. Ne acilip sacilmaya ihtiyac duyar ne de kapanip ortunmeye. Hic kimse tarafindan onaylanma ve yerilme
ihtiyaci da yoktur.

Yaradan’in yarattigi Insan Kadına; saygısızlık ve hürmetsizlik; Yaradan’a saygısızlık hürmetsizliktir.

Karanligi kadın insanın başına sarmak, sarmasına “yardımcı” oluyormuş gibi yapmak;

Yaradan’ın kadın insani yaratmış olduğu şekliyle şemaliyle beğenmemek, kadın insanda
kusur görmek ve O’nun Hukmune ve Iradesine karsi gelmektir

Kadın özgürlük sanarak, erkek insanın kadın için seçtiği, yarattığı karanlığa girerse, karanlık “erkek” içinde karanlığı getirecektir.

Evrenin kuralları basittir. Ne ekersen onu biçersin.

Karanlığı yaratırsan, karanlık gelip ayağına dolanır başına oturur.

Özgürlüğü çoğaltırsan, özgürlük gelir başının tacı olur.

Yaradan’ın ışığı olan sevgiyi çoğaltırsan, her yerde gelir sevgi ve hürmet seni bulur.

Okuyor olmak veya okumuş olmak insanın cehaletini almaz.

Çok bilmek ve ansiklopedileri yutmak cehaleti
almaz.

Kutsal dinleri bilmek ve din kitabını ezberden okuyup üflemek de cehaleti almaz.

Cehaleti bir tek; insanin yüreğinde, allah’in yarattiklarına karsı duydugu saygı hissettiği sevgi ve gösterdiği şefkat alıp götürür.

Insana sevgisi saygisi olmayanin, Allah’a karsi da saygisi ve sevgisi olamaz.

Yureğinde  insan sevgisi olmayan cahildir. Cahillik her şekle girer ve bin bir türlü maskesi vardir.

Sevgi  Yaradan’in ışığıdır.

Cehalet ve Karanlık; ancak ve ancak sevgiyle arınır temizlenir.

Sevgi; Su’dur. Gönülleri yıkayıp paklayan arındıran.

“El Alem varır Yaradan’a; Ruhları özgür kılarak, sevgiyle söyleyerek, sevgiyle eyleyerek, niye gidersiniz ki El Alemin tersine yaratilmışı oldugu gibi sevmeyerek”.

Herseyin dengelenmesi ve yolunda gitmesi icin; insanoglunun “KENDİSİNİ BİLMESİ” yeterlidir. Baksa birşeye hacet yoktur.

“Gonlunu yikayip aritmamissan habire, abdest alip durmaktan fayda bekleme”

“Noksanini goren Allah’a kanatlanir. Kendini olgun sanan yerde kalir”. 

                                    MEVLANAMasum

Yorum (yok) Yorum yaz! | Etiketler : Kadın, Erkek, İnsan, Olmak, MEVLANA, ALLAH, allah, sevgi, vicdan, nazım, hikmet, küresel, ısınma, kimlik, erozyon, ideol

Antioksidanlar yalan çıktı

Antioksidanlar yalan çıktı


İngiltere’de yapılan bir araştırma, antioksidanların yaşlamanın önüne geçmediğini gösterdi.
İngiltere’de yapılan bir araştırma, antioksidanların yaşlamanın önüne geçmede bir faydasının bulunmadığını gösterdi. Araştırmacılar, antioksidan ihtiva eden birçok krem ve vitamine boşuna avuç dolusu para harcandığını belirttiler.

İngiliz uzmanlar, genç görünmek uğruna kremlere ve vitamin haplarına para harcamak yerine, sağlıklı beslenmeye çalışmanın ve spor yapmanın daha mantıklı olduğunu bildirdiler.

BBC ve Daily Mail’in haberlerine göre, University College London’dan Dr. David Gems’in araştırması, yaşlanmayla mücadelede antioksidanların anahtar rol oynadığına dair yaygın inanışı çürüttü. Bu konudaki, 50 yıl öncesine dayanan teori, doku ve hücrelerin, gıda enerjiye dönüşürken ortaya çıkan tehlikeli oksijen molekülleri olan serbest radikallerin saldırısı altında bulunduğunu öne sürüyordu. E ve C vitaminleri gibi antioksidanların bu saldırıları püskürttüğü ve böylece yapılan tahribat miktarını azalttığına inanılıyordu. Bu teori, milyonlarca insanın vitamin takviyesi almasına ve antioksidan temelli muazzam bir kırışık önleyici krem pazarının oluşmasına yol açtı.

İPLİK KURTLARIYLA ARAŞTIRMA
Yaşlanma biyolojisi uzmanı Dr. Gems’le ekibi, insanlarla birçok geni paylaşan iplik kurtları üzerinde yaptıkları araştırmada serbest radikaller teorisinin doğru olmadığını saptadı.

Ömürlerinin sadece günler sürmesi sayesinde bilim adamlarına uzun dönemli değişimler hakkında fikir veren iplik kurtları, bedenleri fazla serbest radikalleri öldürecek şekilde genetik değişikliğe uğratıldı. Ancak genetik değişime uğratılmış iplik kurtlarının yaşamlarının diğerlerinden uzun sürmediği görüldü.

ABD’de fareler üzerinde yapılan bir araştırma da aynı sonuca ulaşmıştı.
Gems, Aslında yaşlamanın temel mekanizması hakkında pek de bilgimiz yok dedi. Yaşlanmayla ilgili serbest radikaller teorisinin 50 yıl boyunca bir bilgi boşluğunu doldurduğunu, ancak delile dayanmadığını ifade eden Gems, Bu şu anlama geliyor. Yaşlanmayı defetmek umuduyla E veya C vitamini alıyorsanız, bu doğru değil diye konuştu.

Genes & Development dergisinde yayımlanan araştırmada, bununla birlikte antioksidan içeriği bulunan yeşil çayın yararlı olabildiği, çünkü yeşil çayın sadece serbest radikallere karşı değil, başka saldırganlara karşı da koruma sağlayan unsurlar içerdiği belirtildi.

Yorum (yok) Yorum yaz! | Etiketler : Antioksidanlar yalan çıktı, BBC ve Daily Mail’in haberlerine göre, University College London’dan Dr. David G

Yeni Mayokiniler Cesaret Gerektiriyor

Ünlü Brezilyalı model İsabeli Fontana’nın tanıttığı mayokiniler modanın sıkı takipçilerini bile hayrete düşürdü. 25 yaşında VE İKİ Çocuk annesi Brezilya’nın Gisele Bundchen’den sonra yetiştirdiği (en az onun kadar güzel ve  çok kazanan) en nadide güzellerden biri olan süper model İsabeli Fontana hala mayo tanıtacak kadar formunda. Ünlü modelin tanıttığı mayokinileri, mayoları ve bikinileri ise giymek için en az onun kadar güzel ve idddialı bir vücuda sahip olmak gerekiyor.

Yorum (yok) Yorum yaz! | Etiketler : Yeni Mayokiniler Cesaret Gerektiriyor, gisela bündchen, Son Moda Mayokiniler, İsabeli Fontana, Yeni Mayokiniler

Biz Türbansız Kadınlar Fahişe miyiz?



????????????????
 
Sen ey müslüman kızı
Sen namus timsalisin
Sen cennet güzelisin
Huriler misalisin

??????????????????
 
Sen Allah yolundaki
Gaziler misalisin
İslam yolunda olmak
Mü'minin ülküsüdür
Müslüman hanımların
İffeti örtüsüdür 

?????????????????

Garbın hayasızlığı,
Moda olamaz sana.
Seni soyan haydutlar,
Giremezler imana.
Fahişe değilsin sen,
uymalısın Kur'an'a."

????????????????????
 
Fakat örtülü olmak,
bacımın görgüsüdür.
Müslüman Türk kızının bayrağı,
örtüsüdür." 

????????????????????????????????????????

(Tevfik Paksu)?



Durdum ve düşünüyorum. Siz de, düşünün.

Tevfik Paksu ne demek istiyor? Yanlış mı, anlıyoruz? Art niyet mi, arıyoruz?

Devam edelim düşünmeye.

Farklı görüşlere sahip olan insanlar, birbirleri için ne düşünmeliler?
Kabullenemez ayrılıklar yaşayanlar, kendilerini farklı görmeli ve
dimağlarını bu farklılığın kökleşmesi için eğitmeli mi?

Duyduğum andan beri, ürperiyorum bu satırları. Ayrım sandığımızdan keskin. Bıçak gibi. Farkında mıyız?
Siz, biz ayrımı yok mu?

Münferit bir düşünce mi? Genele yüklenemez mi, bu anlayış?

"Kabul ederiz, ne olursa olsun; yaşarız bir arada, hümanist gönüllerin
kılavuzluğunda" mı?

"Fahişe değilsin sen, uymalısın Kuran' a!"

Uymayanların hepsi fahişe. Örtünmeyenlerin hepsi sermaye. Onlar gibi olmayanların hepsi orospu!

Biz ne düşünüyoruz, kendimiz gibi olmayanlar için?

Yani başı kapalı olanlar için?

Biz açık kafalılar? Kafalarının üzeri, örtüsüz olanlar? Kafalarını örtmek istemeyip saçlarıyla dolaşanlar?!

Biz ne düşünüyoruz, örtülü olanlar için?

Örtündüğü için, ahlaksız? Başını kapattığı için, yoldan çıkmış?
Eşarp taktığı için, namussuz?

Kuran' a uyma ölçütü: Örtünme, örtünmeme genel değerlendirmesi içindeki kadın, olarak iki gruptur.

Örtülü bir kadın; diğer olması gereken kurallara uymasa da göz ardı
edilebilir, hoş karşılanır, mazur görülür.

Ama örtüsüz bir kadın; peygamber ahlakına sahip bile olsa, en aşağılık
sıfatlar taşır. Çünkü iyi mümin olmayı bilen, örtünmeyi de bilecek ve ona göre davranacak! Saçlarını savura savura, ahenkle dans ettirmeyecek!

Ey örtü, sen nelere kadirsin? Alırsın yerden, göklere yükseltirsin.
Göklerde olduğunu sandığın anda, yerlerde sürünürsün!

Genç beyinler, nasıl tohumlarla yetiştiriliyor geleceğe.
Yanındaki açık başlı arkadaşı, bir fahişe. Örtüsü yok. Onun gibi değil. Onlar gibi hiç değil. Hepsi gibi olması, mümkün değil!
Yoldan çıkmış. Zavallı.

Biz açık kafalılar, kapalı kafaların görünümüne bakmadık hiç.
İçi bizim için yeterli. Mor kıvrımlarının işleyişiyle ilgilendik.

Onlar hala, dışına bakmaya devam ediyorlar. Takiyenin boyutunun ne olduğunu, hep birlikte göreceğiz yakında. Bekliyoruz!

Son cümle, bir kadın yazana ait, ürperin bakalım!


"Keşke bu analar - babalar, yine eskiden cahilliye devrinde olduğu gibi, istikbaldeki iffetlerinin muhafazasını düşünerek kız çocuklarını diri diri toprağa gömselerdi de; bugün bu soysuz, ahlaksız, hayasız, tahrik edici mezarları gözlerimiz görmeseydi!"

Şule Yüksel Şenler

Yorum (1) Yorum yaz! | Etiketler : Biz Türbansız Kadınlar Fahişe miyiz, Tevfik Paksu, Kadın Hakları, Kadın Namusu , Örtünme

Web Analytics