
DNA bantlarında biriken bilgi, kuşaktan kuşağa geçerek devam eder. Bilgi yok olmuyor ve kendini geliştiriyor.DNA' lar kristalin bir yapıdadır. Günümüze kadar yapılan bilimsel araştırmalar ve deneylerin sonucunda DNA' ların da kristaller gibi enerji alıverişi yaptıklarını kanıtlamıştır. Yani bilginin etrafında hareket eden enerjidir. Enerji hareketleriyle bilgi elde ediliyor. Bilimadamları da atomlarda varolan enerjiyi tekrar kullanarak yeni atomlar elde ediyorlar. Bu demek oluyor ki, kendi yaşantımızda ilerken zaten DNA' larımızda var olan bilginin üzerine yeni bilgi ekliyoruz. Tecrübeler, bunun içindir. Yaşama gelme amacımız, bir bilimadamının laboratuar deneyinde yaptığı gibi deneyi izlemek ve izlerken mümkün olduğu kadar bilgi ile donanmaktır.
İşte bu, bizim yaşam dediğimiz döngüdür. Bilgileriniz sizden çocuklarınıza, torunlarınıza ve onlarında çocuklarına kadar ilerleyecektir. Gördüğünüz gibi bilgi asla yok olmuyor. Fakat bilgi, dönüş-türülebilir. Nasıl mı? Çok basit. Sadece o bilginin farkında olarak ve neye/nasıl hizmet ettiğine ba-karak bilgiye müdahele edilebilir. Değişerek yani değişme zorunluluğunu farkederek ve kabullenerek.
İnsan kendini ne kadar karmaşık hale getirirse daha sonra da karmaşayı çözümlemek için harekete geçiyor. Karmaşadan kurtulma halleri de yeni tecrübelerle gerçekleşir. Karmaşa halleri rutine dö-nüştüğünde ise imdat zilleri çalmaya başlar. Bundan dolayı değişim isteniyor ve değişim gerçek-leşecek demektir.

Kristaller, bu karmaşa hallerinden çok uzaktır. Onlar, insanlarla aynı elemetlere sahip olmasına rağ-men kendilerine has farklı düzenlerde çalışırlar. Bir kristalin fiziksel eylemi yoktur. İnsanlar gibi atlamaz, zıplamaz, koşmaz, yürümezler. Fiziksel olarak statik halde bulunurlar. Bu statik halde ise muazzam bir enerji saklıdır. Saf enerji. Öyle ki, evren ile ilgili, tüm bilimadamlarının ulaşmak istediği bilgiler, bir adet kristalin içinde zaten mevcuttur. Kristaller, en mükemmel kaydedicilerdir. Bilgiyi kaydederler. Dünya gezegeninde insanın varlığı henüz yok iken bile kristaller vardı. Birçok medeniyetlere, doğal olaylara, reformlara şahit oldular. Evrenin, evrim sürecini kaydettiler. Bilgi ise insandan insana tıpkı DNA da olduğu gibi kristal familyasında da kristalden kristale aktarıldı. Böylece, her oluşan yeni kristal, eski kristalin bilgisine sahiptir.
Kristaller, insanlardan daha eski ve bilgedirler. Saf enerjiden meydana gelirler. Bu sebeple kristal-lere çok saygı duyulmalıdır. İnsanın erişmeye çalıştığı saf enerjiye sahiptirler. Kristaller şimdiye ka-dar aklınıza gelebilecek her türlü endüstri de kullanılmıştır. Kolunuzdaki saat, seyrettiğiniz televiz-yon, yemek yediğiniz tabaklar, kullandığınız arabalar... ve dahası. Bununla beraber, yüzyıllar boyunca şifa çalışmalarında da kullanılmıştır. Kristallerle iyileştirme çalışmaları, tüm medeniyetlerce denenmiştir. Tarihte Eski Mısır Firavunlarından tutun da Osmanlı Padişahlarına kadar kristaller, şifa amaçlı kullanılmıştır.
Alternatif şifa uzmanları, bilindiği gibi bioenerji üzerinden çalışırlar. Enerji bedeninde varolan makro ve mikro çakraları, tedavi amaçlı kontrol ederler. DNA ile taşınan bilgiler, çakraların işleyişinde önemli ölçüde etkendir. Kristaller ile bu kontrol gerçekleştirilir. Çakraların sağlığı, kişinin yaşarken içinde bulunduğu fiziksel, duygusal, zihinsel ve ruhsal koşullar ile doğru orantılır. Çakralardan biri eksik veya fazla çalışırsa bu bütün çakra döngüsünü etkiler. Kişinin her türlü dengesi bozulmuş demektir. Bu dengesizlikler örneğin; Özgüven eksikliği, kendini ifade edememe, topluluk içinde dışlanmış hissetme, yaşamdan keyif alamama, asosyallik ya da aşırı sosyallik, dürüst olamama, sevgi eksikliği, obsesyonlar, ishal ve kabızlık, uykusuzluk, depresyon, kanser, kalp rahatsızlıkları, tansiyon dengesizlikleri, mide problemleri...v.b gibi çeşitli bir sürü sendromlar gözlenir. Dengeye kavuşmak için çakraların temizlenmesi tercih edilen bir yöntemdir.

Çakraların arındırılarak dengede çalışmaları için, kristallerin enerjisinden mümkün olduğu kadar faydalanılır. Kristaller aynı zamanda, DNA ile taşınan, kişiye engel teşkil ederek gelişimini olum-suz yönde destekleyen birikimlerinin de temizlenmesinde kullanılır. Her kristalin, kendine özgü enerjiyi tutma, yayma ve geliştirme özelliği vardır. Örneğin; Kristal Kuvars ve Ametist, tepe çakrasında kullanılır. Fakat; Kristal Kuvars öyle bir muhteşem bir kristaldir ki bütün çakralara kozmik enerjiyi aynı ölçüde ileterek etkiler. Kristal Kuvars ve Ametist, içeriğinde Silisyum bulunan silikat minerallerindendir. İnsan bedeni de aynen kristaller gibi silikat minerallerinden oluşur. Özellikle sinir sistemi, silikatlerden meydana gelir. Yapılan çalışmalara göre; Bir karar alınırken ya da düşünme esnasında, insan beyninde bulunan silikatlerin yer değiştirerek harekete geçtiği saptanmıştır. İşte kristaller, insanın enerji bedenine müdahele ederek fizyolojik bedende varolan kendi benzer atomlarını harekete geçiriyorlar ve kendi benzerleriyle iletişime geçerek, iletişim halinde kalıyorlar. Bu atomaltı taneciklerinin iletişimi neticesinde insanlarda arınma, farkındalık kazanma, deneyim, sağlıklı bir zihin ve beden halleri açığa çıkıyor. Yani enerji, insanın bilgeliğini tetikliyor. Bu nedenle kristallerle gerçekleştirilen terapilerden ve meditasyonlardan hızlı ve net sonuçlar almak mümkündür.
Kristal terapileri, insanlar için çok elverişlidir. Hem fiziksel hem de zihinsel olarak kişi, kendisini daha iyi hissetmeye başlıyor. Günümüze kadar birçok hastalıklara kristallerin enerjisinden yararlanarak tedaviler uygulanmıştır. Kristal terapi esnasında, kişinin bölgesel enerji noktaları baz alınır. Çeşitli kristaller, fizyolojik beden üzerinde bulunan çakra noktalarına bir veya birden fazla adet olarak yerleştirilir. Çalışma öncesinde kristaller tamamen temizlenmiş yani nötr hale getirilmiş olmalıdır.
Şifacı uygulama esnasında her bir çakraya yerleştirdiği kristal ile o noktaya enerjiyi çeke-bilir, o noktada enerjiyi tutabilir ve bunu genişletebilir. Şifacı, diğer bir çakra ile ilgilenirken, kristal, üzerine konulduğu çakraya evrensel enerjiyi iletmeye devam edecektir. Kristaller, evrende varolan kozmik şifa enerjisini, şifa alan kişinin çakrasına taşıyarak yani naklederek temizler ve dengeler. Bir çakradaki iyileşme, o çakranın altında ve üstünde bulunan diğer çakralara da ulaşır. Şifa-cı, kristal terapi esnasında kendisinin ve kristallerin ilettiği enerji ile bir bütün olur. Kristal terapide uyum çok önemlidir. Şifacı, kullanılan kristaller ve şifa alan kişi aynı uyum içerisinde kalmaya özen göstermelidir. Şifacı, kristalleri komuta ederek şifa enerjisinin akışını sağlar ve bu akışı bilgelikle hizalandırır. Genel çakra temizliğini ve dengelemesini yapan şifacının özellikle çok tecrubeye sahip olması gerekir. Aksi halde şifa alan kişiye fazla enerji yüklenebilir ve çakraların dengesi istenildiği gibi sağlanamaz.

Çakraları arındırma ve dengeleme, bununla birlikte onların kendi aralarında ve tüm evren ile uyum içerisinde çalışmasını sağlamak için tek bir kristal veya birden fazla kristal birarada kullanılabilir. Kristallerle çalışan kişi, onlarla ile sürekli bir iletişim halindedir. Kristal terapisti, kristali programlama esnasında, o kristalin hangi noktalara yoğunlaşarak çalışacağını anlar. Kristal, bu esnada o bölgelere titreşimlerini daha çok yayarak kendini ifade eder. Bu sebeple, kristallerin hangi çakralar üzerinde çalıştığına dair genel bir sınıflandırılma yapılmıştır.Bu sınıflandırılmaya uygun olarak, belli çakralar üzerinde etki eden kristal çeşitleri şöyledir;
1.Kök Çakrası: Manyetit, Lal Taşı ( Garnet ), Fluorit, Ateş Opali, Kehribar ( Amber ), Pirit, Yakut, Dumalı Kuvars, Kaplangözü
2.Alt-karın Çakrası: Malakit, Ateş Opali, Krizopras, Aventurin, Kehribar ( Amber ), Dumanlı Kuvars, Kaplangözü, Siyah Turmalin, Kalsit, Kalsedon
3.Göbek ( Güneş-sinirağı ) Çakrası: Malakit, Aytaşı, Yeşil Akik, Pembe Turmalin, Siyah Turmalin, Kırmızı Mercan, Sitrin, Krizopras, Kalsedon, Azurit, Aventurin, Peridot ( Zebercet taşı ), Dumanlı Kuvars, Kaplangözü
4.Kalp Çakrası: Malakit, Yeşim, Zümrüt, Rosen ( Pembe Kuvars ), Krizokol, Kalsit, Aventurin, Akuamarin, İnci, Peridot, Yakut, Turkuaz, Pembe Turmalin
5.Boğaz Çakrası: Lapis Lazuli, Krizokol, Mavi Dantelli Agat, Akuamarin, Ametist, Turkuaz,
Aytaşı, Fluorit
6.Alın ( 3. göz, kalp gözü, Ajna ) Çakrası: Moldavit, Aytaşı, Lapis Lazuli,, Labradorit, Fluorit, Yeşim, Zümrüt, Elmas, Sitrin, Ametist, İnci, Safir, Sodalit, Sugilit, Topaz, Turmalin, Turkuaz
7.Tepe ( Taç ) Çakrasi: Moldavit, Labradorit, Fluorit, Elmas, Ametist, Safir, Sugilit, Topaz
Kristal Kuvars ve Rutilli Kuvars bütün çakralara çalışırlar. Görüldüğü üzere bir kristal, birden fazla çakra ile etkileşime girebilir. Bu tamamen, o kristalin yaydığı enerji ile doğru orantılıdır.
Kristaller, kendi bilinçlerini insanoğluna hizmet etmek için sunarlar. İnsan ile kristal arasındaki ilişki, bilgi alişverişidir. Maalesef, insanoğlu kendi mükemmelliğini ve sahip olduğu potansiyellerini unutarak egodan beslenmeye devam ediyor. İnsana kim olduğunu, gene kendine hatırlatmak amacıyla saf kristaller, masum enerjilerini ortaya koymuşlardır. İnsan, kendi özgür iradesine sahiptir. Böylece seçim yapma gücünü elinde tutar. Kristaller ise sizden uzak değil, yanıbaşınızdadırlar. Seçiminizi kristallerden yana kullandığınızda, kendinizden başlayan bir değişim sürecine girersiniz.
Bu değişime, hem kendi üzerimde hem de öğrencilerimde ve yakın çevremde tanık olmak, benim için çok keyifli oluyor. Seçim sizindir. Net bir değişim istiyorsanız, vaktinizi kristallerle daha çok geçirebilirsiniz. İlerleyen zaman eşliğinde, varlığınızı tüm kristallere açarak değişimi ve değişen kendinizi yakalamanızı diliyorum.
Sevgiyle kalın,
Meryem Ebru SEZEN
Jeoloji Mühendisi
Usui Reiki Ustası/ Öğretmen
NEDEN KRİSTALLERİ KULLANMALIYIZ ?

Bu gezegende varolan herşey birbiriyle bağlantılıdır. Onları yok varsaydığınızda kendinizi ayırmış olursunuz. Ayrılık hissi ise karmaşayı beraberinde getirir. Halbuki, herşey birbirine hizmet etmek için varolmuştur. Kristaller de insanoğluna ve Dünya-Galaksiler düzenine hizmet ediyorlar. Kristallerin insanlar üzerindeki olumlu ve geliştirici etkisi kabul edilmelidir. Evet, Yaratan ile kurulan bağ çok güçlüdür ve arada başka birşeye gerek yoktur. Fakat aklınızı bir kenara atamazsınız. Aklı veren de O' dur. Yaran kanadığında, yarabandını yapıştırırsın. Bu çok basittir ve yarabandı bunun için vardır. Yarabandını kanama dursun diye yapıştırırken iyileşmeyi Yaradan' dan dilersiniz. İlahi ilhamı O' ndan alırsınız. O ise içinizdedir. İçinizde ne yaşıyorsanız ve hangi durumdaysanız, dışarda olanı ancak o kadar yorumlayabilirsiniz. Yaratan, insanoğluna aklını bir kenara atsın ve yok farzetsin diye değil kullansın ve geliştirsin diye vermiştir. Yaşarken yara bantlarınız sizin aletlerinizdir, amacınız değildir. Bunu iyi ayırt etmek gereklidir. İnsanlığa hizmet eden kristalleri ise özünüzden gelen ilhamı, aklınızın gücü ile birleştirerek kullanabilirsiniz. Çünkü aklınız, sizin şimdiye kadar fiziksel, duygusal ve ruhsal olarak ne kadar deforme olduğunuzu tespit ederek sinyalleri yakalar. İçinizden gelen özünüzün sesi ise iyileşmeniz gerektiğini ve kendinizi iyileştirebileceğinizi söyler. Öz ile akıl birleşerek ihtiyacınız olana sizi yönlendirir. Kristaller de buna dahildir.
İçinde oturduğunuz eviniz, bindiğiniz arabalar, üzerinde yürüdüğünüz kaldırımlardan tutun da içtiğiniz ilaçlara kadar herşeyin kaynağı doğadır. Doğadan çıkarılan maddeler, insan eliyle yapaylaştırılarak size sunulur. Yani şehir düzeninde sahip olunanlar doğanın yapay şeklidir.Ve sizlerde içinde yaşadığınız doğanın bir parçasısınız. Bununla beraber insan bilinci daha gelişmiştir ve insan, üstün bir varlıktır. Kristallerde ise bilinç daha farklı çalışır. Şifa amaçlı kullanılan kristaller tamamen doğadan çıktığı haliyle bulunurlar. İnsanda olduğu gibi kristallerde değerler, yargılamalar, hükümler, duygular yoktur. Onlar sadece varoluşa hizmet etmek için doğada yer alırlar ve hizmet ederken sorgulamazlar. Bu sebeple kristaller, insanların niyet enerjisiyle aktif hale gelirler. Komuta edilebilirler. Sorgulamadan sizin ihtiyacınız olan enerjiyi size çekerler. Siz, ancak kendinizi sorgulayabilirsiniz. Kendi niyetlerinizden sorumlusunuz. Niyetlerinize bağlı olarakta ya karmalar üretmeye devam edersiniz ya da sizi takip eden karma bağınızdan kurtulmak için kristalleri kullanırsınız.
Kaldı ki hastalıklarınıza sebep olan ve sizi boğan, yaşamdan koparan düşüncelerden kristallerin enerji desteğiyle arınabilirsiniz. Düşüncelerinizi ayırt etme farkındalığına kristallerin enerjisinden faydalanarak sahip olursunuz. Fakat insan öyle bir varlıktır ki kendi geliştirdiği, beslediği gurur ve kibir ile hiçbirşeye ihtiyacı olmadığını söyleyebilir. Halbuki içinde yaşadığımız düzende gurur ve kibir yer almaz. Kimse sizin gururunuza ya da kibirinize göre hareket etmez. Siz düzen içinde fiziksel, zihinsel,duygusal ve ruhsal bedenlerinizle yer aldıkça öğrenirsiniz. Öğrenilen ise gururun ve kibirin, kendi engelleriniz olduğudur. Bunlarla beraber, faydalı olacak herşeyden sizi ayrı tuttuğunu farketmek için gene kendinize tekrarları yaşatırsınız. Yardıma ulaşmak için yardıma ihtiyacınız olduğunu ifade edebilmek gereklidir. Birbirine hizmet etmek demek yardım etmektir. Kişi, öncelikle kendi iç dünyasına artık yardım alması gerektiğini itiraf etmelidir.
Kristaller, kozmik enerjiyi size taşıyarak her türlü ifade ediş gücünüzü beslerler. İfade şekliniz, önce kendinize sonra tüm dünyaya kendinizi tanıtma biçiminizdir. Bilinçli olarak enerjinizi kristallerle çalışarak yükseltirseniz ifade ediş şeklinizi zenginleştirirsiniz. Kristallerle taşınan enerji tüm hücrelerinize yerleşir. Böylelikle illüzyonlardan kurtulmanızda ve yaşamda yer alma isteğinizi geliştirmenizde yardımcı olurlar. Unutmayın lütfen, yaşamınızı ancak devam ettirerek öğrenirsiniz. Hayatta kalma isteği, yaşama tutunmak içgüdüseldir. Bu dünyaya gelmişseniz yaşayarak öğrenmeyi kabul etmişsinizdir. Her anınızı duyularınız eşliğinde yaşayarak öğrenirsiniz. Yaşamdan koparak ve bu kopukluğu isteyerek ancak amacınızdan ayrı düşersiniz. Kendinizi geliştirmek için enerjiye gereksinim vardır. Deforme olan zihinsel, duygusal ve fiziksel bedenlerinizle bunu kısıtlı yapabilirsiniz. Kristaller ise iyileştirici kozmik enerjiyi tüm bedenlerinize aktararak gelişmenize yardımcı olurlar. Yaşam enerjisi ile dolarsınız. Yeni bir forma ve şekle sahip olursunuz.
Her anda değişimi yaşıyorsunuz. Her anınız yenidir. Eskide kalırsanız yeniyi farkedemezsiniz. Kendinize çektiğiniz enerji ise yeni olanı geliştirmek için kullanılmalıdır. Kristalleri, kendi enerji alanlarınıza dahil ederek kozmik enerjiyi kullanıyorsunuz ve büyük ölçüde saflaşıyorsunuz. Enerjiniz korunur ve içinizde kendinizi geliştirme isteğiniz giderek fazlalaşır. Yani iyileşmeye ve daha iyi, kaliteli yaşamaya başlıyorsunuz. Enerjiyi döndürebildiğinizi farketmenizde bunu gerçekleştirmenizde kristaller size yardımcıdır. İlahi özünüzün neşesine kavuşarak böylece değişim gerçekleşiyor. Bu sebeple kristaller çok değerlidir.
Kristalleri de bilinçli yani aklınız ve özünüz eşliğinde konuya hakim kullanmak önemlidir. Kristalini bir hevesle alıp, birkaç gün/hafta kullanan ve sonradan çekmecelere kaldıranlar, bir köşede unutanlar oluyor. Bu kişiler ise sonradan kristallerden bir fayda görmediklerini söylüyorlar. Buna şaşırmayın. Fayda görmedikleri doğrudur. Elbette fayda göremezler. Kişi, kendini teslim etmeli ve bu enerjiye kendini açabilmelidir. Bunun için değişim gönülden istenmelidir. Mutsuzlukta ancak mutluluktan yoksun ve sevgisiz ilerlenir. Kişi mutsuz ise yeterince sevmiyor, sevemiyor demektir. Bir insan eğer iyi bildiği mutsuzlukta güvenle kaldığını ve bütün acıları hakettiğini düşünürse kristaller dahil evrende varolan hiçbirşeyden yardım alamaz. İyi duygular istenmelidir. Kendini iyileştirme isteği ise cesaretle alınmalıdır. Özendirilebilirsiniz. Teşvik edilebilirsiniz. Fakat harekete geçen sizsiniz. Bunu hatırlayarak kristallerden faydalanmanızı ve cesaretinizi kristallerin enerjisiyle birleştirmenizi diliyorum.
Sevgilerle,
Meryem Ebru SEZEN - Sophia