Dünya liderlerinde bilişsel bozukluk örnekleri


Josef Stalin
Santral sinir sistemi dışındaki sistemlerin hastalıkları da yeterince kötüdür; ama hastalanmış olan "güçlü" lider hastalığını gizlemeyi seçmiş olsa bile en azından bilmektedir. Fakat kişilik bozuklukları dahil, birçok santral sinir sistemi hastalığında, hastalığının farkında olmamak sorunun önemli bir parçasını oluşturur. Bu dosyada Adolf Hitler, Mareşal Henri-Philippe Pétain, Paul Deschanel, T. Woodrow Wilson,
ve Urho Kekkonen örnekleri üzerinden konuyu tartışacağız.

European J Neurology dergisinin 1999 tarihli 6(113). sayısında, Eylül 1997'de Dünya Nöroloji Federasyonu'nun Buenos Aires'te yapılan XVI. Kongresi'nde organize edilmiş bir sempozyumda sunulmuş olan bir dizi bildiri yer almaktadır. Sempozyumun konusu "Dünya Liderlerinde Engellilik" idi ve eş-başkanlar Dr. James Toole ve Dr. François Boller tarafından yönetilmişti.
Bu sempozyum fikri nasıl ortaya çıktı? Dr. Toole makalesinde bu konu ile 1960'larda Roosevelt'in fizik ve daha da önemlisi bilişsel bozukluğunun boyutlarının açıkça bilinir hale gelmesi ile ilgilenmeye başladığını anlatıyor. Arkadaşımız Edwin Weinstein'ın Başkan Woodrow Wilson üzerine iyi dokümante edilmiş bir kitap yayınlamış olması da çalışmamıza temel oluşturdu (Weinstein, 1981).
Diğer yazarlara gelince, tarihi arşivlere kolayca ulaşılabilmesi kuşkusuz Dr. Hachinski ve Dr. Gersternbrand'ın işlerini kolaylaştırdı. Özellikle 1991-1992 yıllarında Yeltsin döneminde Sovyet arşivlerine ulaşılabilmesiyle, Lenin (Kaplan ve Petrikovsky, 1992) ve Stalin'in sağlığı ile ilgili bazı konulara açıklık getirilmiştir. Dr. Boller ayrıca uzun zamandır tarihte demansın oynadığı rol ile yakından ilgilenmekteydi. Konu üzerine yakın zamanlı bir makalesinde (Boller ve Forbes, 1998) eski zamanlara ait demans örneklerinin şaşırtıcı derecede ender olduğuna dikkat çekmişti. Fakat modern zamanlara yaklaşıldıkça giderek daha sık hale gelmektedir.
Dr. Palo'nun makalesi diğerlerinden biraz ayrılmakta. Çünkü tarihin daha yakın bir dönemini ele alıyor. Bu da, yazarın kişisel görüşlerinin, neden Finlandiya'da birçok kişi tarafından ulusal bir kahraman olarak kabul edilen cumhurbaşkanının sağlığı ile ilgili canlı bir tartışma yarattığını açıklayabilir.
Zamanımızda dünya liderlerinin fizik ve bilişsel sağlığı ile yakından ilgilenmekteyiz. Televizyon ve diğer medya araçlarının etkisi ile günümüzde dünya liderlerinin sağlığı hakkında eskisinden daha çok bilgi sahibiyiz.

Çeviren: Çev. ve der.: Dr. Muhteşem Gedizlioğlu Nörolog


Stalin'in son yılları

Paranoid kişilik eğilimleri mi?

Stalin'in kişisel ve sosyal yaşamı, güç için aşırı derecede isteği olması ve çabalaması nedeniyle ikinci planda kalmıştır. Ölçülemeyecek derecede başarılıydı. Kişiliğindeki paranoid izlere rağmen çoğu tarihçilerin kanaati şudur: "Kuşkusuz Stalin'in akıl sağlığı yerindeydi ve ne yaptığını çok iyi biliyordu." Stalin olasılıkla yalnızca damarsal bilişsel işlev bozukluğundan değil, aynı zamanda çoğul stroklara bağlı belirgin paranoid kişilik eğilimlerinden muzdaripti.

Stalin'in hataları ve başardıklarının boyutları çarpıcıdır. 23 milyon Sovyet vatandaşı toplama kamplarında ve insan eli ile yaratılmış kıtlıkta yok oldu. Diğer taraftan Stalin geri kalmış bir tarım toplumunu sanayileştirdi. Zorlu bir savaşta zafer kazandırttı. Ve dünyanın iki süper gücünden biri haline getirdi.

Kişilik öyküsü
Paranoya tanısı, Josef Stalin'e 1927 yılı kadar erken zamanlarda konmuştu. Tanınmış Rus nörolog Vladimir Bechterev Stalin ile bir görüşme yapmıştı. Dönüşünde Bechterev, asistanı Samuil Mnukhin'e Stalin'in "paranoyak" olduğunu söyledi. Bechterev o gece zehirlendi (Antonov-Ovseyenko, 1980). Doktorlarından biri olan profesör Pletnev 1937'de Stalin hakkında şunları yazdı:
"İnsan beyni ve tüm zayıflıkları hakkında şaşırtıcı bir bilgiye sahip olan şeytani, zalim ve kurnaz… İnatçı, tutarlı, olağandışı bir iradeye sahip ve demirden sinirleri var... Mükemmel bir bellek…"
Pletnev 1937'de hapse atıldı ve 1941'de vuruldu. Stalin tarihin gördüğü en büyük kişilik kültünü destekledi, yönetti ve tadını çıkardı. Başkasının ağzından şunları yazdı:
"Savaşın değişik aşamalarında Stalin'in dehası durumun tüm koşullarını dikkate alan doğru çözümler bulup çıkardı. Stalin'in ustalığı kendisini hem savunma, hem saldırıda ortaya koydu. Yoldaş Stalin'in dehası düşmanın planını sezmesini ve onları yenebilmesini sağladı (Conquest, 1991)."
Alman saldırısı hakkında yinelenen uyarıları göz ardı ettiği ve ilk saldırı gerçekleştiğinde de şok geçirdiği, yıkıcı emirler verdiği, ancak savaşın sonlarına doğru bunları telafi edebildiği ve komutanlarının işlerini yapmalarına müsaade ettiği bilinmektedir (Volkogonov, 1992).
Paranoid olması ilk yıllarda Okhrana'dan (Çarist gizli polis) son yıllardaki uğursuz iç işleri bakanı Lavrenti Beria'ya dek hiç kimsenin ondan kaçamaması demekti. Politbüro'nun diğer üyelerinin de ondan korkarak intikam almaları için sebepleri vardı.


Vladimir Hachinski

Yorum Yaz