İlk Türk Güzeli Dünya Güzeli..!


Türkiye Cumhuriyeti Devleti kurulalı henüz beş yıl olmuştu... Başta Atatürk olmak üzere, devleti yönetenler; Türk Milleti’ni dünya milletler ailesi içinde her konuda yarışır duruma getirmek için fırsat yaratıyorlar veya varolan fırsatları değerlendiriyorlardı.
Dünya Güzellik Kraliçeliği yarışması da bunlardan birisiydi.

 

Genç Cumhuriyet’in ‘tanıtıma’ ihtiyacı vardı...

Yarışma başlıyor...

 

Dünya Güzellik Yarışması’na katılabilmek için -günümüzde de olduğu gibi- adayın önce ülkesinde ‘güzel’ olarak seçilmesi gerekiyordu.

 

Türkiye’de “Güzellik Yarışması” düzenleme geleneğini Cumhuriyet gazetesi başlattı. Cumhuriyet gazetesi uzun yıllar bu yarışmaların düzenleyicisi oldu. Ve bu konuda Türkiye’de ilk yarışma; 3 Eylül 1929 tarihinde yapıldı. İlk Türkiye Güzeli yarışmasını, Eski Balıkhane Nazırı’nın torunu Feriha Tevfik kazandı. 1930 yılındaki ikinci yarışmada ise Mübeccel Namık seçildi. 1931 yılında da Naşide Saffet “Türkiye Güzeli” oldu.

 

Ve 1932 yılına gelindi...

 

Bu yarışmaya yine pek çok genç kız katıldı. Ama bunların içinde birisi vardı ki; diğer yarışmacılar arasında hemen fark ediliyordu... Kapkara parlak uzun saçları, karbeyaz teni ve uyumlu yüz çizgileriyle, jüri üyelerini etkileyen bu genç kızın adı: Keriman Halis idi.

 

Kimdi?

 

O yıllarda, Türkiye Güzellik Yarışması’na, çoğunlukla, ülkenin tanınmış ailelerinin kızları katılıyordu. Ciddi bir yarışma olarak algılanıyor; seçilenler de kendilerini güzel Türk kızlarından sadece ‘birisi’ olarak görüyorlar; aldıkları bu unvanları, toplumun yararına örnek davranışlar sergilemede kullanıyorlardı.

 

Yine o yıllarda seçilen Güzellik Kraliçeleri, günümüzde olduğu gibi, bu başarıyı kendileri için ‘rant kapısı’ olarak görmüyorlar; topluma hizmette ‘lider’ konumuna gelmek olarak algılıyorlardı. Kısacası, bu unvanın toplumsal biliyorlar; bu ‘millî’ görevin ağır sorumluluğunu taşıyorlardı.

 

Yarışmacılar, çoğunlukla tanınmış aile çocukları olmanın yanında genellikle de eğitimliydiler. İşte, 1932 yılı Türkiye Güzellik Yarışması’na katılanlar arasında jürinin dikkatini çeken ve birincilikle ödüllendirilerek “Türkiye Güzeli” seçilen Keriman Halis de, tanınmış tüccarlardan Halis Bey’in kızı olmanın yanında, eğitimliydi de...  Sonradan adı Boğaziçi Lisesi olan “Feyziati Lisesi”ni bitirmişti. Lise deyip geçmeyiniz. Atatürk dönemi ve 1960’a kadar devam eden zaman içinde alınan ‘lise’ eğitimi, günümüzün üniversitelerini aratmayacak bir derinlikteydi. (1960’a kadar lise mezunlarının ‘Yedek Subay’ olduklarını hatırlarsak, konu daha iyi anlaşılır) Ve Keriman Halis de lise mezunuydu.

 

Dünya Güzeli oluyor...

3 Temmuz 1932 tarihinde İstanbul’da düzenlenen ve 50 genç kız arasından jürinin oybirliği ile “Türkiye Güzeli” seçilen Keriman Halis, fizikî güzelliği yanında, eğitimi, davranışlarındaki inceliğiyle de dikkat çekmişti. Türkiye, üç yıldır katıldığı Dünya Güzellik Yarışması’ndan bu kez umutluydu. Çünkü Keriman Halis, diğer yıllarda seçilen güzeller arasında bir farklılık gösteriyordu.

 

Türkiye, 31 Temmuz 1932 tarihinde Brüksel’de yapılacak olan “Dünya Güzellik Müsabakası”na Keriman Halis’i gönderme hazırlığı yaparken, başarıdan emindi...

 

Gerçektende, umulan oldu...

 

Brüksel’de “Dünya Güzeli”ni seçmek için toplanan milletlerarası jüri, Türkiye Güzeli Keriman Halis’i DÜNYA GÜZELİ ilan etti!

 

Yer yerinden oynadı... Belçika basını yanında tüm Avrupa basını Keriman Halis’ten günlerce söz etti. O’nun birinciliği Avrupa basınında sadece haber olarak kalmadı; magazin basın Keriman Halis’in özelliklerine ayrıntılarıyla yer verdi.

 

Ya Türkiye?

 

Türkiye coştu...

 

Türkiye sözcüğün tam anlamıyla coştu!

 

Yurda dönüşü bir bayram havası yarattı. Sirkeci Gar’nda gerçek bir ‘kraliçe’ gibi karşılandı. Tüm basın bu yetenekli Türk kızının başarısını manşetlere taşıdı. Keriman Halis, topluma yaptığı açıklamada; Türk kızlarının en güzeli iddiasında olmadığını, onlardan sadece biri olduğunu, söyledi. Bu alçakgönüllülük O’nu daha da yüceltti.

 

Atatürk’ün sevinci...

 

Halk, ‘Dünya Güzeli’ kızımı bağrına basmıştı... Fakat Türk Milleti adına en fazla sevinç duyan da, kuşkusuz Atatürk idi...

 

Atatürk, Dünya Güzellik Kraliçesi seçilen Keriman Halis için ‘özel’ bir demeç verdi. Demeç, Atatürk ‘farklılığı’nı yansıtıyordu. Atatürk, Keriman Halis için ‘Kraliçe’ demiyor; eski Türk dilinde kraliçe anlamına gelen ‘Ece’ unvanını kullanıyordu. (Atatürk, daha sonra Keriman Halis’e soyadı olarak ECE adını verecektir...)

 

3 Ağustos 1932 günü Cumhuriyet gazetesine verdiği özel demecinde Türklüğün Atası şöyle diyordu:

 

“Türk ırkının necip güzelliğinin daima mahfuz (saklı) olduğunu gösteren dünya hakemlerinin bu Türk çocuğu üzerindeki hükümlerinden memnunuz. Fakat Keriman ECE, hepimizin işittiği gibi söylemiştir ki; O, bütün Türk kızlarının en güzeli olduğu iddiasında değildir. Bu güzel kızımız, ırkının kendi mevcudiyetinde tabii olarak tecelli ettirdiği güzelliğini dünyaya, dünya hakemlerinin tasdikiyle tanıttırmış olmakla elbette kendini memnun ve bahtiyar addetmekte haklıdır”

 

Atatürk, yine bu demecinde, bir “Güzellik Kraliçesi”nde neler olması gerektiğini de bir ‘ilke’ olarak şöyle açıklıyor:

 

“Müftehir olduğumuz (övündüğümüz) tabii güzelliğinizi fenni tarzda muhafaza etmesini biliniz ve bu yolda uyanık bir tekamülün (gelişmenin) mütemadi (sürekli) tahakkukunu ihmal etmeyiniz. Bununla beraber, asıl uğraşmaya mecbur olduğunuz şey, analarınızın ve atalarınızın oldukları gibi yüksek kültürde, yüksek fazilette birinciliği tutmaktır”

 

Evet... Atatürk, en önemlisi yüksek kültür ve fazilette birinci olmaktır, diyor.

 

 

‘Güzel’ ve görevi...

 

O yılların ‘güzelleri’ podyumlara koşmuyorlardı... O yılların güzelleri, unvanlarını ‘rant’ aracı olarak kullanmıyorlardı...

 

Sözgelimi Keriman Halis, Türkiye ve Dünya güzeli seçildikten sonra, tüm Türk kızlarına örnek olmak için, o devrin Lise mezunu olduğu halde;  “Akşam Kız Sanatlar Mektebi”ne devam ediyor; orada, ‘şapka’ dikmeyi, ‘yemek’ yapmayı öğreniyordu... Ve kendisiyle yapılan röportajlarda bunu gururla topluma aktarıyordu.

 

2 Mayıs 1934 tarihinde Hafta Dergisi’de yayımlanan Hikmet Feridun (ES) ile yaptığı röportajda; “Şapkalarımı Paris’ten getirtiyorum” diye ‘hava’ atmıyor; “kendisinin diktiği”şapkalardan söz ediyor; Türk kadınının ‘üretici’ olması için, örnek tavırlar sergiliyordu... Ve bu “Dünya Güzeli”, fotoğraf makinesi önüne, fizik güzelliğini sergilemek; dolayısıyla ‘gösteri’ dünyasının sahne ve podyumlarına mesaj göndermek için geçmiyor; elindeki mutfak bıçağı ile ‘kabak’ soyarken poz veriyordu...

 

Keriman Halis ECE, soylu tavırlarıyla Anadolu insanının da gönlüne taht kurmuştu. Sadece Ece (Kraliçe)  olduğu 1932 yılında değil, 1950’li yıllara kadar, renklendirilmiş çerçeveli fotoğrafları, köy evlerinin bile duvarlarını süsledi...

 

O tavırlarıyla soylu ve vakur idi...


İlk dünya güzeli Türk şimdi 94 yaşında..:
Keriman Halis Ece 94 yaşında

Türkiye'nin ilk dünya güzeli Keriman Halis Ece, Çiftehavuzlar'daki evinde huzurlu bir yaşam sürüyor. Ece soyadını Atatürk'ün verdiği Keriman Hanım, kraliçe seçildiği günü ve anılarını  anlattı.

1932 yılında Belçika'da yapılan Dünya Güzellik Yarışması Türkiye için bir başkadır hiç şüphesiz. 28 milletin güzellerinin katıldığı bu yarışmada, 'Türkiye Güzeli' Keriman Halii 'Dünya Güzellik Kraliçesi' seçildi. Bu olay genç cumhuriyet için de çok anlamlıydı. Keriman Halis, 1932'de Türkiye'de dördüncüsü düzenlenen güzellik yarışmasını kazanarak Belçika'ya gitti. O güne kadar Türkiye güzelleri derece alamamışlardı. Ama o umutları boşa çıkarmadı. Sirkeci Garı'nda kraliçeler gibi karşılanan 'Dünya Güzellik Kraliçesi' Keriman Halis o günü şöyle anlatıyor: "En sonunda ben ve Almanya güzeli kaldık. Kırmızı bir tuvalet giymiş, yakasına da beyazkurdele takmıştım. Jüri başkanı elindeki zarfı açtı. Heyecandan bayılabilirdim. Ve bütün tiyatro salonu, 'Yaşasın Miss Turkey!' sesleriyle inledi."

KANUNLA 'ECE' OLDU
Atatürk, Keriman Halis Hanım'a çektiği kutlama telgrafında kendisine kraliçe anlamına gelen 'Ece' unvanını verir; 1934'te çıkan Soyadı Kanunu ile Keriman Halis 'Ece' soyadını alır. 94 yaşındaki Keriman Hanım İstanbul- Çiftehavuzlar'daki evinde oğlu Cenk Tamer'le yaşıyor. Kendisine hediyem 1947'den beri sakladığım bir kartpostalı. "En sevdiğim resmimdir" diyor görünce. .

 

Keriman Halis Ece, zamanın tüccarlarından Halis Bey'in altı çocuğundan biridir. Keriman Halis'in amcası, ünlü operet bestecilerinden Muhlis Sabahattin Ezgi'dir. Halası ise gene ünlü kadın bestekarımız Neveser Kökdeş'tir. Galatasaray Spor Kulübü'nün idarecilerinden Turgan Ece ise kardeşidir. Keriman Halis yarışma sonrasında Türk Bayrağı'nın bulunmaması nedeniyle halkın tezahüratına cevap vermemiş ve bunun üzerine metrelerce atlas bulunarak bayrak orada yapılmış ve bütün yabancılara balkondan dalgalandırılarak gösterildikten sonra, kendisini görmeye gelen halkı selamlamıştır.Keriman halis bugünde dünyanın en güzel büyükannesi olarak tanınmaktadır.

Atatürk bu yarışma sonrasında yaptığı açıklamada, "Övündüğümüz doğal güzelliğinizi fenni tarzda muhafaza etmenizi biliniz ve bu yolda uyanık bir tekamülün mütemadi tahakkukunu ihmal etmeyiniz. Bununla beraber asıl uğraşmaya mecbur olduğumuz şey, analarınızın ve atalarınızın oldukları gibi yüksek kültürde ve yüksek fazilette dünya birinciliğini tutmaktır demiştir.


 

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !