Çetin Altan'a göre Penis...



Biliyor musunuz, erkeklik organina Almanlar kibarca ne dermis?
Perde....
Çünkü oyun bittiginde inermis.
Ya Ingilizler?
Centilmen...
Kadinlari görünce ayaga kalktigi için.
Fransizlar da sarki diyorlarmis.
Agizdan agza dolastigi için...
Iranlilara göre kibarcasi, kalles...
Hep arkadan saldirdigindan ötürü...
Eskiden Ruslar da, partizan diyorlarmis. ..
Ne zaman sertlesecegi belli olmadigi için.
Listede Türklerin bulunmamasi yüregime dokundu.
Onu da ben ekledim.
Türklere de sormuslar:
Erkek organina kibarca ne derler sizde?
-Şef... derler
-Neden?
-Hepimizi o yönettigi için...

Yorum (yok) Yorum yaz! | Etiketler : Çetin Altan'a göre Penis, çetin altan, penis, erkeklik organı, penis nedir, penis lakapları

Cinsel Fantezilerimiz Neler?


Aile Sağlığı Araştırma Derneği ve Tempo Dergisi’nin ortaklaşa yaptıkları araştırma sonuçlarından Türklerin ilginç cinsel fantezileri ortaya çıktı.
Özellikle evlilik öncesi cinsel ilişkiler başta olmak üzere, cinsel isteklerin konuşulamadığı bir toplum baskısı nedeni ile bu konu maalesef konuşulamamaya devam ediyor ve insanlar kulaktan duyma bilgilerle kapalı bir biçimde cinselliklerini yaşıyor. Aynı durum fanteziler için de geçerli.
2100 kişinin katıldığı,katılımcıların  %62’sinin erkek, %38’nin kadın olduğu araştırma sonuçlarına göre, hem erkek hem kadınların ortak fantezileri şunlar:

-Hem erkek hem de kadınlarda ağırlık yatak odası dışındaki ortamlarda seks!
-Erkekler slav ırkını, kadınlar ise zencileri merak ediyor!
-Hem komşu hem de ünlü birisi hayal ediliyor!
-Tecavüz her iki cinsin de fantezisi!

Araştırma sonuçlarına göre:
 Her iki cinste fantezilerini paylaşmakta güçlük çekiyor ancak kadınlar özellikle eşlerine özel fantezilerini açamıyor ve bu gizli düşünceleri yüzünden suçluluk hissediyor.
Utanmis

En çok seçilen fanteziler şunlar


-Asansörde Seks
-Arabada Seks
-Denizde/Havuzda Seks
-Uçakta Seks
-Oral Seks
-Tecavüz
-Açık Havada Seks
-Komşuyla Seks
-Ünlü Biriyle Seks
-Partnerinizle Birlikte Seks Yapan Birilerini İzlemek
-Striptiz seyretmek
-Grup Seks
-Partnerinize İstemediği Bir cinsel eylemi zorla yaptırmak
-Slav Irkından Biriyle seks
-Web kamerasıyla internet üzerinden karşılıklı striptiz ve mastürbasyon

Gizli cinsel yaşamımızı paylaşmak istiyor, ama bundan korkuyoruz!


İrem Hattat sonuçlar hakkında şunları söylüyor:


‘Bu araştırma sonuçlarının çok önemli olduğuna inanıyoruz, çünkü hala yaygın bir şekilde insanların cinselliğinden utandığını gösteriyor.

10 kadından 8’i fantezileri olduğu için suçluluk duyduğunu ifade ediyor. Hayret verici olan şu ki, her ne kadar fantezileri utanç verici bulsak da çoğunluk en tahrik edici fantezisini partneriyle paylaşmaktan heyecan duyacağını söyledi.

Yani insanlar gizli cinsel yaşamını paylaşmak istiyor, ama bundan korkuyor. İnsanlar fantezilerinde de bulundukları çevrenin sınırlarından çıkamıyor, ancak bu sınırlar dahilinde fantezilerini kurabiliyor. Yine gözlemlerimize göre kadınlar; genellikle fantezilerinde daha çok duygusal ve romantik anları canlandırıyor, erkeklerde ise bedensel imajlar ön planda.

Fanteziler cinsel hayatta önemli


Fantezilerin cinsel hayat için önemli olduğu görüşündeyiz. Tabii fanteziyle eylemi ayrımakta önemli. Aslında çoğu zaman fanteziler gerçek yaşamda uygulandığında genellikle sorun yaratacak cinsel arzuları deneyimlemenin güvenli bir yolu.

Dönemsel olarak 20-40 yaşları arası seksin en yoğun yaşandığı, kadın ve erkeğin en aktif olduğu yaşlardır. Ancak hem bu yaşlarda hem de bu yaş aralığının dışında da, arzulanma arzusunu, vücuduyla barışık olma arzusunu, orgazm tecrübesini, fantezilerini iyi değerlendiren her birey hayatı boyunca cinsel yaşamını devam ettirebilir. Özellikle yaş ilerledikçe veya uzun birlikteliklerde cinsel istekte azalma, erkeklerde ereksiyon ve boşalma problemleri, kadınlarda lubrikasyon-kuruma- problemleri meydana gelebilir. Bu gibi faktörler cinselliği de mecburiyettenmişcesine tek düze ve rutin hale getirebilir. Bu rutin yaşam, çiftlerin yakın olması, arzularını ve arzulama arzularını muhafaza edebilmeleri, vücutlarıyla barışık olmaları, ve özellikle fantezilerini geliştirebilmeleri, gibi hususlarla önlenebilir.
Ünlem

Fanteziler ve cinsel yaşam konusunda çiftlere öneriler:


Eğlenmekte seksin bir parçasıdır: Kişilerin dilediğince özgür olması, fantezilerini kurması, dürüstlük ve saygı çerçevesinde zevk aldığı şeyleri partnerine sunması, cinselliği ayrıcalıklı bir armağan olarak algılaması ve herkesin zevk almaya hakkı olduğunu kabullenmesi ile cinsel hayatları renklenecektir.

Sekste çekincelere yer yoktur: Seksin korkutucu çekince içinde değil, samimi ve açık olarak konuşulması mutlu bir cinsel yaşam için bir gerekliliktir. Çiftler birbirine hoşlandığı şeyleri söyleyebilmeli, kendini seks sırasında iyi ve rahat hissetmeli, seksin bir performans gösterisi veya ‘normal’ olması gerektiğini düşünmemelidir. Bu da ancak karşılıklı konuşarak mümkün olur.

Çift karşılıklı çekiciliğini yitirirse tekrar elde edebilir. Önemli olan bunu hangi noktada kaybettikleri konusudur. Çiftler birbirlerine karşı çekiciliklerini şu noktalarda yitirirler: Seks sırasında yetersiz olmaktan, anormal olmaktan çekinirlerse, seksle ilgili noktaları partnerleriyle konuşamazlarsa, seks hakkında hissettiklerini sözcüklerle ifade edemezlerse. Seks sırasında veya sonrasında partnerini yakın hissetmekle, birbirine dokunarak heyecanlanmayı beklemekle, fantezi ve arzularla ilgili suçluluk duymamakla ve erkek-kadın vücudunun nasıl çalıştığını karakterlerini değerlendirmekle tensel uyum ve karşılıklı çekicilik tekrar elde edilebilir.

Yorum (yok) Yorum yaz! | Etiketler : Cinsel Fantezilerimiz Neler, Türklerin cinsel fantazileri, Aile Sağlığı Araştırma Derneği veTempo Dergisi

Cinsel hayatı bitiren hastalık

Cinsel hayatı bitiren hastalık

Diyabete bağlı damar tahribatı fiziksel olarak cinsel fonksiyonlarda bozulmalara yol açıyor.
Diyabete bağlı damar tahribatı fiziksel olarak cinsel fonksiyonlarda bozulmalara yol açıyor. Cinsel isteksizlik, erkeklerde ereksiyonun gerçekleşmemesi, kadınlarda orgazm olamama, diyabette görülen cinsel sorunlar arasında yer alıyor.

Bugün´de yer alan habere göre, Anadolu Sağlık Merkezi Endokrinoloji Uzmanı Dr. Özay Tiryakioğlu, diyabetin yol açtığı bu problemlerin çözümü hakkında şunları söyledi: “Diyabet hastalarının korkulu rüyalarından biri de, cinsel hayatlarının bu hastalıktan olumsuz etkilenmesi ihtimali. Bu korku bile tek başına cinsel fonksiyonlarda bozuklukların ortaya çıkmasına neden olabiliyor. Ancak psikolojik nedenlerin yanında diyabetin, cinsel hayat üzerinde nöropatik ve fiziksel nedenlerden kaynaklanan olumsuz etkileri bulunuyor.

DAMAR HASARI OLUYOR

Hastalığın belli dönemeçlerinde, özellikle beş seneyi geçtikten sonra hastaların büyük çoğunluğunda damar hasarına ait bulgular ortaya çıkmaya başlıyor. Hastalarda diyabete bağlı damar tahribatıyla birlikte, cinsel fonksiyonlarda bozulmalar olabiliyor. Vasküler damarsal problemler erkekte sertleşme, kadında klitoris fonksiyon bozukluğuna bağlı orgazm olamama sorununa yol açıyor.

Yorum (yok) Yorum yaz! | Etiketler : Anadolu Sağlık Merkezi Endokrinoloji Uzmanı Dr. Özay , diyabet, Cinsel hayatı bitiren hastalık, klitoris fonksiyon bozuk

Erkek Kısırlığında Başarıyı % 33 Artıran Yeni Teknik..!



MACS yöntemi Dünya’da ilk kez, Maya Tüp Bebek Merkezi Laboratuvar Sorumlusu Embriyolog Dr. E. Kerem Dirican ve Tıbbı Direktörü Op. Dr. Osman Denizhan Özgün tarafından geliştirilerek bilim dünyasına sunuldu.

Macs tekniği nasıl geliştirildi?

Erkek kısırlığının tek çözüm yöntemi olan ICSI işleminin uygulama ve başarı oranlarını değerlendirirken, sürekli aklımızda olan bir soru vardı “Neden aynı kriterlerle seçtiğimiz spermlerin döllediği yumurtalardan oluşan embriyoların bazıları gebelikle sonuçlanırken, bazılarında sonuç alınamıyor?” Türkiye’de sadece Maya Tüp Bebek Merkezi’nin yürüttüğü çalışmalarda, spermlerin kullandığımız mikroskoplarla görülemeyen bazı özelliklerinin bulunduğunu saptadık. Bizim üzerine yoğunlaştığımız soruya da cevap teşkil edecek bu çalışmaların kanıtladığı ve bizi çok heyecanlandıran önemli bir sonuç vardı. Sperm değerleri düşük olan vakalarda spermler “hücre intiharı” diye nitelendirebileceğimiz bilimsel adı “abortive apoptosis” olan bir davranış gösteriyorlardı. Yani kendilerini yaşamaya değil öldürmeye kodluyorlardı. Neden bazı spermler bu davranışı gösteriyor sorusunun cevabı ise çok çarpıcıydı; “bir sperm hücresi, bazı genetik faktörler nedeniyle veya bazı dış etkenlere bağlı olarak hasar gördüğünde, hasarlı yapısını, oluşacak bebeğe taşımamak için kendisini öldürme eğilimi geliştiriyordu. Böylece sağlıksız döllenme ve gebeliklerin önüne geçecek doğal bir filtreleme sistemi oluşuyordu.”

MACS tekniği ne sağlar?


Bu kanıtlanan bulgulardan önce ICSI sırasında ölüme kodlanmış hasarlı spermler seçilebiliyordu, işte MACS yöntemi bu seçimi bilinçli ve başarılı hale getirmek amacı ile geliştirildi. Ekim 2007’den bu yana 122 hasta üzerinde uyguladığımız MACS yönteminin, klasik sperm seçme yöntemiyle karşılaştırıldığında, daha başarılı olduğu görüldü. MACS yöntemiyle saptanabilen ölüm sürecine girmemiş sağlıklı spermler anne adayından elde edilen yumurtalara enjekte edildiğinde ise gebelik oranlarında eskisine oranla %33’lük gibi büyük oranda bir artış sağlandı. MACS yönteminin ICSI işleminde kullanılarak gebelik oranlarını arttırması dünyada bir ilk olması açısından büyük önem taşımaktadır.

 MACS tekniği nasıl seçim yapar?

Hücre ölümü sürecine girmiş spermleri, sağlıklı spermlerden ayırt etmek için nano partüküller ve özel protein moleküllerinden yararlanıyoruz. Çok küçük demir parçacıklarının etrafına kaplanan protein, sperm örneği ile aynı tüpe yerleştiriliyor ve ölüm sürecine girmiş ve dölleme yeteneğini kaybetmiş spermleri uzaklaştırıyor.
Sonuç

Son 20 yıldır sperm seçimi üzerine başarısı kanıtlanmış yeni bir teknik gelişme olmadığı gibi tüp bebek tedavisinde de başarıyı bu oranda etkileyen yeni bir uygulama da geliştirilemedi. MACS bu nedenle erkek kısırlığının çözümünde ICSI den sonra atılmış en önemli adımdır. Bu çalışma Dünya’da ilk kez merkezimizde gerçekleştirilmiş ve başarısı kanıtlanmıştır. Çalışmanın sonuçları uluslararası bilimsel camiada kabul görmüştür. Bu tedavi Tüp bebek tedavisinde embriyo oluşturma ve gebelik oranlarında % 33 başarı oranı ile anne baba adaylarının bebek sahibi olmalarını kolaylaştıracak bir tekniktir ve tedavi desteği ile anne baba olacak çiftler için gerçek bir umuttur. MACS tekniğini daha da ileri noktaya taşımaya yönelik ar-ge çalışmaları merkezimiz de TÜBİTAK destekli olarak devam etmektedir. Bu çalışmanın ekibimize ait olması ve dünyada takdirle karşılanması bizleri motive etmekte ve yeni araştırmalara yönlendirmektedir. Amacımız gelecekte sperm yapısından kaynaklanan erkek kısırlığını tamamen ortadan kaldıracak teknikler geliştirerek insanlığın hizmetine sunmaktır.

Yorum (yok) Yorum yaz! | Etiketler : Erkek Kısırlığında Başarıyı % 33 Artıran Yeni Teknik, bir sperm hücresi, MACS tekniği nasıl seçim yapar, TÜBİTAK , tüpbe

İnsanlar, hayvanlar ve fuhuş!

Fuhuş ve zina, hayvanlar aleminde de görülen doğal davranış şekli.


Geçtiğimiz günlerde New York valisi Eliot Spitzer'in bir telekızla birlikte olduğunun ortaya çıkması özellikle Amerikan medyasında geniş yankı buldu.

Olay her yönüyle medyaya çok geniş malzeme sağlamasının yanı sıra, dünyanın en eski mesleğinin icrasından hayvanlar alemindeki cinsel davranışların analizine kadar pek çok konu tekrar masaya yatırıldı.

International Herald Tribune gazetesinde birer gün arayla (Avrupa baskısında aynı gün) çıkan iki haber, New York eski valisinin başına gelenlerden yola çıkarak iki farklı tezi işlemekteydi.


New York'a İsveç modeli Hukuk sistemi öneriliyor


Birgitta Ohlsson ve Jenny Sonesson tarafından kaleme alınan 'Genelevlere Sıfır Tolerans' başlıklı yazıda özetle şu görüşler dile getirildi:

"New York'un yeni valisi David Paterson'a bir önerimiz var. Eyalet çapında cinsel hizmetlerin para karşılığı sunulmasına sıfır tolerans getirecek bir yasa neden çıkarılmasın?

Rudolph Giuliani 1994 yılında New York City belediye başkanı olduğunda şehrin suç oranları dünyanın en yüksek düzeyindeydi. Ama suça karşı sıfır tolerans politikasını hayata geçirerek şehirdeki suç oranlarını çok kısa sürede minimal boyutlara indirmeyi başardı.

Suça karşı mücadelede çok başarılı olsa da eski vali Eliot Spitzer, fahişelere çok yüksek oranlarda para ödeyerek adını kirletti. Ama organize suçlar, bilhassa insan kaçakçılığı ve fuhuş birbirleriyle sıkı şekilde ilişkilidir.

İsveç'te olsa, bu eylemi nedeniyle Eliot Spitzer altı ay hapis cezası alırdı çünkü İsveç'te seks için para ödemek 1999 yılından beri yasa dışıdır. İsveç'teki yasa, seks hizmeti sunana değil de seks hizmeti için parayı ödeyene odaklanmış olma özelliğiyle dünyada tek örnektir. Bu yasanın olumlu sonuçlarını gördük, artık insan kaçakçıları İsveç'e yönelik beyaz kadın ticaretini neredeyse durdurdular.

Fuhuşun yasal olduğu diğer Avrupa ülkelerinde ise, Moldova ve Beyaz Rusya gibi ülkelerden kandırılarak getirilen pek çok kadının zorla çalıştırıldığı bir gerçektir. New York'a aynı çözümü öneriyoruz."

Hayvanlar aleminde durum nedir?


Aynı gazetede Natalie Angier tarafından kaleme alınan "Pek çok hayvan türü için sadakat bir fantezi" başlığıyla kaleme alınan yazı ise New York valisinden hareketle hayvanlar alemindeki bir takım gerçeklere dikkat çekiyordu.

"Rezil duruma düşmüş eski vali Eliot Spitzer için bir sürü hakaret sözü sarfedebilirsiniz ama yaptığı şeyin 'orijinal' bir şey olduğunu söyleyemezsiniz.

Yalnızca 'risk almayı seven ve testosteron seviyesi yüksek' alfa erkeği davranışı değil, doğadaki on binlerce türün aynı tarz davranış şekilleri sergilediğini bilmelisiniz.

Çok eşli cinsellik, doğal yaşam içinde çok yüksek bir orana sahiptir ve 'gerçek sadakat' yalnızca bir fantezi olarak kalmaktadır. Tabii ki eşli yaşamı seçip çocuklarını birlikte büyütme sürecini yaşayan hayvanlar da var .Bunların arasında 'eşlik bağı' kurulduğunu ve hatta aralarında bir tür şefkat olduğunu da söyleyebiliriz. Ancak biyologların DNA üstünde yaptığı en son çalışmalardan sonra iyice öğrendik ki toplumsal tekeşlilik çok nadiren cinsel veya genetik tekeşlilik anlamına geliyor.

Hayvanlarda da zina ve fuhuş var

Pek çok dişi babunun bir kulağı veya bir gözü eksiktir çünkü 'aldatıldığını öğrenen' erkek, eşini çok sert şekilde cezalandırır.

İnsan dışındaki bazı hayvanların da seks karşılığında bir tür 'ödeme' yapıyor olması da ilginç bir bulgu.Adam Mickiewicz Üniversitesi ve South Bohemia Üniversitesi'nden bilimadamlarının 'Animal Behaviour' dergisinde yayınladıkları makalede belirtildiğine göre; bilhassa kuşlar ve sürüngenlerin bazı türlerinde erkek çiftleşmek istediği dişiye bazı hediyeler sunuyor.

Bu hediyeler genelde böcek veya kertenkele gibi besinler oluyor. Düzenli eşi dışındaki bir dişiyle çiftleşmek istediğinde ise erkek kuşlar normal eşine sunduğu hediyelerden daha fazlasını 'yuva dışındaki' bir dişiye sunabiliyor. Hediyenin değerine göre yuva dışındaki dişiyle çiftleşme şansının arttığını belirtmeye gerek yok.

Endonezya'da yaşayan makak maymunlarının da buna benzer bir davranış şekli gösterdiği belirtiliyor. Şu farkla ki, erkeğin önerdiği 'çiftleşme ücreti' dişinin kürkünü 'haşerelerden temizlemek' şeklinde oluyor.

Hayvanlarda zina ne kadar yaygın ve normal olsa da, insanın cinsel hayatıyla tek benzerlikleri bu kadar değil: Eşi tarafından aldatıldığını öğrenince çılgına dönen tek canlı türünün insan olmadığının altını çizmemiz gerekiyor.

Pek çok dişi babunun bir kulağı veya bir gözü eksiktir çünkü 'aldatıldığını öğrenen' erkek, eşini çok sert şekilde cezalandırır. Scarab böceklerinin dişileri üzerinde yapılan deneylerde ise, herhangi bir nedenle erkeğinden uzak tutulan dişi, eğer erkeğinin feromon salgıladığı kokusunu alırsa (yani erkek, başka dişilerle çiftleşmek için hazır ve arzulu olduğunu belirten kimyasal bir koku salgılarsa) erkeğini ilk fırsatta sert darbelerle ortamdan uzaklaştırmaktadır.


Yorum (yok) Yorum yaz! | Etiketler : İnsanlar, hayvanlar ve fuhuş, dişi babunlar cinsellik, sadakat, fuhuş, İnsanlar, hayvanlar, Adam Mickiewicz Üniversitesi

Türk genci cinsellikte sınıfta kaldı

Her 3 kadından biri cinsel organlarının adlarını bilmezken, erkeklerin yarısı da gebeliğin hangi dönemde olacağından habersiz. Her üç gençten biri bebeğin anne karnında nerede büyüdüğünü bilmiyor.

Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu-UNFPA ile Nüfusbilim Derneği’nin, Türkiye genelinde köy ve kentlerdeki 3 bin 500 hanede yaşayan 15-24 yaş grubundaki gençler üzerinde gerçekleştirdiği "Türkiye Gençlerde Cinsel Sağlık ve Üreme Sağlığı Araştırması"nın sonuçları açıklandı.

Gençlerin cinsel sağlık ve üreme sağlığı konularındaki bilgi, tutum ve davranışlarını ölçmek üzere tasarlanan araştırma gençlerin cinsel sağlık ve üreme sağlığı konusunda ciddi bir bilgi eksikliği içinde olduklarını ortaya çıkardı.

Araştırmaya göre, her 3 kadından biri cinsel organlarının adlarını bilmezken, erkeklerin yarısı da gebeliğin hangi dönemde olacağından habersiz. Her üç gençten biri bebeğin anne karnında nerede büyüdüğünü bilmiyor. Gençlerin sadece yüzde 10’u HIV/AIDS konusunda doğru bilgiye sahipken yarısı da HIV taşıyıcısı olduğunu düşündüğü birisinin elini sıkmanın kendisine zarar vereceğine inanıyor.

Türkiye'de 15-24 yaş arası gençliğe ilişkin sonuçları ulusal düzeyde temsil eden ilk çalışma niteliği taşıyan araştırmada öne çıkan belli başlı sonuçlar şöyle:

  • 15-24 yaş gençler arasında resmi nikahı olmadan dini nikahla yaşayanların oranı yüzde 12
  • 10 gençten sadece dördü bebeğin geliştiği organı (rahim) doğru olarak biliyor.
  • Her dört kadından biri, kadın üreme organlarının isimlerini bilmediklerini ifade ediyor.
  • Gebelik oluşma zamanına dair bilgisi olduğunu belirten her dört gençten sadece biri doğru bilgiye sahip.
  • Her dört gençten biri tek bir cinsel ilişki ile gebelik oluşmayacağını düşünüyor.
  • 15-24 yaş arası her on gençten yalnızca biri HIV/AIDS konusunda doğru bilgiye sahip.
  • HIV/AIDS’i duyan gençlerin yaklaşık üçte ikisi, HIV/AIDS ile yaşayan bir kişi ile aynı odada bulunmaktan rahatsız olacaklarını belirtiyor.
  • Yaklaşık her on gençten dokuzu, bir ailenin sahip olacağı çocuk sayısına çiftlerin kendilerinin karar vermeleri gerektiğini belirtiyor.
  • Gençlerin ideal olarak gördükleri ilk anne olma yaşı ortalama olarak 24,2 ilk baba olma yaşı ise 26,2
  • Gençlerin sahip olmak istedikleri çocuk sayısı ortalama 2.4
  • Her dört gençten üçü cinselliklerini nasıl yaşayacaklarına “kendilerinin karar vermeleri gerektiğini" belirtiyor.
  • Gençlerin yüzde 43’ü evlilik öncesi cinsel ilişki deneyimi yaşayan bir arkadaşı olduğunu belirtirken, bu oran kadınlarda yüzde 35 iken erkeklerde yüzde 51.

 

Yorum (yok) Yorum yaz! | Etiketler : Türk genci cinsellikte sınıfta kaldı, hıv, aıds, rahim, cinsel ilişki, dini nikahresmi nikah, "Türkiye Gençlerde Cinsel

Okullarda cinsel eğitimin faydası var mı?

Batı'daki ülkeler arasında en yüksek ergen hamileliği oranına sahip ülke İngiltere seks eğitimini tartışıyor.


Okullarda cinsel eğitim verilmesi konusu çok hassas ve suistimale açık bir konu. Amerikan haber dergisi TIME da bu konuyu ele alan bir kapak yapmıştı.

Guardian gazetesinde yer alan habere göre, okullarda verilen cinsel eğitim ülkenin muhafazakar medyasını ayağa kaldırırken öğrenci velilerini de huzursuz etmiş durumda.
Diğer yandan kraker paketlerini bir tür doğum kontrol hapı sanacak kadar bilgisiz gençler de var. O halde nasıl bir denge sağlanmalı?

Mesela ergenlik çağındaki gençlere için Kanal 4 tarafından hazırlanan ‘Living and Growing’ (Yaşamak ve Büyümek) adlı videoda öncelikle büyümeyle birlikte vücutta oluşan farklılıklar diagramlarla anlatıldıktan sonra bunun doğal bir süreç olduğu ve kesinlikle endişe yaratmaması gerektiği vurgulanıyor. Erkek ve kız çocukların vücutlarındaki ve organlarındaki değişimler de grafikler yardımıyla gösterildikten sonra penisin hem işemek hem de bebek yapmak için kullanıldığı belirtiliyor.

En sonunda ise karton bir kadın ve karton bir erkek cinsel ilişki içinde gösteriliyor. Çocuklar için hazırlanan eğitim amaçlı bu videoyu seyretmiş olan Guardian muhabiri, “Bu eylemden hem kadının hem de erkeğin zevk aldığını açıkça gösteren bu diagramda üstelik de kadın üstteydi” sözleriyle şaşkınlığını belirtmiş.

MUHAFAZAKARLAR TEPKİLİ

Muhafazakar çevrelerin tepkisi işte tam da bu noktada başlıyor. Onların fikrine göre çocuklara bir eğitim verilecekse, onlara ‘masumiyetlerini korumaları ve seksten kaçınmaları’ öğretilmeli. Bu çevreler, ergenlik çağındaki genç kızlarda son derece yüksek oranlarda seyreden hamilelik ve kürtaj vakalarının, gençlerin aklına bu tür fikirlerin sokulmasında kaynaklandığı görüşündeler.

Öğretmen sendikaları başta olmak üzere kamu sağlığı ve eğitiminden sorumlu uzmanlar ise tam aksi görüşteler. Onların fikrine göre asıl bu eğtimler yaygınlaştırılmadığı için sorunlar çıkıyor.


Matematik öğretmeni Phil Cooper ve kızı Eve fetusun gelişmesini anlatan modeller üzerinde çalışıyorlar. Bu modeller lisedeki cinsel eğitim dersinin materyeli olarak kullanılacak ..


EĞİTİMİ YETERSİZ BULUYORLAR


Okullarda verilen seks ve ilişki eğitiminin yeterliliği konusu gençlere sorulduğunda ise bambaşka figürler ortaya çıkmakta. Son olarak yapılan araştırma çerçevesinde 22.000 İngiliz öğrencinin yüzde 40’ı okullarda verilen eğitimin yetersiz veya çok yetersiz olduğunu belirtirken yüzde 33’lük bir oran “ne iyi ne kötü” cevabını verdi.

12 ile 15 yaş arasındaki çocukların yüzde 55’i cinsel rahatsızlık yaşamaları durumunda başvurmaları gereken en yakın kliniğin neresi olduğunun kendilerine öğretilmediğini belirttiler.


Genç kızlar nasıl korunacak?


Muhafazakarları asıl kızdıran konu ise, okullarda cinsel eğitim uygulamasına geçileli beri İngiltere genelinde 16 yaşından küçük kızlarda rastlana hamilelik oranlarının yüzde 10 artmış olması. Hele de çocuklara gösterilen eğitim amaçlı video o için çok ağır görüşler dile getiriliyor. “O pis filmin çocukların ahlakını bozduğu” sıklıkla dile getiriliyor.

Kimi çevreler ise 18 yaşından küçüklere doğum kontrol yöntemleri öğretilmesinin müstehcenlik sınırlarını zorlamak olduğu fikrinde. Buna karşı geliştirilen tezlerde ise “Bilgilerinin sınırları daraltarak genç kızları kötülüklerden koruyamazsınız” fikri ileri sürülüyor.

DANIŞMAN İHTİYACI

Eve Cooper adlı 14 yaşındaki kız öğrenci ise konu cinsellik olunca gençlerin anne ve babaları dışında ‘konuşup danışabilecekleri’ birilerine ihtiyaç duyduğunu belirtiyor. Kendilerini azarlayıp ayıplamadan dinleyecek ve yardımcı olacak bir danışman öğretmenin öğrencilere çok faydalı olacağı açık.

Eve Cooper'ın babası Phil Cooper da aydın bir ebeveyn olarak kızının okulda cinsel eğitim almasından memnun olduğunu belirterek “Eğer çocuklarım bana açılmaya çekiniyor ve güvenilir birilerine danışma ihtiyacı hissediyorsa, çocuklarımın sağlığı benim babalık gururumdan önce gelir diye düşünüyorum. Ama bu benim akılcı yoldan elde ettiğim perspektifi bütün anne-babalar paylaşmıyor. Onların da görüşüne saygı duyuyorum” diyor.

Yorum (yok) Yorum yaz! | Etiketler : Okullarda cinsel eğitimin faydası var mı, DANIŞMAN İHTİYACI, genç kızlar nasıl korunacak, muhafazakarlar tepkılı, living

Evlendik, mutluyuz. Çünkü seks yapmıyoruz

24 yaşındaki Paul Cox, aseksüel bir çift olarak karısıyla nasıl mutlu olduklarını Guardian gazetesine anlattı..

 Düğün gecemizde arkadaşları davet edip scrabble oynadık" diyor.

Aseksüel insanların niçin zahmet edip de bir arada yaşamaya kalktığını merak ediyor olabilirsiniz. Paul ve Amanda dokuz aydır evli, son derece mutlu ve ikisi de hala bakir(e).

Bu durumun normal olmadığını, hatta doktora başvurulup tedavi ettirilmesi gereken bir durum olduğunu düşünüyorsunuz belki de… Ama dünyada ‘cinsellik’ kavramına uzak duran ve bu tercihlerinden dolayı çok mutlu insanlar da var. Paul onlardan biri.

“Çocukluğum çok değişik ülkelerde geçti. Hindistan, Zimbabwe ve Kuveyt’te yaşadım. Londra’ya yerleşmeden önce Çin’de ve New York’ta bulundum. Daha küçücük bir çocukken bile evlenip çocuk sahibi olmak istemediğimi biliyordum.” diyor Paul.

Sonraki yıllarda arkadaşları hep kızlardan ve ilişkilerden bahsetse bile Paul hiçbir zaman bir kız arkadaş bulmak istememiş: “Sanırım benimle ilgilenen kızlar da vardı ama ben onlardan gelen sinyalleri hep görmezden geldim”

“13 yaşıma geldiğimde babam bana cinsel eğitimle ilgili bir kitap verdi. Onu okurken adeta yabancı bir kültüre ait bir şeyler okuduğumu hissettim. İnsanların seks yapabilmek için niçin bu kadar zahmetlere girdiğini, niçin bu kadar gayret gösterdiğini ve hatta bu uğurda başlarını nasıl belalara sokabildiğine inanamıyordum. Internet’te bulduğum pornografik görüntülerse beni iğrendirdi. İğrenç değilse bile çok sıkıcı şeylerdi, onlara bakmak bir duvar kağıdına bakmaktan daha eğlenceli değildi” diyen Paul ilk gençliğinde masturbasyon yaptığını da anlatıyor. Ama bu deneyim onun için hiç de eğlenceli veya güzel olmamış.

KIZLARA İLGİ DUYMAYAN ERKEK İLLA EŞCİNSEL DEMEK DEĞİL

Üniversite yıllarına geldiğinde ise kızlara karşı bu ‘ilgisizliği’ nedeniyle insanlar Paul’un eşcinsel olduğunu düşünmeye başlamışlar. Daha sonraki dönemde ise Paul Internet’te “Hiç kimseye karşı cinsel çekim duymadığını” söyleyen bir kızın yorumuna rastlamış. O kızın yorumuna cevap veren bir diğer Internet kullanıcısı ise “Aseksüel olmanın normal bir durum olduğunu” belirterek www.asexuality.org adlı websitesinde konuyla ilgili geniş bilgi bulabileceğini belirtmiş.

Gerisini Paul şöyle anlatıyor:
“Freud ve Kinsey’den beri hatta 60’ların cinsel devrimine varacak kadar, biz insanlar şöyle düşünmeye şartlandırıldık: Eğer bir kişinin cinsel eğilimi yoksa o kişi ya baskı altında tutulmuştur ya da ruhsal bir rahatsızlığı vardır. O nedenle aseksüellik imkansız bir durum olarak görülür. Kinsey bizim gibilere ‘X’ etiketi yapıştırmıştı. Yani kendi cinsel arzularını ifade edemeyecek kadar bastırılmış bir kişiliğe sahiptik ona göre…O websitesini ziyaret ettikçe fark ettim ki aseksüel insanlar da gayet normal insanlardır işte.”

Daha sonraları New York’a taşınan Paul bir gün kendisi gibi aseksüel Amanda’dan bir e.mail alır ve arkadaşlıkları da böyle başlar. İki ay sonra ise evlenmeye karar verirler. Çünkü aralarındaki bağın ikisi için de çok önemli ve vazgeçilemez nitelikte olduğunu fark etmişlerdir. Arada herhangi bir romantizm ve cinsellik olmasa bile iki ‘ruh eşi’ birbirlerini bulmuşsa demek ki hikaye mutlu sonla bitiyor diyebiliriz.

BEŞ YIL SONRA BU EVLİLİK DİĞER EVLİLİKLER GİBİ 'NORMAL' OLACAK

“İnsanlar hep soruyorlar, bizim evliliğimiz diğer evliliklerden ne açıdan farklı diye. Biz iki iyi arkadaş olarak ilişkimize başladık ve bunu başka bir yere taşımaya niyetli değiliz. Seks yapmıyoruz ama arada sarılıp öpüşüyoruz tabii ki. Evliliğimiz beş yılını doldurunca zaten bizim ki de normal bir evlilikten farksız olacak” diyen Paul cinselliği arzulamadığını da özellikle belirtiyor: “Bir şeylerin eksikliğini hissediyor muyum? Hiç de değil. Ama ileride bir gün ikimizden birinin canı seks yapmak isterse duruma bir bakacağız artık. Ötekinin canı istemese bile ‘fedakarlık’ yapacak. Çünkü bir ilişkimiz var ve zaten ilişkinin özü de karşınızdaki kişi için fedakarlık yapmaktır.”

Yorum (yok) Yorum yaz! | Etiketler : Evlendik, mutluyuz. Çünkü seks yapmıyoruz, sekssiz evlilik, aseksüellik, Freud ve Kinsey’den beri hatta 60’l

İnsanı Kendi Haline Bıraksan Kadın Olur ..!



İnsan embriyonunun gelişim süreci çok ilginç. Yola tek hücreli olarak koyuluyor, sonra kuyruklu ve solungaçlı bir dönem geçiriyor, en sonunda da insan taslağına dönüşüyor. Evrimi özetlemekle kalmayıp, sanki kadın ve erkek doğası üzerine de bir şeyler anlatmaya çalışıyor gibi: Erkek olmak çaba istiyor, kadına dönüşmekse son derece pasif bir eylem...

Yazar:Aycan Bolazar

İnsanın 46 tane kromozomu var. Bunlardan 44 tanesine vücut kromozomu deniyor, iki tanesi ise cisiyet kromozomu. Bu son ikisi, kadınlarda iki adet X, erkeklerde ise bir X bir de Y kromozomu şeklinde. Kadının yumurtalıklarındaki 23 kromozomlu üreme hücrelerinde daima bir tane X kromozomu var. Erkeğin spermi de 23 kromozomlu; ama bu spermlerin bazıları X, bazılarıysa Y kromozomu taşıyor. Tutun ki döllenme esnasında büyük yarışı Y kromozomu taşıyan bir sperm kazansın... Hemen bölünme başlıyor. Ve 8. haftanın sonuna dek o embriyonun cinsiyetine dair hiçbir farklılaşma başlamıyor. Her embriyoda hem rahim ve yumurtalıkların gelişmesi için tomurcuk görevi gören Müller kanalı var, hem de testis ve seminal kanalların kökeni olan Wolf kanalı... Hücre çekirdeklerinde taşınan kromozomun hangi cinsiyeti gösterdiği mühim değil; yolun başında her embriyo her iki yöne doğru gelişme potansiyeline sahip. Derken, erkek embriyoda Y kromozomuun uyarısı sayesinde bir madde salgılanmaya başlanıyor: Mullerian İnhibiting Factor, kısacası MIF. Bu MIF öyle menem şey ki, yaptığı tek iş Müller Kanalından rahim ve yumurtalıkların gelişmesini engellemek. Derken birkaç hafta sonra testosteron salgılanmaya başlanıyor, bu da Wolf Kanalı’nı uyarıcı niteliğe sahip... Oysa dişi bir embriyo olayı hiç kasmıyor: MIF’in olmadığı ortamda Müller Kanalı paşa paşa gelişiyor, garibim Wolf’u uyaracak düzeyde testosteron olmadığından o da körelip kalıyor.

Özetle, erkek olmak çaba istiyor, dişi olmak ise sadece insanın doğal hali sanki...


Bir de hermafroditler var... Gerçek hermafroditler... Onlarda MIF salgılanmıyor ama testosteron mevcut... Neticede hem Müller’den rahim ve yumurtalıklar, hem de Wolf’dan testis ve seminal kanallar gelişiyor. Hem penisli, hem vajinalı, kendi kendini döllemesi teorik olarak mümkün insanlar bunlar... Hazreti Meryem’in durumunu buna dayandıranlar olduğunu duymuştum, ilginç bir varsayım... Zaten Meryem de erkek ismiymiş o çağlarda... Ne acayip ve aslında ne kadar da sade bir düzen bu... Her birey, hayata gözlerini açmadan önce evrimin bir zetini geçip hazırlık sınıfıı atlatıyor sanki... Her alt sistem, kendi üst sistemi temize çekiyor, derken üst sisteme katkıda bulunmaya başlıyor. Her insan bölünmüş bir tanrı düpedüz. Üst sisteminin başına her ne geldiyse özetini geçiyor doğana, gözlerini kendi gerçekliğine açana dek. Kişisel kıyamını yaşayamadan ölüp gidenlerse aynen daha solungaçlı devredeyken anne rahminden düşüp gidenlere benziyor. Ne kadar da çok zayi var! Doğanlarsa, bölünmüş tanrılıktan içsel bütünlüğe geçişi yakalayabilmiş olanlar... Ha bir de erken doğanlar var... Böylelerinden o kadar çok var ki çevremde.. Aynen yedi aylık doğmuş bir bebek gibi zayıf ciğerleri ve narin bünyeleriyle hayata başlıyor,hem içsel bütünlüklerinin tadına bakıp hem de doğarken çektikleri acılardan sızlanıp duruyorlar... Kategorize etme veya analoji kurma sevdası var sanki bende.... Ama iş kendimi sınıflamaya ve etiketlemeye gelince midem bulamaya başlıyor. Erken mi doğdum, yoksa hala ana karında keyfime mi bakıyorum? Kendimle pek bir derdim yok, doğal bir huzur ve iç barış halindeyim genellikle... Doğmuş olsam sarsılmış olurdum herhalde biraz... Yoksa... Anne rahminden bir delik açıp güvenli sığınağımda gelişmemi sürdürürken dışarıyı mı gözetliyorum? Ne bileyim yahu! Kendime dair en net bildiğim şeylerden biri oyun oynamayı çok sevdiğim ve yazarken dahi oynamaktan başka bir şey yapmadığım...



Yorum (yok) Yorum yaz! | Etiketler : İnsanı Kendi Haline Bıraksan Kadın Olur , insan embrionu, erkek olmak çaba istiyor, vücud kromozomu, üreme hücresi, erke

Web Analytics