Sinema Tarıhinde Ödüllere Doymamış Filmler


Sinema tarihi boyunca pek çok film geldi geçti. Kimi ödüllere doyamadı, başarıdan başarıya koştu, gişe rekorları kırdı, ama kimi de sinemanın tozlu raflarında unutulmaya mahkum oldu. Oysa ki bu tozlu arşivlerde ne filmler var bilseniz… VCD’cilerden bulup da izlerseniz ne ala, ama izleyemeseniz bile aklınızda olsun, nasılsa bir gün bir yerlerde rastlarsınız. Televizyon öyle garip bir kutu ki evinizde miskin miskin otururken, “Yaa bu gece nasıl vakit geçireceğim” derken, elinizde uzaktan kumandayla oradan oraya zıplarken, hiç ama hiç tahmin etmediğiniz bir anda karşınıza gerçek bir başyapıt çıkabilir. Ve olaylar gelişir…

THE TERROR OF TİNY TOWN(1938, SAM NEWFİELD)

Oyuncular: Billy Curtis, Yvonne Moray, ‘Little Billy’ Rhodes
Konu: Sinema tarihindeki en tuhaf westernlerden biri. Bir kere oyuncu kadrosunun tamamı cüce. Kimin aklına geldi böyle bir film çekmek bilemiyoruz ama konunun da kadrodan aşağı kalır yanı yok. Filme, her yönüyle bir hilkat garibesi olarak bakabiliriz. Kötü niyetli bir silahşör (tabii ki o da cüce) şirin kasaba Tiny Town’a gelir ve kasaba halkının huzurunu bozar. Kasaba halkının intikamı hakikaten izlemeye değer.
Dikkat!
Film bütün olarak bir garip zaten, bir tür sirk havası süregidiyor. Cücelerin bara girmek için kapının altından geçmeleri, at olarak midilli kullanmaları, bateriyi iki cücenin üst üste çıkarak çalması, en şiddetli sahneleri bile panayır havasında yaşamaları film hakkındaki hislerinizi sürekli değiştiriyor.

HAİL THE CONQUERİNG HERO(1944, PRESTON STURGES)

Oyuncular: Eddie Bracken, Ella Raines, Raymond Walburn, William Demarest
Konu: Günümüz yönetmenlerinin pek çoğuna (bkz. Coenler) ilham vermiş olan ilginç yönetmen Sturges’ün son derece çarpıcı bir filmi. İkinci Dünya Savaşı’na katılmasına izin verilmeyen Woodrow Truesmith büyük hayal kırıklığına uğrar, kasabasına geri dönecek yüzü yoktur. Yolda rastladığı ve arkadaş olduğu bir grup denizci ise onu ikna eder, kendisine bir kahramanlık öyküsü yaratan Woodrow, üzerinde sahte bir formayla kasabaya geri döner. Halkın bu öyküye kendini kaptırması, meydana dikilen bir heykel, adına düzülen kahramanlık şarkıları ve belediye başkanlığı ile sonuçlanacaktır. Amerikan politikasına ve Amerikalıların saflığına komik ve sevgi dolu bir gönderme. Sturges’ün yaratıcılığı, ustalıklı hicvi ve toplumsal gerçekçiliğe bakışı, alaycılığın tepe noktasına varıyor.
Dikkat!
Büyük itiraf anından sonra gelişen olaylar gözden kaçmamalı, film inanılmaz noktalara varıyor. Ayrıca, Sturges’ün, yardımcı rollerde sıradışı karakterler kullanmaya düşkünlüğü, Franklin Pangborn gibi sahne çalan oyuncuların ortaya çıkmasına neden oluyor.

PHANTOM LADY (1944, ROBERT SİDOMAK)

Oyuncular: Ella Raines, Franchot Tone, Alan Curtis
Konu: Müthiş bir kara film. Mutsuz bir evliliği olan Scott Henderson, barda tanıştığı garip şapkalı bir kadınla olaylı bir gece geçirir, ancak eve döndüğünde karısını ölü bulur. Şapkalı kadının varlığına kimseyi inandıramayınca cinayetin bir numaralı sanığı haline gelir. Kız arkadaşı Raines, olayı çözmek için o geceyi yeniden canlandırmaya karar verir, ancak giderek tuhaf ve hastalıklı bir hal alan New York sokaklarında kendini kaybeder. New York gecesinin kabusa dönüştüğü sahneler çok başarılı; yağmurlu kaldırımlarda tıkırdayan topuklar ve her köşebaşını saran boğuk müzik, gülünç biçimde grotesk karakterler, esrarengiz bir ölüm, her şey çok acayip.
Dikkat!
Elisha Cook Jr’ın bir caz kulübünde kendinden geçercesine bateri çaldığı sahne muhteşem.

I KNOW WHERE I AM GOİNG(1945, MİCHAEL POWELL – EMERİC PRESSBURGER)

Oyuncular: Wendy Hiller, Roger Livesey, Pamela Brown
Konu: Yine süper bir klasik. Londra’nın ileri gelen ailelerinden birinin kızı Joan Webster, ‘nereye gittiğini bilen’, aklı başında, planlı programlı bir genç hanımdır. Bu plan ve program çerçevesinde, zengin bir sanayiciyle nişanlanır ve evlenmek üzere İskoçya’ya gider. Ancak yolda büyük bir fırtınaya yakalanır ve yolculuğuna ara vermek zorunda kalır. Mahsur kaldığı adada tanıştığı genç adam, kasaba sakinleri ve yaşadıkları kafasını karıştırır. Acaba gerçekten ‘nereye gittini biliyor’ mudur? İngiliz sinemasının saklı cevherlerinden olan bu Powell – Pressburger klasiği, sinema sanatının tüm hilelerini kullanıyor.
Dikkat!
İnanmayacaksınız ama “Şarküteri”, “Yedi” filmlerini bile gölgede bırakan bir açılış jeneriği ve düğüm noktası var. Bir de Roger Livesey’in 500 yıllık bir lanetin ardından hayaletli Kiloran şatosuna girişini kaçırmayın.

THE WAGES OF FEAR (1953, HENRİ-GEORGES CLOUZOT)

Oyuncular: Yves Montand, Peter van Eyck, Antonio Centa, Folco Lulli
Konu: Günümüz gerilim filmlerinin pek çoğuna taş çıkartan ama nedense fazla bilinmeyen bir film daha. Bir grup kamyon şoförüne, aklı başında hiç kimsenin kabul etmeyeceği bir iş ve komik bir para teklif edilir. Görev, nitrogliserin yüklü iki kamyonu Orta Amerika’daki bir ormandan geçirmektir. Dört şoförün arasındaki rekabet ve gerilim, tansiyonu inanılmaz bir boyuta taşıyor. 1977’de yeniden çekilen versiyonu felaket bir şeydi, ama orijinali kaçırılacak gibi değil.
Dikkat!
Muson yağmurlarının neden olduğu çamura saplanan kamyonları kurtarmak için şoförlerin verdiği mücadele ve şoförlerden birinin bacağını kaybetmesi filmin en can alıcı sahnelerinden biri. Filmin başında hamam böceklerine ip bağlayan ve onları kukla gibi oynatan çocuk sahnesi de çok etkileyici.


DRAKULA İSTANBUL’DA(1953, MEHMET MUHTAR)

Oyuncular: Atıf Kaptan, Bülent Oran, Annie Ball, Ayfer Feray
Konu: Bu kez sırada bir Türk filmi var. Ülkemizde çok fazla bilinmeyen, ama yurt dışındaki (özellikle Amerika’daki) fantastik film festivallerinin olmazsa olmazlarından olan film, olağanüstü görüntülere, muhteşem diyaloglara ve sinema tarihinde önemli bir yere sahip. Drakula’nın binaların yüzeyinde yürüme sahnesi için Türkiye’de ilk kez farklı teknikler kullanılmış, o döneme göre hayli sıra dışı sayılabilecek bir jenerik yapılmış. Ancak en önemlisi, dünya sinema tarihinde ilk kez Drakula’nın köpek dişleri, ağzı kapalı halde iken dudaklarının arasından bu filmde gözükmüştür. Gördüğünüz gibi daha konusunu anlatamadan filmin önemiyle dolduk taştık. Transilvanya – Edirne – İstanbul üçgeninde geçen şaheser, avukat Azmi ve dansçı karısı Güzin’in Kont Drakula ile olan dehşetengiz macerasını anlatan, Freud edalı doktorun bilimsel yaklaşımlı planlarıyla Drakula’yı geldiği yere geri gönderen enfes bir film.
Dikkat!
Filmin her karesi mükemmel, gözlerinizi kırpmadan izlemeniz gerekiyor. Klaus Kinski’den sonraki en iyi Drakula olan Atıf Kaptan’a ve vampir avcısı Angel’a taş çıkartan performansıyla Bülent Oran’a (avukat Azmi) özellikle dikkat edin. Tabutun üzerindeki “Elhac Abdüllatif Gani, Meşelik, Bakırköy, İstanbul - Türkiye” adresi de ayrıca mühimdir. Diyaloglar süper, alınız bir örnek:
Doktor: Şadan hanıma acil kan gerekli!
Şadan hanımın nişanlısı: Kanımın son damlasına kadar vermeye hazırım.
Doktor: Yok, bir miktar yeterli.

FROM HELL IT CAME (1957, DAN MİLNER)

Oyuncular: Tod Andrews, Tina Carver, Linda Watkins
Konu: “O kadar kötü ki bu kadar olur” dedirtecek türden süper eğlenceli bir film. Tabanga adlı bir katil idam edilir ve ruhu intikam almak için yürüyen ağaç kütüğü şeklinde dünyaya geri döner. Adada büyük ve eğlenceli bir katliam başlaması tabii ki kaçınılmazdır, ancak filmin sonunda her zamanki gibi bir grup Amerikan bilim adamı huzuru ve barışı sağlayarak eğlenceye son verir.
Dikkat!
Katil ruhun tekrar hayata döndüğü sahneyi izlerken gülmekten karnınıza ağrılar girecek.

HELL DRİVERS(1958, CY ENDFİELD)

Oyuncular: Stanley Baker, Peggy Cummins, Patrick McGoohan, William Hartnell
Konu: Eski suçlulardan Baker yeni bir iş alır, ama sonra patronları Hartnell ve McGoohan’ın insan yaşamının gözden çıkarılacağı bir işe giriştiklerini farkeder. Hızlı aksiyonu, sürükleyici kurgusu, büyüleyici karakterleri, sıra dışı hikayesi ve seyirciyi koltuğuna mıhlayan heyecanıyla zor bulunan İngiliz filmlerinden biri. Ayrıca belki de tüm bu listenin en az bilinen filmlerinden.
Dikkat!
Şu kadroya bakar mısınız? Gangster tır şoförleri arasında Herbert Lom, Sean Connery, Sid James, Gordon Jackson, David McCallum var.

PLAN 9 FROM OUTER SPACE(1959, ED WOOD)

Oyuncular: Gregory Walcott, Mona McKinnon, Duke Moore, Tom Keene
Konu: Hazır olun, şimdi bahsedeceğimiz film, daha doğrusu yönetmen çok önemli. Kült filmler tarihinin en uçuk kaçık, en kötü, en karakteristik filmlerini yapmış olan Ed Wood’dan söz ediyoruz. Kendisini anlatmaya paragraflar yetmez, o yüzden şimdilik sadece bu filmden bahsedelim. Bir grup uzaylı dünyalılara her nedense gıcık olur ve dünyayı istila etmeye karar verir. Kaliforniya’da bir mezarlığa üs kurarlar. Amaçları mezarlıkta yatan ölüleri harekete geçirerek dünyalıların üzerine salmaktır. Koskoca mezarlıkta sadece üç ölü gaza gelir, ancak bu durum, mezarlığın yanında oturan kahraman pilotu sinirlendirmeye yetmiştir. İnanılmaz eğlenceli bir film bu. Her ne kadar Ed Wood’un başyapıtı olsa da, diğer Ed Wood filmlerinin de bundan aşağı kalır yanı yok. “Canavarın Gelini”, “Glen veya Glenda”, “Ruhların Gecesi” gibi filmlerine rastlarsanız kaçırmayın.
Dikkat!
Hangi sahneyi söylesek ki? Kağıt tabaklardan ufolar, karton mezar taşları, komik diyaloglar, berbat oyunculuk, bir türlü ilerlemeyen kurgu. Eros adlı uzaylıya da özellikle dikkat etmeniz lazım, müthiş bir oyunculuk çıkarıyor.

THE HAUNTİNG(1963, ROBERT WİSE)

Oyuncular: Julie Harris, Richard Johnson, Claire Bloom, Russ Tamblyn
Konu: Bir antropolog, bir şüpheci genç adam ve iki medyum 100 yıl kadar önce üç ölümün gerçekleştiği korkutucu House Hill olayını araştırmaya girişirler. Ancak film ilerledikçe, konunun basit bir hayalet hikayesi olmadığını anlarlar. Bu filmle birlikte, ima etmenin göstermekten çok daha huzursuzluk verici olduğu keşfediliyor (Hatırlayacaksınız, benzer etkiyi günümüz filmlerinden “Blair Witch”de de görmüştük). Böylece pek çok korku filminde rastladığımız ‘hayaletli ev’ motifi, ciddi bir korkuya dönüşüyor. Yönetmen Wise, grotesk ışık, tuhaf kamera açıları, ürkütücü ses efektleri gibi şok yöntemleri kullanarak müthiş bir dehşet ve korku havası yaratıyor.
Dikkat!
Kapının doğaüstü bir güçle çalınmasıyla korkudan tir tir titreyen Julia Harris’in bilmeden bir hayaletin elini tuttuğu sahne dayanılır gibi değil.

SHOCK CORRİDOR(1963, SAMUEL FULLER)

Oyuncular: Peter Breck, Constance Towers, Gene Evans
Konu: Akıllı gazeteci Johhny Barrett, akıl hastanesinde işlenen bir cinayeti çözüp Pulitzer Ödülü’nü kazanmayı kafaya koymuştur. Yapılacak en kurnaz hareket de deli numarası yaparak (ve tabii ki bir psikiyatristin ve kız arkadaşının da yardımını alarak) akıl hastanesine girmektir. Hastanedekilerle iletişime geçmesi çok da zor olmaz, ancak hiçbir şey göründüğü gibi değildir, ortada içinden çıkılması güç bir durum vardır, dahası yavaş yavaş kendisinde de delilik emareleri görünmeye başlamıştır. Fuller, Amerikan toplumuna saldırısı, başarılı kamerası ve etkileyici alayı ile adeta bir mucize yaratıyor. Eleştirmenler acımasız yaklaşımı nedeniyle ona “İlkel Amerikalı” adını takmışlardı, ancak yine de herkes, bu filmin, 1960’ların Amerikasını konu alan büyüleyici bir belgesel olduğu konusunda hemfikir.
Dikkat!
Beyni yıpranmış durumdaki Barrett’ın toplumsal yanlışlara saldırdığı bayraklı protestosu ve koridorda çıkardığı olay görülmeye değer.

THE INCREDİBLY STRANGE CREATURES WHO STOPPED LİVİNG AND BECAME MİXED UP ZOMBİES (1963, RAY DENNİS STECKLER)

Oyuncular: Carolyn Brandt, Toni Camel, Erina Enyo, Atlas King
Konu: Sinema tarihine konusundan çok, adının uzunluğuyla geçmiş olan film, esasında mükemmel bir hafta sonu gecesi filmi ve süper eğlenceli bir korku şöleni. Fal baktırmak için gelenleri zombiye dönüştüren ve çadırında garip yaratıklar saklayan bir çingene falcı var filmimizde. Jerry adlı kahraman bir panayırda genç bir çingene kızla tanışıyor, derken kızı kaybediyor, sonra da kızın yaşlı ve gizemli falcı kadının kızı olduğunu öğreniyor. Olaylar öyle gelişiyor ki kahramanımız hipnoz altına girerek (ahh aşkın gücü!) insanları öldürmeye hazır bir robot haline geliyor. Süper değil mi?
Dikkat!
Jerry’nin trans altındaki hali inanılmaz komik. Böyle bir yeteneği ancak Ed Wood keşfedebilirdi, zaten böyle bir hikayeyi de yine ancak Ed Wood yapabilirdi. Steckler’ı tebrik etmek lazım. Haa, bir de film boyunca "Wah dyu tink we cem ere fer? Tu eet?” diye söylenen tuhaf adamı da es geçersek yazık olur.

FAİL SAFE(1964, SİDNEY LUMET)

Oyuncular: Henry Fonda, Walter Matthau, Larry Hagman, Fritz Weaver
Konu: Bu filme dikkat arkadaşlar. Zira İkiz Kuleler’in başına gelenleri göz önüne aldığımızda tarihi bir değeri var. Bir bilgisayar hatası sonucu Birleşik Devletler’in Moskova’ya yönelik nükleer saldırısı iptal edilemez. Bunun üzerine Başkan zararı tazmin etmek için New York’un bombalanmasını teklif eder. Stanley Kubrick’in “Dr Strangelove”ından sadece birkaç ay sonra vizyona girdiği için ne yazık ki fazla hasılat yapamamış, kadri kıymeti bilinememişti. Şimdi oturup seyrettiğinizde yürek hoplatmayı ve Soğuk Savaş korkularını yeniden canlandırmayı başaran filmde, akla hayale sığmayanı gerçekleştiren Başkan rolündeki Fonda tüyler ürpertici derecede soğukkanlı.
Dikkat!
111 dakikalık filmin her dakikası dikkate değer ama final sahnesi, yani New York’un uygarlık tarihinden silinip gittiği sahne özellikle nefes kesici.

Yorum (yok) Yorum yaz! | Etiketler : THE TERROR OF TİNY TOWN,SAM NEWFİELD,HAİL THE CONQUERİNG HEROPRESTON STURGES

La Maison en Petits Cubes.(2009 Academy Award Winner)


2009 oskar ödüllü kısa 12 dakıkalık bir animasyon videosu..Seyretmeye değer,tıpkı yaşanmaya değer bir hayat gibi..ama çok kısa..:)

Yorum (yok) Yorum yaz! | Etiketler : La Maison en Petits Cubes, (2009 Academy Award Winner), Kunıo Kato

TURKISH STAR WARS / Dünyayı Kurtaran Adam

turkish_star_wars_1

  • film:Science Fiction
  • yapım:Çetin Inanç
  • oynayanlar:Cüneyt Arkin, Aytekin Akkaya, Füsun Uçar, Hüseyin Peyda, Necla Fide
  • süre : 1h30
    turkish_star_wars_2
  • turkish_star_wars_5
  • Bilinmeyen bir güç bizi kendine çekiyor. Bilemiyorum bu gücün ne olduğunu. Çok tehlikeli bir durumdayız, dikkatli olmak lazım.
  • Tayfun 2 cevap ver!
  • Atom savaşı neden çıktı biliyor musun?
  • İnsanlar çok ciddiydiler de ondan.
  • Çok gelişmiş bir tekniğin makineleşmiş insanlarıydınız siz.
  • :))

turkish_star_wars_7

turkish_star_wars_6

turkish_star_wars_8

 

dunyayi-kurtaran-adam-blue-robot
Mavi Robot :))

turkish_star_wars_4

Fransızlar böyle demişler ...Türkiş star wars :))))

Yorum (yok) Yorum yaz! | Etiketler : TURKISH STAR WARS , Dünyayı Kurtaran Adam, cüneyt arkın filmleri

Dikkat Kırılmaz..!

Başkent Üniversitesi Radyo Televizyon Sinema bölümü öğrencilerince çekilen
'Dikkat Kırılmaz' isimli harika kısa film.

BU KISA FİLMİ LÜTFEN SONUNA KADAR SABIRLA İZLEYİN VE İLETİN.
ÇOK GÜZEL BİR ÇALIŞMA.
 TEŞEKKÜRLER BAŞKENT ÜNİVERSİTESİ ÖĞRENCİLERİNE...!

Yorum (1) Yorum yaz! | Etiketler : Dikkat Kırılmaz, Başkent Üniversitesi Radyo Televizyon Sinema bölümü öğrencileri kısa filmi

Date Movie fragman

 


Scary Movie filminin 6 senaristinden ikisi olan Aaron Seltzerve Jason Friedberg bu kez romantik komedi tarzındaki filmlerin peşine düşüyorlar. DATE MOVIE, bu tarz filmleri sevenlere ve bu tarz filmlerden nefret edenlere göre bir film.

Yapımcılar film için şunları söylüyor: “Romantik kadınların kesinlikle seyretmek isteyeceği ve erkeklerin ise gülmek için mutlaka izleyecekleri bir film yapmak istedik.” Seltzer ve Friedberg romantik ve umutsuz Julia Jones’un hikayesini en romantik yerinden anlatmaya başlıyorlar... Sonunda hayallerinin erkeğini bulan genç ve güzel bir kadın...Bir İngiliz Grant Funkyerdoder... Fakat evlenmeden önce Kalbinin sesini dinlemeli-Big Fat Greek Wedding, Zor Bab - Meet the Parents ile tanışmalı, ve Darısı Başıma -The Wedding Planner demelidir. Üstelik de çok ama çok hoş bir arkadaşı ise En İyi Arkadaşım Evleniyor havasında olmalıdır. Yıllardır spor filmleri ile, ajan filmleri ile ve korku filmleri ile dalga geçen filmler seyrettik. Her türün kendine ait tarzı ve klişeleri oldugunun farkında olsak da bunları komedi unsuru olarak sunan filmler hep ilgimizi çekti. Friedberg ve Seltzer ikilisi kendi kendilerine soruyorlar... Peki ya romantik filmler.... İkili okuldan mezun oldukları yılı ilk senaryoları olan, Spy Hard ile dikkatleri çekti. Ardından ise bir gişe rekortmeni olan Scary Movie’ye imza atan senarist grubun içinde oldular. “Bir sürü romantik komedi seyrettik ve seyrettiklerimizden eğlenceli bir yan çıkarmak aslında hiç de zor değildi.” diyor Aaron Seltzer. Friedberg ise DATE MOVIE’nin klasik bir bakış açısı olduğunu söylüyor. “Cici kızım büyür ve çok güzel bir genç kadın olur... Hayallerinin erkeğini bulur ama tabii ki ebeveynleri bu adamdan nefret ederler. Ve düşünebileceğiniz her zorluğu çıkarırlar... Ne dersiniz bu hikayeyi bir çok yerden hatırlamıyor musunuz?.” Seltzer ise, “Bir çok hafızamıza kazınmış romantik filmden gerçekten unutulmayacak sahneler seçtik. Ve bu sahnelerin üzerine yeni bir hikaye oturttuk. Gerçekten komik bir hikaye!...” Filmin ana karakteri olan Julia Jones, Julia Roberts ve Bridget Jones isimlerinden türetilmiş bu karakter aşk filmi sevenlerin tanıyacağı bir kişiliğe dönüştürülmüş. “Filmin kalbi olan Julia karakteri hakkında söyleyebileceğimiz en önemli özelliği onu ne kadar yıkmaya çalışırsanız çalışın asla mutsuz olmaması ve kendisine bir mutluluk sebebi çıkarması olacaktır,” diyor Seltzer. “Gerçek aşka gerçekten de inanıyor.”

Yorum (yok) Yorum yaz! | Etiketler : Date Movie fragman, kız erkek videoları komik , komik videolar, aşk videoları

Carmen Electra & Kim Kardashian - Disaster Movie

ABD’li model ve oyuncu Carmen Electra ve Amerikan televizyonlarının renkli yüzü Kim Kardashian’ın birlikte rol aldıkları filmin fragmanını izleyenlere dudak uçuklatıyor. Scary Movie serisinin yaratıcılarının son filmi olan, ‘Disaster Movie’de (Acaip Bir Film) rol alan iki seksi oyuncunun ringdeki dövüş sahnesi çok konuşulacağa benziyor. Yönetmenliğini Jason Friedberg ve Aaron Seltzer’in yaptığı film komedi kategorisinde vizyona girecek. Türkiye’de 17 Ekim’de gösterime girecek olan film, sadece ikilinin kavga sahnesi ile bile dikkatleri üzerine çekmeyi başardı.

Yorum (yok) Yorum yaz! | Etiketler : Carmen Electra & Kim Kardashian - Disaster Movie, Kim Kardashian Filmi, Disaster Movie filmi

Scent of a Woman/Al Pacino

Yorum (yok) Yorum yaz! | Etiketler : tango sahnesi al pacino kadın kokusu. Watch Video about Al, Pacino by Metacafe.com

Devrim Arabaları



Ya Yaparsak!...

16 Haziran 1961. Devlet Başkanı Cemal Gürsel tümüyle yerli üretim bir otomobil yapılmasını emreder ve görevin TCDD işletmesine verildiği bildirilir. O gün orada bulunan 23 mühendis bu emri "Türk insanının makûs talihine karşı bir meydan okuma" olarak algılarlar. En küçük bir tereddüt ya da endişe sergilenmeksizin derhal işe başlanır. Çalışma mekanı olarak Devlet Demiryolları'nın Eskişehir'deki Cer Atölyesi seçilir.

Zaman müthiş dardır. Ekibin Cumhuriyet Bayramı' na kadar yalnızca 130 günü vardır. Türkiye’nin ilk yerli otomobili olacak eserin adı da konmuştur: “Devrim”.


Devrim Arabaları” azmin ve birbirine inanan insanların neleri başarabileceğini gösteren, bu topraklarda yaşanmış bir başarı öyküsüdür… Hikaye, bu aracı üretme görevini üstlenmiş 23 mühendisin kariyerlerini ve aile hayatlarını riske atarak girdikleri bu üretim macerasında zamanla, yoklukla, politikayla, karşılarına çıkan sayısız engelle mücadelelerini anlatır. Aslında anlatılan bir inanç ve azim öyküsüdür.

Devrim Arabaları” Türk mühendisinin ve işçisinin, 20 sene öncesine kadar toplu iğne dahi üretemeyen bir ülkede kalkıştıkları bu meydan okumayı, bugün her şeye kolayca sahip olan nesillere, idealist zihniyeti ve zaferi de aktararak yaşattıkları bir birlik ve başarı öyküsüdür.
Sponsorlar

Doğuşotomotiv:

“Azmin ve birbirine inançla bağlanan insanların kısa zamanda neleri başarabileceğini bizlere gösteren, bu topraklarda yaşanmış gerçek bir başarı öyküsü “Devrim Arabaları” … Günümüzde izlenmesi gereken, bizlere çok şey katacağına inandığımız bu çarpıcı hikaye aslında bize hem Türkiye’nin hem de dünyanın lokomotif sektörü olan otomotiv sektörünün Türkiye’deki ilk adımlarını anlatıyor... Doğuş Otomotiv olarak otomotiv sektörü değer zincirinin her halkasında var olma hedefi ile çıktığımız yolda, distribütörlükteki liderliğimizi pekiştirerek 2008 yılı içerisinde üretime soyunduk; başarı öykümüze bir sayfa daha ekledik. Ancak kurumların sadece finansal performansa yönelik değil; aynı zamanda toplumun bir parçası oldukları bilinci ile de hareket etmeleri gerektiğine inanıyoruz. Bu anlayışla kültür ve sanata olan desteğimizi her geçen gün artırıyoruz. Doğuş Otomotiv olarak üretime geçtiğimiz bu yılda Ülkemizin “ilk yerli otomobil” üretimini anlatan; yakın tarihimize tanıklık eden bu güzel çalışmaya destek vermekten gurur duyuyoruz.”

Koçalianz:
Benzini bittiği için yolda kalan ve bu nedenle üretiminden vazgeçilen araba olarak tanınan Devrim, bugün pek çok yerli araba markasına sahip olan ve uluslararası markaların üretim tesislerine ev sahipliği yapan ülkemizde, otomotiv sanayine atılan ilk adımı temsil ediyor.
85 yıllık sigortacılık deneyimiyle Türkiye’de güvenin adresi olan Koç Allianz, kültür ve sanat çalışmalarına verdiği desteği Türkiye’nin yazılmamış tarihine ışık tutacak Devrim Arabaları filminin ana sponsorluğunu üstlenerek devam ettirmekten onur duyuyor.

Garanti Bankası:
Garanti Bankası, yurtiçindeki ve yurtdışındaki şubeleriyle; verimli, kârlı ve sürdürülebilir bir büyüme stratejisi izleyerek, ekonomiye ve topluma değer katan bankacılık hizmetleri sunuyor.
Garanti Bankası, toplumsal sorumluluğun bilinciyle, “topluma ve çevreye kattığı değeri sürekli ve belirgin bir biçimde artırma”yı hedefliyor. Bu kapsamda kültür, sanat, eğitim, spor ve çevre gibi alanlarda, bireyin ve toplumun vizyonunu geliştiren sponsorluk faaliyetleri sürdürüyor.

BP Castrol:
 
             BP ve Castrol olarak, ülkemizin geçmişinde büyük bir azim öyküsünün bugünkü nesillere aktarılmasını sağlayan Devrim Arabaları filminin sponsorluğu aracılığıyla, sinema sanatına destek vermekten mutluluk duyuyoruz. Yaklaşık 50 yıl önce, Türkiye'nin ilk yerli otomobilini 129 günde üretip imkansızı başarmış Türk mühendis ve işçilerinin sergilemiş olduğu birlik ve başarı öyküsünün gelecek kuşaklar için iyi bir örnek olacağını düşünüyoruz. Çok sayıda insanı, sinema zevkiyle Türkiye’nin önemli bir tarihi olayı ile buluşturacak olan Devrim Arabaları’nı seyirci ile biraraya getirmek adına vermiş olduğumuz desteğin haklı gururunu yaşıyoruz.

...

Yorum (1) Yorum yaz! | Etiketler : Devrim Arabaları

Tuğçe Kazaz ,''Cin Geçidi''nde Korkutucak ..!




Evlenip Yunanistan'a yerleşen manken Tuğçe Kazaz bir sinema filminde rol almak üzere Tükiye'ye geliyor. Daha önce televizyon dizilerinde rol alan Kazaz, ilk sinema filminde korkutacak!



25 Ekim'de başlıyor ..








'Cin Geçidi' adlı gençlikkorku filminde Tuğçe Kazaz, Tolga Karel, Engin Altan Düzyatan ve Ahu Yağtu'nun yanı sıra Karel'in sevgilisi Öykü Çelik de rol alacak. 25 Ekim'de çekimlerine Belgrad Ormanı'nda başlanacak.






Tuğçe Kazaz(Serap)


Ahu Yağtu (komiser yardımcısı)


Tolga  Karel (Levent)


Tolga Karel

Engin Altan Düzyatan(Komiser)

Öykü Çelik(Bahar)

Gösterim Tarihi: 2009

Makyaj efektleri ve animasyon görüntüleri üzerinde uzun  süredir çalışılan Çin Geçidi adlı korku filmi,orman yolundda ki bir geçitten geçen insanların vahşice öldürülmesini anlatıyor.
Manken Tuğçe Kazaz'ın başrol karakter Serap'ı canlandıracağı filmin oyuncu kadrosunda ayrıca,Tolga Karel,Engin Altan Düztaban ,Ahu Yağtu gibi tanınmış genç oyuncular yeralıyor.

Konusu:
Ormanlık alanda farklı yerlerde öldürülmüşbir çok gencin cesedi bulunur.İleri derecede uykusuzluk problemi çeken genç bir komser ,bu cinayetleri çözmekle görevlendirilir.Komserin bulduğu kanıtlar diğer bulunan kanıtlarla çelişince ,komserin akli dengesini kaybettiği düşünülür.
Komser köyde tanıstığı yaşlı bir kadından öğrendiği mistik bir hikaye ile cinayetleriçözer.Karşılaştığı gerçekse cinayetlerden çok daha korkunçtur.

Film Künyesi:

Yapım
: Film İcabı
Senaryo:Özgür SelviAyşe Türk
Görüntü yönetmeni:Aras Demiray
Sanat Yönetmeni:Arzu Koç

Yorum (yok) Yorum yaz! | Etiketler : Tuğçe Kazaz , ''Cin Geçidi''nde Korkutucak,

Web Analytics